Hayatın en hızlı ve geri dönüşü olmayan süreçleri, galiba o büyüme ve eşik atlama dönemleri. Daha dün gibi... Temel eğitim sıralarına ilk adımlarını ürkekçe atan o çocuklar, bugün kitlesel bir akademik dönüm noktası olan LGS eşiğinde duruyorlar. Benim kızım Ebru Tuana da dahil olmak üzere, milyonlarca evlat şu günlerde hayatın ilk ciddi virajını dönüyor.
Bu süreç sadece çocukların sınav maratonundan ibaret değil; evlerimizin havasını, sessizliğini, mutfaktaki çayın demlenme saatini bile değiştiren kolektif bir deneyim. Odalardan taşan o bildiğimiz çocuksu cıvıltıların yerini, hışırdayan test yapraklarına ve koridorlardaki olgun ayak seslerine bırakması, bir jenerasyonun gözümüzün önünde kabuk değiştirme evresidir.
Şu günlerde evlerin ışığı yanan pencerelerine baksak, hep aynı görünmez koşturmacayı fark ederiz. Milyonlarca çocuk, hayat sahnesinde kendi ayakları üzerinde durmanın rasyonel bir provasını yaparken, biz aileler de bu disiplin sürecine entegre oluyoruz. Ancak bu dönemi yalnızca bir test ya da puan mekaniği olarak okumak, arkadaki o muazzam mental emeğe haksızlık olur. Bizler aslında bir kağıt parçasının neticesini değil; evlatlarımızın çocukluktan gençliğe o zarif ve sessiz geçişini tecrübe ediyoruz.
Bu yolları bizzat yürüyen çocukların çok iyi bildiği bir gerçeklik var: Başarı, konfor alanlarının dışında inşa edilir. Aylardır ev, okul ve dershane üçgeninde mekik dokuyan bu çocuklar; sabahın en erken saatlerinde, İradeyi, sorumluluk almayı ve bir hedef uğruna fedakarlık yapmayı öğrendiler. Parmakları üşürken tuttukları o kalemler, sadece test çözmedi; karakterlerinin altyapısını kurdu. Biz anneler de bu süreçte sadece birer izleyici kalmadık; sabrın ve o evdeki psikolojik dengenin kurucu aktörleri olduk.
Ebeveynlik dengesi tam da bu noktada kritik bir misyon kazanıyor: Evlatlarımızın kanat çırpışlarını ürkütmeden, onlara kendi alanlarını tanıyarak ama arkalarında sarsılmaz bir güven limanı olduğunu hissettirerek bu süreci yönetmek durumundayız. Biliyoruz ki evlerimizin odalarından yükselen bu yeni, olgun ve kararlı sesler, yarının dünyasını şekillendirecek olan o nitelikli insan sermayesinin kendisidir.
Sonuç olarak; sınav sistemleri ve puanlar zamanla işlevini tamamlar ve yerini yeni gündemlere bırakır. Fakat bir aile bilinciyle ve sistematik emekle örülen o güven bağı, bir çocuğun hayat boyu sırtını yaslayacağı en rasyonel rehber olarak kalacaktır. Yolun açık, zihnin berrak olsun güzel kızım ; ve bu büyük mücadelede ter döken tüm evlatlarımıza başarılar diliyorum.
Halime BİNGÖL