Sınavın içinde türlü türlü sınavlara tabi tutuluyoruz. Aslında hayat, en önemli dersin sınavı; içinde kalem tuttuğumuz her aşama ise bir soru başlığı gibi...
Bizler bu aşamaları yaşarken, beşeri sistemdeki her eğitim-öğretim döneminde bir müfredat değişikliği oluyor. Bazı konular ağır geldiğinden, bazıları ise artık gerek görülmediğinden müfredat çizelgesinden çıkarılıyor. Ama hayatın müfredatı dünya kurulduğu andan beri aynı: Kur'an-ı Kerim...
O, hiçbir zaman dilimi içinde ziyana uğramadı. Hiçbir asrın içinde herhangi bir ayeti gereksiz bulunup müfredattan çıkarılmadı. Ve en önemlisi; hiç kimseye kitapta olmayan bir konudan soru gelmedi. İndirildiği ilk andan itibaren yazılanlar da belliydi, sınav da belliydi, sorulacak sorular da... Lakin insanoğlu; okuması, her manasını önce kalbine sonra hayatına işlemesi gereken kitabı okumadı, okutmadı; anlamadı, anlatmadı.
Herkes, evinde, kapısını kilitleyip "Misafir gelince açarız." dediği salonda; içi tozlanmış fincanlarla ve gün görmeden, kimsesizlikten sararmış dantellerin olduğu vitrinlerin en üstüne koydu Kur'an-ı Kerim'i. "En yukarıda olsun, günahtır." diye zırhla korumaya aldıkları Kur'an-ı Kerim'in kapağını açmayarak, ayetlerini okumayarak, anlamını kalplerine aşılamayarak asıl o zaman büyük bir yanılgıya düştüklerinin farkında bile olmadılar.
Peygamber Efendimiz'in Hira Mağarası'nda duyduğu ilk ayet neydi? Alak Suresi'nin ilk beş ayeti ile insanlığın kulağının pası silinmişti:
"Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alaktan (embriyodan/aşılanmış yumurtadan) yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, kalemle (yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediğini öğretendir."
Allah, yeryüzüne nasip ettiği ilk ayette bize "İkra" diye seslendi. Dünya hayatının özetiydi bu ayet. Ne yaparsan yap "Oku"; çünkü insana bilmediğini öğreten okumaktır. Allah'ın emri aşikardı lakin emre itaatsizlik çağımızın hastalığı oldu. Her evde Kur'an-ı Kerim var ama onu ya tozlu raflarda, mevsim temizliklerinde tozu alınsın diye yalnız bıraktılar ya da süslü kılıflara koyup çiviyle duvara asarak terk ettiler.
Bugün bir sınav var. Vatanımızın çocukları, lise sıralarına terfi etmek için ter döküp titreyen elleriyle soruları cevaplamaya çalışacaklar. Aileleri ise okul kapılarında, uzun zamandır vitrinin üzerinde duran Kur'an-ı Kerim'i ellerine alacaklar. Sosyal medyada yahut herhangi bir yerde duydukları "Çocuğun sınava girdiğinde Fetih Suresi'ni oku, sınavı çok güzel geçer." cümlesiyle hemhal olup Fetih Suresi'ni okumaya başlayacaklar. Ancak ne Fetih Suresi'ndeki ayetlerin derinliğinde huzuru bulabilecekler ne de tozlu raflara terk ettikleri o ilahi rehberin nurundan ve şifasından ne kadar mahrum kaldıklarının farkına varacaklar.
Çocuklarınız için telaşa kapıldığınız mesleki basamaklar, sizi "İkra" hükmünün manasından uzaklaştırmasın. Kâinatı, insanı ve olayları Allah'ın varlığını, birliğini ve gücünü görerek anlamlandırmaktır İkra.
Allah bize "Oku!" diye emrettiğinde; fani dünya aleminde, Nefs-i Emmâre içinde kaybolup hırslarımızın ve arzularımızın bize hükmetmesine izin vermemizi kastetmedi. "Oku" derken; "Geldiğin mevki makamda kibre kapıl, insanları ez, hakir gör; geldiğin yeri ve seni o noktaya getiren beni unut." demedi.
Şimdi asıl mevzuya gelirsek... Çocuklarınız için emek verin ama onlar sadece çok para kazansın ve isimlerinin önünde bir sıfat olsun diye değil; gerçek sınav kağıdında elleri titremeden, dilleri sükuta bürünmeden cevap verebilecekleri faydalı kapılarda nefes tüketmeleri için mücadele edin. Çocuklarınıza onları niteleyecek dünyevi sıfatlar ararken, aylarca kapağını açmadığınız Kur'an-ı Kerim'i sadece o gün açıp okumaya çalışmayın.
Hakkı gözetecek, insanın kalbine ve ruhuna fayda sağlayacak, adaletin herkese eşit davranmak değil hak edene hakkını vermek olduğu bilincini kavrayacak; saygının sevgiden daha kuşatıcı olduğunu ama sevginin de saygıyı kökten besleyen bir can suyu olduğunu anlayacak herkesin başarılı olacağı nice sınavlar diliyorum güzel ülkeme.
İnsanı hırslarının kölesi yapan o dünyevi hamlıktan kurtaran ve kalbin nihai huzura ereceği Nefs-i Mutmainne'ye giden yol, işte bu yoldur: İKRA!

Mine Aras Nalkıran