Köşe Yazısı

Yatılıda Kalmak

Yatılıda Kalmak​Okumak için her gencin yolunun düştüğü o kutsal yatakhane… Aç geçen geceler, korku dolu saatler ve saniyeler sayılarak bitirilen günler… Hayatın kuytularında saklı kalan trav...

11.06.2026 - 01:23 3 dk'da okuyabilirsiniz.
Yatılıda Kalmak
Meryem YARAR
Meryem YARAR
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Meryem YARAR
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Yatılıda Kalmak

​Okumak için her gencin yolunun düştüğü o kutsal yatakhane… Aç geçen geceler, korku dolu saatler ve saniyeler sayılarak bitirilen günler… Hayatın kuytularında saklı kalan travmatik hatıralar… Hani derler ya "eski günler" diye, hep özlemle anlatılır okul anıları. Oysa bu sancılı dönemlerden kaçan bireyler, aslında hep mutlu göründükleri anların gölgesine sığınarak yaşamışlar. Öğretmenlerin katılığı, sizi anlamayan anne ve babalar… Çocuk yaşta, büyük beklentilerin kurbanı olan çocuklar…

​Peki, sorun neredeydi?

​Daha ana kuzusu olan o çocuklar; soğuk odalarda, bilinmez gelecek kaygıları omuzlarına yüklenmiş halde birdenbire hayatın ortasına atılmışlardır. Düşünsenize; sıcak ev ortamından çıkıp beton yığınlarının arasında kalakaldığınızı… Etrafınız onlarca yatakla dolu ama yapayalnızsınız. Yurda ilk gelenlerin gözyaşları, geceleri yastıklarına yoldaş olurmuş.

​Sonra o yemekhane sırası… Artık yemek seçme lüksü falan yok; hatta yemeği bir kenara bırakın, "Bir kuru ekmeği cebime nasıl atarım?" savaşı başlıyor. Yemekler az, çocuklar aç… Tam gelişim çağındasın ve senden esirgenen nimetleri düşünerek aç yatmaya mahkum ediliyorsun. Şimdi biz buna geceler boyu ağlasak, geçer mi o çocuğun acısı?

​Bitti mi dersiniz? Keşke "Bu kadar, bitti," diyebilseydim.

​Bir de sebepsizce yenen dayaklar var. Kendi egolarını tatmin etmek için atılan her bir tokat… Öğretmen kılığındaki o katılaşmış kalp yığınları… Atılan her tokat, aslında o yetişkinlerin kendi hayatlarında veremedikleri mücadelelerin ya da çözemedikleri sorunların birer bütünüydü; çocuktan alınan hayatın intikamıydı. Atılan her tokat; kendi liderliğinin herkesçe fark edilmesini isteyen, okumuş ama küçük kalmış beyinlerin silsilesiydi. Her ne olursa olsun, "Size emanet edilen bu çocuklara vuramazsınız!" diyemeyen bir düzen… Şimdi herkes kendine birer tokat atsa, geçer mi o çocuktaki o derin acı?

​Söz, vicdanlarda…

​Hiyerarşik düzene kurban edilen o çocuklar, şimdi kendi bilinçaltlarıyla nasıl mücadele ediyor? Psikolojik altyapısı erkenden zedelenmiş bireyler mi yetişti yoksa? Neden bu normal olmayan zalimlikler sıradan ve basit hale getirilerek, çocukların yaşadığı olayların üzerine birer perde çekildi?

​Evet, kesinlikle… Söz şimdi VİCDANLARDA…!

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Halime BİNGÖL

Zamanın Ritmi ve Odalardan Taşan Yeni Sesler

Yazıyı Oku
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN

“El de bir âlem”

Yazıyı Oku
Cemile Polat KURNAZ

KUSURLARIYLA SEVMEK

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

NEREYE KOŞUYORUZ?

Yazıyı Oku
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN

Belki bir şiirde buluşur, aynı mısrada dost oluruz.✨

Yazıyı Oku
Ayşe Ferda KARAOĞLU

GÜRCÜ MANASTIRI AMA KUBBESİ BİZDEN, PEKİ NE OLACAK HALİ

Yazıyı Oku