Bak güzel kardeşim;
İnsanın tepkileri yalnızca yaşadığı ana göre değil, geçmişte yaşadığı deneyimlere göre de şekillenir.
Babasız, sevgisiz, ilgisiz ya da parçalanmış bir aile ortamında büyüyen biriyle; anne ve babasının sevgisi, güveni ve huzuruyla büyüyen bir insanın olaylara aynı şekilde tepki vermesi beklenemez.
Çünkü insan, çocuklukta öğrendiği duygularla yetişkinliğe adım atar. Bazı tepkiler aslında bugünün olayına değil, geçmişte açılmış yaralara verilen cevaplardır.
Terk edilme korkusu, değersizlik hissi, güvensizlik veya sevgisizlik; yetişkinlikte öfke, mesafe, kıskançlık, aşırı savunma ya da insanlara güvenememe şeklinde ortaya çıkabilir.
Bu, yapılan yanlışları haklı çıkarmaz; geçmiş yaşananları açıklayabilir ama kimseye başkasını incitme hakkı vermez.
Ancak bir insanın davranışını anlamak istiyorsak, yalnızca ne yaptığına değil, onu o davranışa götüren hikâyeye de bakmak gerekir.
Çünkü çoğu zaman sertliğin altında incinmişlik, öfkenin altında korku, mesafenin altında terk edilme ve sevgisizliğin altında hiç öğrenilememiş bir sevgi dili vardır.
İnsan yaralarını seçemez; fakat o yaraların başkalarına zarar vermesine izin verip vermemeyi seçebilir. Geçmişimiz bizi açıklayabilir, fakat kim olacağımızı belirlemek zorunda değildir..
Sonuç olarak sana son sözüm şu ki güzel kardeşim ;
Bunca yaraya rağmen başaracağım deyip başarmanın hazzını el bebek gül bebek büyüyenler de anlayamaz o yüzden toparlan bırakma kendini.
