Eski Erzurum Bayram Pazarları
Bugün ki yazımız da kurban bayramı arifesin de bir zamanlar bayram pazarlarının kurulduğu ve onun heyecanı hakkında biraz geçmişe yolculuk yapalım.
Semt pazarları denilince akla belirli günler de mahalle ve semtlerde müsait yerlerde açılan tezgâhların ve müşterileriyle buluşmanın heyecanını yaşardı. Erzurum’umuzun 2000’li yıllarına kadar devam eden ve daha sonra nedensiz bir şekilde kaldırılan ve mahalle aralarında belli noktalar da devam edilmesi biraz düşündürücü oluyor.
Çocukken bizler de heyecan içerisinde bayram pazarlarına gitmek için can atardık. Yer olarak Narmanlı Cami bahçesi seçilmiş olup Leblebici yokuşu dediğimiz Narmanlı cami arkasında kalan bölge, Tebrizkapı semti, Taşmağazalar ve eski Batpazarı dediğimiz Erzurum kalesi önünde ki cadde ve yoğunluktan Cumhuriyet caddesine ve Lalapaşa camisine uzanan tezgâhlar ve yoğun bir alışveriş trafiğinin yaşandığı eski hatıralar…
Ekonomik olarak orta derecede ki insanımızın bayram tezgâhlarına koştuğu, hem alıcı ve hem satıcının heyecan yaşadığı, sıcak sohbetlerin ve samimi insanların bir araya geldiği tezgâhlar… Zamanın teknolojisine ayak uyduran insanların heyecan içerisinde hayatlarını devam ettirme çabası…
İnsan eskileri yad ederken nereden nereye geldiğini de göz ardı etmeden de duramıyor. Günümüzün en çok sorunlarından biri olan terazide doğruluğu ne ölçüde ve nasıl kullandığımız. Yapılan satışlardan ve alınan maldan ne kadar ölçülü olması ve helal lokma derdine düşen insanımızın samimi duyguları altında yapılan alışverişler. Geçmişte bizlere birçok örneğiyle yol gösterici olan büyüklerimiz ve en önemli yol göstericimiz olan Hz. Resul Ekrem efendimizin hem eşi Hz. Hatice annemiz ve amcası Hz. Ebu Talip ile esnaflıktan gelen örnek yaşantıları… Benimde çalışma alanım olan Hoca Ahmet Yesevi’nin ticaretle alakalı bir menkıbeyle sözlerimizi bitirelim.
Menkıbe şöyle. Hoca Ahmet Yesevi’nin bir öküzü vardır ve tahta kaşık yaparak geçimini sağlamaktadır. Türkistan’da Sayram sokaklarında pazar yeri kurulur tezgâhlar açılır ve ticaret başlardı. Yine bir gün öküzünün semerine tahta kaşık koyup sokağa salmış. Pazar yerinde dolaşmaya başlamış. Parasını verip kaşık alanlardan sorunsuz bir şekilde ticaretinde satışına devam ederken, parasını vermeyip kaşık alan müşterisinden ta ki parasını alana kadar takip edermiş. Parasını aldıktan sonra yoluna devam edermiş.
Bun menkıbeden ders çıkaracağımız, ticaretle uğraşıyorsak terazimizin doğru olması ve kazancımızın helal lokma olması.
Allah bizleri terazimizi doğru kullanan kullarından eylesin.
