Bize bir değil, onlarca harf öğreten öğretmenlerimizin kıymetini bilmek yerine; bugünlerde onların çeşitli şikâyetlere, şiddete ve ne yazık ki zaman zaman cinayetlere maruz kaldığını görüyoruz. Bir öğretmen ve aynı zamanda yazıyla ilgilenen biri olarak bu durum beni derinden üzüyor.
Eskiden “öğretmenin vurduğu yerden gül biter” sözü, öğretmene duyulan saygıyı anlatmak için kullanılırdı. Bugün ise öğretmenlerin sık sık şikâyet edildiğini, mesleğin itibarının zedelendiğini görmek düşündürücü. Oysa bir toplumu ayakta tutan en önemli güç eğitimdir. Eğitim ise önce ailede başlar, ardından öğretmenin emeğiyle şekillenir.
Dünyanın çeşitli yerlerinde savaşların ve belirsizliklerin yaşandığı şu günlerde, güçlü ve bilinçli bir toplum olmanın yolu her zamankinden daha fazla eğitimden geçiyor. Bu yüzden yapılması gereken ilk şey, eğitimi ve öğretmeni hak ettiği değere kavuşturmaktır. Çünkü bir toplumun geleceğini inşa edenler, sınıfların içinde sessizce emek veren öğretmenlerdir.
Canıgönülden inanıyorum ki bir insanın hayatta yakalayabileceği en büyük şanslardan biri, çocukluk yıllarında iyi bir öğretmene denk gelmesidir. Bir öğretmenin söylediği tek bir söz, bazen bir öğrencinin tüm hayatının yönünü değiştirebilir. İşte bu yüzden öğretmenlik yalnızca bir meslek değil; aynı zamanda büyük bir sorumluluk ve fedakârlıktır.
Bu kadar kutsal bir mesleğin küçük düşürülmesine izin vermemeliyiz. Öğretmenlerimizin parasına ya da tatiline değil, yetiştirdikleri insanlara ve verdikleri emeğe bakmalıyız. Çünkü yarının toplumu, bugün öğretmenlerin sınıfta attığı küçük ama değerli adımlarla şekilleniyor.