Bize sevgiyi hep yanlış öğrettiler desem, bana kızar mısınız?
Filmlere inandık, romanlardaki o büyük tiratlara aldandık. Zannettik ki sevgi; havaalanında gidenin arkasından koşmaktır, yağmur altında sırılsıklam olup bağırmaktır ya da pahalı restoranlarda, herkesin içinde yapılan o şatafatlı tekliflerdir.
Oysa hayat, filmlerin bittiği yerde başlıyor. Ve gerçek sevgi, tam da o "jenerik aktıktan sonra" kalan sessizlikte gizli.
Geçen gün bir hastane koridorunda, yaşlı bir amca gördüm. Teyzenin ayakkabı bağcığı çözülmüş. Eğilemiyor kadıncağız. Amca, hiç düşünmeden, o bel ağrısına rağmen eğildi, yavaşça bağladı o bağcığı. Sonra kalktı, teyzenin omzuna dokundu: "Yoruldun sen de, az kaldı," dedi.
İşte o an düşündüm; "Seni seviyorum" demenin kaç farklı yolu var diye.
Bence gerçek sevgi, gürültüyü sevmez. Gösterişten hoşlanmaz. Instagram hikayelerine sığdırılan devasa çiçek buketlerinde değildir o. Sabah uyanır uyanmaz, yüzünde yastık izi varken size bakıp "Kahveni koydum" diyen o uykulu sestedir.
Sevgi, büyük fedakarlıklar beklemek değildir. Asıl sevgi, o "küçük" zannettiğimiz detaylardadır.
Birinin, siz eve yorgun geldiğinizde, anlatacak takatiniz bile yokken sizi sessizce anlamasıdır.
En sevdiğiniz dizinin yeni bölümünü sizsiz izlemeyi aklından bile geçirmemesidir.
Siz hasta olduğunuzda, dünyadaki en önemli iş oymuş gibi nane limon kaynatma telaşıdır.
Bizim neslimiz biraz sabırsız, kabul edelim. Bozulanı tamir etmek yerine yenisini almaya, sıkılınca kanalı değiştirmeye, zorlanınca "anlaşamıyoruz" deyip gitmeye alıştık. Ama sevgi, biraz da "rağmen" sevebilmektir. Huysuzluğuna rağmen, o günkü suratsızlığına rağmen, saçma sapan bir şeye ağlamasına rağmen orada kalabilmektir.
"Seni seviyorum" cümlesi çok güzel, evet. Ama "Dikkat et, hava soğuk", "Vardın mı?", "Yemek yedin mi?" ya da "Senin canın sıkkın, gel biraz konuşalım" cümleleri... İnanın bana, bunlar "Seni seviyorum"un ispatlı halidir.
Bugün, hayatınızdaki insana devasa sözler vermeyin.
Ona sadece zamanınızı verin.
Belki bir bardak çay koyarsınız, belki üzerini örtüp "İyi uykular" dersiniz.
Çünkü sevgi; kelimelerin bittiği yerde, eylemlerin o şefkatli sessizliğinde başlar.
Ve inanın, bir insanın bir insana verebileceği en büyük hediye, "Ben buradayım, yanındayım" hissini vermektir.
Gerisi inanın teferruat.