Dünyamız ve ahiretimiz için çok büyük riskleri ve neticeleri olan fakat oldukça hafif görülen, birçok renkle süslenen, hayli kolay istimal edilen YALAN; toplumsal bir hastalık olmuş gibi...
Yalanın yolunun otoban olduğu, doğru söyleyenin onuncu köyü aradığı; her seviyede, özellikle siyaset ve ticaret hayatı başta olmak üzere aile, iş ve sosyal hayatta da fazlaca müşterisi olan YALAN hakkında aşağıya bir hadis-i şerif ve özlü söz ile açıklamasını bırakıp yorumu ve uygulamayı siz değerli okuyucuya bırakıyorum:
Hadis-i Şerif
Rivayete göre, Ebu’d-Derdâ ile Resulullah (a.s.m.) arasında şöyle bir konuşma geçer:
— Ebu’d-Derdâ: "Yâ Resulallah! Mümin hırsızlık yapar mı?"
— Resulullah (a.s.m.): "Evet, bazen olabilir."
— Ebu’d-Derdâ: "Peki, mümin zina edebilir mi?"
— Resulullah (a.s.m.), Ebu’d-Derdâ hoşlanmasa da: "Evet!"
— Ebu’d-Derdâ: "Peki, mümin YALAN söyler mi?"
— Resulullah (a.s.m.): "YALANI ancak iman etmeyen kimse uydurur." (Kenzü’l-Ummâl, Hadis No: 8994)...
Yalan Bir Lafz-ı Kâfirdir
"Bir dane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dane-i hakikat, yıkar kasr-ı hayali. Sıdk büyük esastır, bir cevher-i ziyalı. Yeri verir sükûta, eğer çıksa zararlı." (1)
1. Tek bir doğru söz, milyonlarca yalanı yakar kül eder. Tek bir gerçek, yalanlarla kurulmuş hayal saraylarını yıkar geçer. Dürüstlük en büyük kuraldır; insanın içini, dışını aydınlatan parıl parıl bir mücevher gibidir. Eğer doğruyu söylemek o an senin aleyhine olacaksa, sana zarar getirecekse bile yalan söyleme; sus, hiçbir şey söyleme daha iyi.
"Yalana yer hiç yoktur, çendan olsa faideli. Her sözün doğru olsun, her hükmün hak olmalı. Lakin hakkın olamaz her doğruyu söz etmek. Bunu iyi bilmeli." (2)
2. İşin ucunda ne kadar büyük bir fayda, çıkar veya çıkar yol görünürse görünsün, yalanın hayatımızda yeri olamaz. Ağzından çıkan her söz doğru olmalı, verdiğin her karar adalete uygun olmalı. Ama şunu da çok iyi bilmelisin ki: Her söylediğin doğru olmalı ama her doğruyu her yerde söylemeye hakkın yoktur...

Ahmet Turan AKSOY