Edebiyat & Kitap

Terk-i Diyar.

iyi akşamlar değerli Kent okurları.İnsan hayatı, sessizce vedalaştığı duraklarla doludur. Bazen koca bir şehri, bazen bir evi, bazen bir insanı geride bırakırız.Ne var ki mekândeğiştirmekle ...

04.10.2026 - 20:29 3 dk'da okuyabilirsiniz.
Terk-i Diyar.
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Yazel Yüsra ÖZNALÇIN
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

iyi akşamlar değerli Kent okurları.
İnsan hayatı, sessizce vedalaştığı duraklarla doludur. Bazen koca bir şehri, bazen bir evi, bazen bir insanı geride bırakırız.
Ne var ki mekân
değiştirmekle kalpten taşınmak aynı şey değildir.
Gerçek bir terk-i diyar, bavulları toplamakla değil; geçmişin üzerimizde bıraktığı yükü omuzlarımızdan indirmekle başlar.
Bu akşamki konumuz da
tam olarak bu: Terk-i diyar etmek.
Gitmek...
Bazen bir şehirden, bazen bir insandan, bazen de kendimizin eski hâlinden gitmek.
Bizler gitmeyi çoğu zaman
bir kaçış, bir bitiş
sanıyoruz. Oysa gitmek, kimi zaman kendini yeniden bulmanın ve kendi hikâyene kaldığın yerden devam etmenin ilk adımıdır.
Çünkü bazı yerlerde
kalmak sadakat değil, kendine haksızlıktır.
Bazı insanları affetmek
gerekir ama hayatımızda tutmak gerekmez. Bazı hikâyeleri güzel hatırlamak gerekir ama hayatlarında daha fazla yer edinmemiz gerekmez. Bazı kapıları kötü oldukları için değil, artık bize ait
olmadıkları için kapatmak gerekir.
İnsan alıştığı acıyı bile
özleyebiliyor. Tüketen cümleleri, çoktan bitmiş hikâyeleri sırf tanıdık oldukları için yanında taşımaya devam ediyor.
Bilmediği bir yarın, bildiği bir dünden daha korkutucu geliyor.
Oysa hayat, bazen tam da o
bilinmeyen yarına doğru bir
adım atmamızı istiyor.
Çünkü kalakalmak,
geçmişin bir köşesine ilişip
unutulmayı beklemektir; gitmek ise kendi hayatına hürmet etmektir.
Fakat bir vedayı hakkıyla
veremeyen insan, vardığı yerde gerçekten var olamaz. Bavula koyduğumuz anılar, kırgınlıklar ve "keşke"ler bizimle gelir.
Bu yüzden terk-i diyar
etmek, yalnızca bir kapıyı kapatmak değildir. O kapının ardında kalan her şeye hakkını verip, anahtarı sakince cebine koyabilmektir.
Elbette hüznün de hakkını teslim etmek gerekir.
Bir şehirden, bir sevdadan ya da bir zamandan ayrılırken sızlamayan bir yürek, zaten hiç orada bulunmamış demektir.
Ama mesele, o sızının içinde yaşamayı bırakabilmektir.
Bir hikâyenin bitmesi, hayatın da bittiği anlamına gelmez. Bir insanın gitmesi, dünyanın sessizliğe bürüneceği anlamına gelmez.
Hayat, eksilenlerin hesabını tutarak değil, bize kalanlarla devam ediyor.
Bu yüzden bazen başımızı
kaldırıp yürümek gerekir.
Gitmek her zaman
vazgeçmek değildir.
Bazen gitmek, kendinden vazgeçmemektir.
İnsanın kendisine
verebileceği en büyük sözlerden biri belki de şudur:
"Seni geride bırakıyorum
ama hayatımı da geride
bırakmıyorum."
Öyleyse vedanı et.
Gitmesi gereken gitsin.
Bitmesi gereken bitsin.
Kapanması gereken kapılar kapansın.
Ama hayatını bekletme.
Çünkü bazı vedalar bir son
değil, insanın kendisine doğru attığı ilk adımdır.
Bu akşam içinizde
vedalaşmayı ertelediğiniz ne varsa, ona sessizce bir
"eyvallah" deyin.
Sonra yolunuza devam edin.
Çünkü terk-i diyar etmek, her zaman bir yerden gitmek değildir; bazen insanın kendisini kaybettiği yerden çıkıp yeniden kendisine dönmesidir.
İyi akşamlar değerli Kent okurları.
Bu akşam da gidenlere, kalmayı öğrenenlere ve yoluna devam etme cesareti gösterenlere selam olsun.

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Muhammet ARSLAN

Yahudiler ile Savaş

Yazıyı Oku
Mehmet KIRMIZIBİBER

ZİYAN

Yazıyı Oku
Ahmet Turan AKSOY

EMANETİ TÜKETMEK

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Erzurumun yeni markası “PIRLİYİR” sizlerle

Yazıyı Oku
Halime BİNGÖL

Çözülmeyen Düğümlerin Gecesi

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Geceler Uzar, Karanlıklar Koyulaşır

Yazıyı Oku