Pandemi döneminde toplumdaki gerginliğin ve stresin azaltılması amacıyla Sağlık Bakanımız zaman zaman nüktedan bir dil kullanır, çok güzel açıklamalarda bulunurdu. Sayın Bakanımızın bu iletişim dilini çok sevmiştik. Akıllarda kalan açıklamalarından birinde şöyle demişti:
“Virüse karşı elimizde güçlü bir koz var: Yakalanmamak.”
Bu yazıya da aynen böyle bir başlangıç yapmak istedim;
Trafik kazalarına karşı elimizde güçlü bir koz var:
“Kurallara uymak.”
Erzurum Gastesi haberlerine bakıyorum, son dönemlerde sıklıkla trafik kazaları gündem oluyor. Görünen o ki bu kazaların önemli bir bölümünde aşırı hız, takip mesafesine uymamak ve geçiş üstünlüğüne dikkat etmemekten kaynaklanan sürücü hataları etkili oluyor. Hatta son dönemlerde geçiş üstünlüğü konusunun ülkemiz genelinde gündem olduğuna da dikkat çekmek istiyorum.
Geçtiğimiz günlerde okuduğum ve bu konuyu köşe yazımda muhakkak paylaşmalıyım diye düşündüğüm emsal Yargıtay kararında geçiş üstünlüğü konusundaki kafa karışıklığına dikkat çekilmiş…
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin emsal kararında, kontrolsüz kavşaklarda “cadde sokaktan üstündür” şeklindeki anlayışın mevzuata uygun olmadığı belirtilmiş. Kavşak kolları işaretlerle farklılaştırılmamışsa, soldaki araç sağdan gelen araca yol vermek zorunda...
Yani trafikte “Benim yolum daha büyük.” demek yerine, “Kural ne diyor?” diye sormamız gerekiyor. Trafik işareti varsa bu işarete uymak zorundayız. Bu konudaki gözlemim şu: Kavşağa girmeden önce tabelalardaki dur yazısına malesef dikkat edilmiyor. Kurallar basit: Örneğin “DUR” işaretini gören araç, durmak ve kavşaktaki geçiş hakkı kendisinde olan araçlara yol vermek zorundadır.
Aslında mesele sadece kavşaklar da değil.
Kırmızı ışıkta durmak, hız sınırına uymak, takip mesafesini korumak, sinyal vermek ve gerektiğinde birkaç saniye beklemek... ve bir gözlemimi daha belirtmek istiyorum: Yeşil ışıkta uzun süre beklendiğine şahit oluyoruz. Yeşil ışığın yalnızca 10 saniye yandığını düşünün. 5 saniye beklediniz ve geçtiniz arkadaki araçlar ne olacak? Daha kötüsü yeşilde zamanında geçmeyip ışık kırmızıya dönünce hızla geçen ve kazaya davetiye çıkaran pek çok durumla malesef karşılaşıyoruz.
İnsanız elbet… gündelik yaşamda birçok husus dikkatsizliğe, hataya davetiye çıkarabiliyor. Trafikte birbirimize karşı saygılı olmak da büyük önem arz ediyor.
Alvarlı Efe Hazretleri’nin,
“Hazer kıl kırma kalbin kimsenin cânını incitme…”
sözünü trafikte de hatırlamak gerekiyor.
Çünkü direksiyon başında karşımızdaki sadece başka bir araç değil; bir insan, bir aile, bir can oluyor. Trafikte Dadaş vakarına yakışan da biraz daha sabır, itidal ve anlayış oluyor…
Trafik kazalarını tamamen ortadan kaldırmak belki mümkün değil. Ama kazaya davetiye çıkarmamak bizim elimizde.
Kurallara uyalım, hızımızı azaltalım, mesafemizi koruyalım.
Herkese kazasız, huzurlu yolculuklar dilerim..
