Genel

Çözülmeyen Düğümlerin Gecesi

İnsanın uykusunun kaçtığı o saatler, kimseye gösterilmeyen o çıplak taraflarla baş başa kalınan demlerdir. Dışarıdan bakıldığında her şey yolundadır; roller eksiksiz oynanmış, vazifeler yeri...

01.10.2026 - 07:19 3 dk'da okuyabilirsiniz.
Çözülmeyen Düğümlerin Gecesi
Halime BİNGÖL
Halime BİNGÖL
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Halime BİNGÖL
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

İnsanın uykusunun kaçtığı o saatler, kimseye gösterilmeyen o çıplak taraflarla baş başa kalınan demlerdir. Dışarıdan bakıldığında her şey yolundadır; roller eksiksiz oynanmış, vazifeler yerine getirilmiştir. Lakin baş yastığa değip de etraf tamamen sessizliğe büründüğünde, içerideki o görünmez çark birdenbire hızını artırır. Gündüzleri mantığın süzgecinden geçen ne varsa, gece olunca en keskin, en uzlaşmaz halleriyle odanın ortasına dökülür.
​Bilim bu durumu hormonlarla, yorgunlukla ya da biyolojik saatle açıklayıp geçer. Fakat işin aslı ne kitabi bir açıklamaya sığar ne de kolayca çözülür. İnsanın uykusunu kaçıran şey çoğu zaman çözülmeyi bekleyen somut bir mesele değil; çözülemeyeceğini bildiği halde zihninden söküp atamadığı o inatçı tortulardır. Hayatın yükleri, yarım kalmışlıklar, söylenmesi gerekip de yutulan sözler... Hepsi o karanlık odada, görünmez bir kalabalık gibi etrafta dolaşır.
​Zihnin en yorucu yanı, o saatte bile bir çıkış yolu, akıllıca bir formül aramaya çalışmasıdır. Bize, "Şunu da hesaba katarsan belki bir yolunu bulursun" aldatmacasıyla yaklaşır. Oysa bu, sadece kendi kuyruğunu kovalayan bir kedinin beyhude çabasından ibarettir. Gecenin köründe hiçbir hayat düğümü çözülmemiştir; aksine, sadece daha da sıkılaşmıştır.
​Asıl mesele de burada başlar zaten: Her şeyi çözme mecburiyetinden vazgeçebilmek. İnsan hayatındaki her denklemi eşitlemek, her soruya cevap bulmak zorunda değildir. Bazı düğümler atıldığı gibi kalmalıdır; çünkü onları çözmeye uğraşmak insanı daha çok sıkar, daha çok boğar. Asıl olgunluk, o çözümsüzlüğün ortasında dikilip "Bu gecelik bu kadar, pes ediyorum" diyebilmektedir.
​Doğa bile kuralını koymuştur; gece kendi sükûnetini ister. Evrenin en eski yasası teslimiyete dayalıyken, bizim her an tetikte kalma, her şeyi kontrol etme inadımız ne kadar da beyhudedir.
​Şimdi, bu satırları okurken omuzlarındaki o görünmez ağırlığı biraz daha serbest bırak. Zihninin o asi, dağınık ve hiçbir kalıba sığmayan akışına karşı direnç göstermeyi bırak. Bırak her şey dağınık kalsın, bırak hiçbir denklem tam olmasın. Çünkü bazı geceler hiçbir şey yapmamak, sadece var olmak ve uykuya teslim olmak gerekir. Hayat, sen uyurken de kendi yolunu bulacaktır; ona bu gece biraz izin ver.

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Muhammet ARSLAN

Yahudiler ile Savaş

Yazıyı Oku
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN

Terk-i Diyar.

Yazıyı Oku
Mehmet KIRMIZIBİBER

ZİYAN

Yazıyı Oku
Ahmet Turan AKSOY

EMANETİ TÜKETMEK

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Erzurumun yeni markası “PIRLİYİR” sizlerle

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Geceler Uzar, Karanlıklar Koyulaşır

Yazıyı Oku