Erzurum & Şehir

Erzurum Tarihine Yolculuk Tak Koleji Öğrencileri

Erzurum Tarihine Yolculuk Tak Koleji Öğrencileri Eylül, Erzurum’un ufkuna sırma bir tül gibi iniyor; Palandöken’in zirvelerinden süzülen nazende rüzgâr, kadim şehrin sokaklarında ipek bir me...

12.09.2026 - 05:53 4 dk'da okuyabilirsiniz.
Erzurum Tarihine  Yolculuk Tak Koleji Öğrencileri
Fuat ÇOMAKLI
Fuat ÇOMAKLI
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Fuat ÇOMAKLI
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Erzurum Tarihine Yolculuk
Tak Koleji Öğrencileri

Eylül, Erzurum’un ufkuna sırma bir tül gibi iniyor; Palandöken’in zirvelerinden süzülen nazende rüzgâr, kadim şehrin sokaklarında ipek bir mendil gibi dolaşıyordu.
Okulların açılmasına henüz bir hafta vardı. Asırların yükünü omuzlarında taşıyan mukaddes bir mekânın gölgesinde, gözleri birer yıldız gibi parıldayan bir grup çocuk gördüm. Başlarında bir hocaları, öğrencilerin bakışlarında ise naif bir merak vardı.Yaklaştım, bu latif kalabalığa selam verdim. Özel TAK Koleji’nin mekteplileri ve kıymetli muallimleriydi.

Dört duvarın basmakalıp sınırlarını reddetmiş, irfan yolculuğuna takvimden önce başlamışlardı. Hazırladıkları asude program dâhilinde Erzurum’un tarihî mekânlarını geziyor, şehrin kalbine doğru usulca yürüyorlardı. Bu manzara kuru bir turistik gezi değil, bilakis ruhu olan derin bir eğitim felsefesinin tezahürüydü.Rehber öğretmen Erzurum’un şanlı tarihini o kadife sesiyle anlatmaya başladığında, zaman sanki akmayı bıraktı. Anlattıkça zihnimdeki gri Erzurum silindi; yerine derviş sabrı taşıyan, bambaşka bir şehir belirdi. Zamanın kalın perdesi aralandı; asırlık taşların çatlaklarından geçmişin ayak sesleri yükseldi. Çifte Minareli’nin heybetinde ya da bir kale burcunun dik duruşunda artık sadece soğuk bir taş işçiliği görmüyor, asırların nabız atışını hissediyordum. Tarih, önümde efsunlu bir film şeridi gibi canlanmıştı.

Tam o esnada zihnimin dehlizlerinden Aleksandr Puşkin süzüldü. 1828–1829 seferinde bu topraklara ayak basan Rus edebiyatının dahi kalemi, izlenimlerini "Erzurum Yolculuğu" adlı eserinde nakşetmişti. Şüphesiz onun müşahede ettiği Erzurum, barut kokulu bir dönemin ve yabancı bir nazarın süzgecinden geçen şehirdi. Bugünün şehri ise bambaşka bir çehreye bürünmüş durumda. Lakin mekânlar değişse de şehirlerin hiç eskimeyen bir cevheri vardır: Hafızaları. Erzurum, hâlâ o muazzam hafızayı taşlarının göğsünde saklayan asil bir şehirdir.
Bir zamanlar savaşların ve acıların gölgesinde hüzünle susan bu topraklarda, bugün çocukların merak dolu seslerinin çınlaması ne mukaddes bir inkılaptır!

İşte TAK Koleji’nin bu gayretini, tam da bu yüzden çok değerli buluyorum. Çünkü hakiki eğitim, öğrencileri sıralara mahkûm etmek değildir. Çocuk tarihî sütuna dokunmalı, kitabın kokusunu içine çekmeli, yazarın fikir dünyasında kaybolmalı ve nihayetinde kendi içindeki gizli cevheri keşfetmelidir. Kitap ona yeryüzünün haritasını sunmalı, hayat ise o haritadaki yolları bir bir yürütmelidir.Ve bütün bu muhteşem mimarinin kalbinde kitap taht kurmalıdır. Zira okuyan, gezen ve soran bir çocuk, yalnızca bir imtihanın optik formuna değil, doğrudan doğruya hayatın kendisine hazırlanır.

İşte bu yüzden ideal muallim de sadece bilgi aktaran bir memur değildir. O, yolun rehberidir. Talebesinin kalbindeki merak kandilini uyandırır; mazi ile ati arasında köprüler kurar.O zarif çocuklar ufukta tatlı bir tebessüm bırakarak uzaklaşırken, ben bir müddet daha o ulu taşların önünde kaldım Akşamın erguvani gölgeleri asırlık duvarların üzerine düşüyor, esen yel taşların arasından eski bir Erzurum türküsü gibi süzülüyordu Gözlerimi kapattım; zihnimde savaşlar, dualar, medreselerden yükselen ilim sesleri ve bugün o taşların sırrını çözmek için yürüyen parlak yüzlü çocuklar bir araya geldi.

TAK Koleji’nin ufkunu ve fedakâr muallimlerini, eğitime getirdikleri bu nezih derinlikten ötürü tebrik ediyorum. Zira bir öğretmen öğrencisini tarihî bir mekâna götürdüğünde, onu zamansız bir kapıdan geçirir. Çocuk bugünün Erzurum’undan girer, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın vakur Erzurum’undan başını uzatır. Eğitimin en zarif tarifi de budur: Dünü bilmek, bugünü anlamak ve yarını o asil köklerin üzerinde inşa etmek…Erzurum’un taşları konuşuyor, çocuklar dinliyor. Şehir, asırlık hafızasını yarının emanetçilerine usulca devrediyor.

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Nebi Emrah ŞENLİK

Bilgi Çağında Algı

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Erzurum... Ele Sevirem ki Seni...Hele Bir Selam Sal...

Yazıyı Oku
Rüveyda SOLAKOĞLU

SAHİ YİTİRDİK Mİ TÜM UMUDUMUZU?

Yazıyı Oku
Muhammet ARSLAN

Temiz Çevre , Temiz Gelecek !

Yazıyı Oku
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN

Resmen Başlanmıştır.

Yazıyı Oku
Muhammed Can CEYLAN

KUKLA

Yazıyı Oku