Her yeni yüzyılda her toplumda bir takım değişiklikler olur gayrı ihtiyari. Geleceğin getirileridir bu değişiklikler. Kimi toplum gelişmişliğin ve teknoloji çağının etkisiyle dağılır kendi çemberinden. Kimisi dağılmamak için mücadele eder yeni dünya kurallarıyla. Fakat toplumun teknolojik ve modern hareketler sonucu değişimi kötü bir gelişmedir diyemeyiz, taki o toplumun bireyleri bu yeni dünyada kendilerini farklılaştırarak ötekileşmeyi tercih edene kadar. Değişim ötekileşmeye vardığında ortada bir çemberin içinde tam bir toplum var demek mümkün olmuyor, çünkü herkes çemberden çıkıp birbirinden öte gidiyor. Tüm dünyada toplumlar özellikle de savaş eyleminin tekrar tekrar gündemde olduğu bu çağda ayrışmanın, bölünmenin ve ötekileşmenin zararından faydalanabilir. Elbette herkes birlik olmanın dış dünyayla olan mücadelede önemli olduğunun farkındadır. Söz konusu bizim toplumumuz olduğunda tüm dünya Türkiye'nin birliğini her defasında görmektedir. Fakat bir büyüğümüz Türk halkı toplumsal çürüme yaşamakta, ahlaki değerlerimiz bozulmakta, insanların birbirine saygısı azalmakta, gençler ve toplum yozlaşmakta şeklinde açıklama yapmıştı bir sokak röportajında. O günden sonra toplumsal çürüme kavramı pek çok kişinin bilincinde yer etti. Sizcede bu büyüğümüzün dedikleri bir toplumu parçalamakta en etkili yöntemlerden değil mi? Büyüklerimiz toplumsal çürümenin sebebi olarak doğrudan Z kuşağını suçluyor, Z kuşağı ise onları yetiştiren neslin olumsuz etkisinden söz ediyor. Kuşakların ilk olarak birbirlerini suçlaması da ayrışmanın bir alışkanlığıdır, yani ayrım yapmamak için kişilerin önce kendilerini gözden geçirmesi gerekmektedir. Zaten kendini toplumdan ötekileştiren bireyleri karşınıza almayı seçerseniz bu ötekileşmenin haklılığını ortaya koymuş olursunuz. Çürümeye engel olmak adına fikir ayrılıklarını fiziksel ayrılıklara taşımamalı, bütün fikir ayrılıklarına rağmen birbirimizin yanında olmalıyız. Siyaset, ekonomi, eğitim başta olmak üzere onlarca konuda pek çok fikir ayrılığı yaşayan bir toplum olmanın yanında birde insanların nefretini, saygısızlığını ve birbirlerine tahammülsüzlünü görmek açıkçası toplumunu her daim samimi, sevgi dolu, bir bütün olarak görmek isteyenler için acı bir tablodur. İnsan toplumun temel taşıdır, insan insana muhtaçtır, insanları bir arada tutan sevgi saygı bağıdır. Toplumumuzu kurtarmak için suçlamalardan, önyargılardan, eleştirilerden arınmalıdır insan. Ve de düşünmelidir, fark etmelidir; toplumunun ayrılışının, parçalanışının, bölünmesinin en büyük zararı yine o toplumun her bir ferdine olacaktır..
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı
Reyhan SEVEN
Toplumunu kurtarmalı insan
📅 10.04.2026 - 11:36
Muhammet ARSLAN