Genel

TAHİR EFENDİ

İlk meclis milletvekillerinden Tahir Efendi adında bir zat vardır. Bu zat, hâl ehli ulemadandır. Diğer milletvekilleri meydanlarda nutuk atarken Tahir Efendi bir köşede hep susmayı tercih ed...

25.06.2026 - 14:06 2 dk'da okuyabilirsiniz.
TAHİR EFENDİ
Ahmet Turan AKSOY
Ahmet Turan AKSOY
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Ahmet Turan AKSOY
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

İlk meclis milletvekillerinden Tahir Efendi adında bir zat vardır. Bu zat, hâl ehli ulemadandır. Diğer milletvekilleri meydanlarda nutuk atarken Tahir Efendi bir köşede hep susmayı tercih eder. Ancak taraftarları ısrar eder ve hocayı da meydanlara çıkarıverirler. O da çıkar, kendine göre bir meydan konuşması yapar. Ancak Tahir Efendi, az ve öz konuşan bir insandır. Konuşmasında şöyle der ve kürsüden iner:
"Ey cemaat! Şunu biliniz ki siz 'müntehib'siniz, ben ise 'müntehab'ım. Gideceğimiz yer ise 'müntehabün ileyh'tir. Sizin yaptığınız işe de 'intihab' denir. İntihab ise 'nuhbe'den gelir. Nuhbe, 'kaymak' demektir. Unutmayın ki bir şeyin altında ne varsa kaymağı da o cinsten olur. Yoğurdun üstünde yoğurt kaymağı, sütün üstünde süt kaymağı, şapın üzerinde şap kaymağı..."
İfadelerdeki Arapça terimleri anlamayanlar için belki istifadeli olur diye kısaca açıklamak istiyorum:
Müntehib: Seçen
Müntehab: Seçilen
Müntehabün ileyh: Kendisi için seçim yapılmış yer, meclis
İntihab: Seçmek demektir.
Bu kelimelerin hepsi "nuhbe" kelimesinden türemiştir.
Haccac'a Hz. Ömer'in adaletinden bahseden zata onun verdiği manidar cevap da esasen meselemizi izah etmesi bakımından oldukça mühimdir: "Siz Ömer zamanındaki insanlar olsaydınız, hiç şüphesiz ben de Ömer olurdum..."
Bu Enfes Hikayeden Mülhem Çıkarımlarım
Aileden başlayarak: Anne ve baba, evladına bakıp kendini görmeli.
Yerel idare: Mahalle veya köy muhtarı, gördüğü ve duyduğu tüm artı ile eksilerden hissedardır.
Mülki idare: Nahiye, ilçe ve il idarecileri; ortada bir güzellik varsa gurur yapmadan üzerinize alabilirsiniz ancak olumsuzluk ve noksanlık da aynı şekilde size yansır, biliniz.
Kurumsal yapı: Ülkemizin bütün kurum ve kuruluşlarındaki idareci ve yöneticiler de kendilerini bu hikayeden hissedar bilsinler. Özellikle adli, mülki ve siyasi idarecilerin kulakları çınlasın, hatta zonklasın.
Bu hikayenin yanında şu hadis-i şerif, avam halk için rehberimiz olsun:
"Siz nasılsanız öyle idare edilirsiniz."
Ne bekliyorsak önce kendimiz öyle olalım. Kimi bekliyorsak, onun örnekleri olsun hayatımızda.
Nereyi istiyoruz? Cennet mi, cehennem mi?
Eskiden "Cennet vatan..." denirdi; peki şimdi de öyle mi, bizler gerçekten cennet ehli miyiz?

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Muhammet ARSLAN

Yahudiler ile Savaş

Yazıyı Oku
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN

Terk-i Diyar.

Yazıyı Oku
Mehmet KIRMIZIBİBER

ZİYAN

Yazıyı Oku
Ahmet Turan AKSOY

EMANETİ TÜKETMEK

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Erzurumun yeni markası “PIRLİYİR” sizlerle

Yazıyı Oku
Halime BİNGÖL

Çözülmeyen Düğümlerin Gecesi

Yazıyı Oku