Erzurum & Şehir

Geceler Uzar, Karanlıklar Koyulaşır

Geceler Uzar, Karanlıklar Koyulaşır“Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilirMübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat…”Eylül’e veda ettik...Erzurum’da hazan, artık yalnızca takvimde kalan b...

01.10.2026 - 03:48 4 dk'da okuyabilirsiniz.
Geceler Uzar, Karanlıklar Koyulaşır
Fuat ÇOMAKLI
Fuat ÇOMAKLI
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Fuat ÇOMAKLI
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Geceler Uzar, Karanlıklar Koyulaşır

“Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir

Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat…”

Eylül’e veda ettik...
Erzurum’da hazan, artık yalnızca takvimde kalan bir ayın vedası değildir. Palandöken’in eteklerine sinen serinlik, Erzurum Ovası’nın üzerine erken düşen akşam, sararıp rüzgâra teslim olan yapraklar; yaklaşan uzun kışın sessiz habercileridir.
Günler, ömrünü tamamlamış yorgun yolcular gibi erkenden çekiliyor yeryüzünden. Güneş, Palandöken’in ardında son ışıklarını toplarken ufukta kısa bir kızıllık bırakıyor. Sonra ova ağır ağır gölgeye teslim oluyor. Ağaçların dalları seyrekleşiyor, sokakların sesi azalıyor; şehir, yaklaşan kışın o kendine mahsus sükûnetine hazırlanıyor.
Gökyüzü lacivert bir örtü gibi Erzurum’un üzerine inerken hilal, soğuğun berraklaştırdığı havada ince bir ışıkla beliriyor. Uzakta Palandöken’in karanlık silueti, şehrin üzerinde nöbet tutan kadim bir dağ gibi yükseliyor.İşte böyle vakitlerde insan, gündüzün kalabalığında fark edemediği bazı şeyleri duymaya başlıyor.Çünkü geceyi herkes yaşar; fakat herkesin gecesi kendine mahsustur.
Kiminin penceresinde buğulanan cam, geçmişten kalma bir hatırayı taşır. Bir fincan çayın buharında eski bir ev, yarım kalmış bir sohbet, çoktan unutuldu sanılan bir ses belirir. Kimi, bulunduğu yerde yılların içinden süzülen güzel günleri hatırlar. Kimi içinse gecenin bütün ağırlığı, evin içinde artık bulunmayan birinin eksikliğiyle başlar.Bazı yokluklar vardır; kapı açıldığında dönmeyeceğini bildiğiniz birini bekletir.Bir zamanlar evin içinde yankılanan bir ses susmuştur. Sofrada bir sandalye eksilmiş, bir odanın havası değişmiştir. İnsan, alışkanlıkla o sese kulak verir; sonra hatırlar ki artık gelmeyecektir. İşte o an, özlemek yalnızca bir duygu olmaktan çıkar; evin eşyalarına, duvarlarına, gecenin kendisine sinen bir hâle dönüşür.Başka bir gönül ise geçmişten değil, geleceğe yetişememiş bir hayattan yorulmuştur. Söylenememiş sözlerin, ertelenmiş vedaların, geri alınamayan kararların yükünü taşır. Gündüzleri herkes gibi yaşar; işine gider, insanlarla konuşur, gülümser. Fakat gece olduğunda, bütün o kalabalık çekilir ve geriye insanın kendisi kalır.Belki de gecelerin en ağır tarafı budur:İnsanın kendisinden saklanacak bir yer bulamaması.Erzurum’un uzun geceleri bunu daha belirgin kılar. Soğuk dışarıda hükmünü sürerken evlerin pencerelerinde başka hayatlar sürer. Bir evde semaver fokur fokur kaynar,bir başka evde yaşlı bir insan geçmişi düşünür; bir odada çocukların uykusu, başka bir yerde sabaha kadar süren bir bekleyiş vardır.Aynı göğün altında, aynı şehrin gecesinde herkes kendi hikâyesini taşır.Palandöken aynı Palandöken’dir, ova aynı ovadır; fakat her kalbin gördüğü manzara başka başkadır.Kimi için ay ışığı huzurdur, kimi için hatırlamak. Kimi için rüzgâr yalnızca kışın habercisidir; kimi için yıllar önce kapanmış bir kapının ardından gelen tanıdık bir sestir.Ve sabaha karşı, şehir henüz uykudayken, insan bazı acıların geçmediğini; yalnızca onlarla yaşamayı öğrendiğini anlar.Sonra gökyüzünün rengi değişmeye başlar.Doğunun ufkunda, karanlığın içinden belli belirsiz bir aydınlık yükselir. Palandöken’in silueti yeniden seçilir, Erzurum Ovası gecenin koyuluğundan sıyrılır. Sokaklara ilk ışıklar düşerken insan da içindeki ağırlığı biraz olsun yere bırakır.Çünkü hiçbir gece sonsuz değildir.Eylül’e veda ettik.Yapraklar dökülecek, geceler daha da uzayacak, Palandöken pek yakında kışın beyazlığına bürünecek. Erzurum yine o uzun, soğuk gecelerinden birini yaşayacak.Ve biz, her zamanki gibi, kendi payımıza düşen hayatı taşıyacağız.Kimi bir hatırayla, kimi bir özlemle, kimi bir yarayla…Ama sabah yine gelecek.Çünkü en uzun gecenin bile kaderinde şafak vardır.

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Muhammet ARSLAN

Yahudiler ile Savaş

Yazıyı Oku
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN

Terk-i Diyar.

Yazıyı Oku
Mehmet KIRMIZIBİBER

ZİYAN

Yazıyı Oku
Ahmet Turan AKSOY

EMANETİ TÜKETMEK

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Erzurumun yeni markası “PIRLİYİR” sizlerle

Yazıyı Oku
Halime BİNGÖL

Çözülmeyen Düğümlerin Gecesi

Yazıyı Oku