Genel

EVLİLİK: LEZZETLİ BİR LOKMA MI, HAZ MI ZOR BİR SOFRA MI?

Evlilik, bu dünyada deneyimlenebilecek hem en huzurlu liman hem de en fırtınalı kaos ortamı. İki insanın hayatı beraber göğüslemeye niyet edip, gelecek her türlü mevsime karşı omuz omuza dur...

10.04.2026 - 11:44 3 dk'da okuyabilirsiniz.
EVLİLİK: LEZZETLİ BİR LOKMA MI, HAZ MI ZOR BİR SOFRA MI?
Mine Aras Nalkıran
Mine Aras Nalkıran
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Mine Aras Nalkıran
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Evlilik, bu dünyada deneyimlenebilecek hem en huzurlu liman hem de en fırtınalı kaos ortamı. İki insanın hayatı beraber göğüslemeye niyet edip, gelecek her türlü mevsime karşı omuz omuza durma halinin en saf tezahürüdür.

Dışarıdan bakıldığında sadece iki kişi arasında yaşanıyor gibi görünse de, madalyonun öteki yüzü hayli kalabalıktır. Tarafların büyüdüğü iklimler, kültürel miraslar, aile değerleri, çevre baskısı, maddi imkanlar ve birbirine karışan hayaller derken; o el ele çıkılan yolculuk, zamanla uzun ve yorucu bir parkura dönüşebilir.

İlk Yıllar: Sindirim Süreci

Evliliğin ilk yılları, kendine has bir buhranı da beraberinde getirir. Sevgi ne kadar derin olursa olsun, karşıdaki insanı tüm karakteriyle kabul etmeyi öğrenmek, hazmedilmesi güç bir yemek gibidir. Çok büyük bir iştahla yediğiniz o lezzetli yemeğin mideye oturması ve sindirilmesinin saatler sürmesi gibi... Eşinizin alışkanlıklarını, karakterinin köşelerini ve aile yapısını yavaş yavaş hazmedersiniz. Bu sürecin yorucu ve yıpratıcı gelmesi, son derece haklı bir serzeniş; çünkü insan aslında yeni bir hayatı yutkunarak öğrenir.

Neden Ayrılırız?

İşte "ayrılık" dediğimiz o sancılı kopuş tam da burada başlar. Bu hazmetme dönemi, her ailede olması gerektiği gibi ilerlemez. Bazen yediğiniz o ağır yemek midenize dokunur ve vücudunuz onu reddeder ya; evlilikte de böyledir. Başta büyük bir tutkuyla tükettiğiniz her şey, bir noktadan sonra benliğinize ve değerlerinize ağır gelmeye başlar. Hızlıca yenen o büyük lokmalar, zamanla sindirilemez bir kütleye dönüşür ve ruh onu dışarı atmak ister.

Sofraya Kimleri Davet Ediyorsunuz?

Tabağınızdaki yemeğe yoğurdu, salatayı, turşuyu ve mezeyi hesapsızca karıştırırsanız, o yemeğin tadını alamaz, hazmını kolaylaştıramazsınız. Evlilik de böyledir:

İki kişi arasına anne-babayı, kardeşleri veya "el alem ne der" seslerini sokuşturursanız, o ilişki ruha ağır gelir. Sindiremezsiniz.

Velhasılkelam; yemeği sade, olduğu gibi ve sakince tüketirseniz, sonrasında ağrı çekmezsiniz. Evlilikte de iki kişi arasındaki muhabbete başkalarını dahil etmeden; saygıyı ve sevgiyi bir nakış gibi sabırla işlerseniz, ilişkiyi tüketmeden zamanın güzelliğini seyredebilirsiniz.

İki insanın birbirinin gönlüne inşirah (ferahlık) olmaya niyet ettiği sürece evlilik bir şifadır. Lakin o var olan inşirahı da ziyan eden bir taraf varsa, işte o evlilik artık bir zulümdür.

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Mine Aras Nalkıran

GÖRÜNMEZ OLMADAN ÖNCE

Yazıyı Oku
Ayşe Ferda KARAOĞLU

AYRICA, BALKABAĞI CADI OLAMAYACAK KADAR TATLI

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Hazanın Muhteşem Vedası

Yazıyı Oku
Meryem YARAR

Bir Kase Yoğurt, Bir Ömür Sancı

Yazıyı Oku
Ahmet Aydemir

Hoca Ahmet Yesevi ve Çay kültürü

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Romantizmden Reelpolitiğe: Kardeşlik Söyleminin Sınırları

Yazıyı Oku