Maarif Dünyasında NURETTİN TOPÇU Kimdir?
Nurettin Topçu baba tarafından Erzurumludur. Ailesi Topçuzâdeler diye tanınır. Dedesi Osman Efendi, Erzurum'un Ruslar tarafından işgali sırasında Türk ordusunda topçuluk etmiş; bu lâkap oradan kalmıştır. Babası Topçuzâde Ahmet Efendi ailenin tek evladıdır. Hayvan ticareti yapmak üzere İstanbul'a göçmüştür.
Nurettin Topçu altı yaşında Bezmiâlem Valide Sultan Mektebi'nin ana kısmına yazılır. Burayı bitirdikten sonra Büyük Reşit Paşa Numune Mektebi'ne verilir. Mektebi birincilikle bitirir. Babası Ahmet Efendi Çemberlitaş'ta kasap dükkânı işletmeye başlamıştır. Bu sıralarda sakin, biraz içe dönük bir mizaca sahiptir. Küçük bir sandıkta kitap ve gazete biriktirmek merakı vardır. İmlâ öğretmeni Nafiz Bey, Topçu'nun hayatı boyunca sürecek Mehmet Âkif sevgisini uyandıracaktır.
İstanbul Erkek Lisesi'nden mezun olan Topçu, Avrupa'da eğitim almak için girdiği sınavları 1928 yılında kazanarak Fransa'da psikoloji ve estetik, genel felsefe ve mantık, çağdaş sanat tarihi, sosyoloji ve ahlâk, eski çağlar sanat ve arkeolojisi dallarından lisans aldı.Yazları İstanbul'u ziyaret eden Topçu memleketinden asla kopmadı. Topçu'nun Avrupa'daki hayatı okul, ev ve kütüphane çerçevesi içinde geçti; haftasonları derneklerin düzenlediği, Samet Ağaoğlu, Ömer Lütfi Barkan, Besim Darkot gibi kişilerin de katıldığı toplantılara gitti. Topçu bu esnada tasavvuf tarihçisi Louis Massignon ile tanıştı.
Önceden Dr. Adnan Adıvar'ın Türkçe dersi vermiş olduğu Massignon'a ,daha sonra bu dersi Nurettin Topçu vermeye başladı.
Strazburg' da doktorasını hazırlayan Topçu, Sorbonne'a giderek doktorasını verdi. Bu üniversitede felsefe doktorası veren ilk Türk öğrenci oldu; tezi 1934 yılında Paris'te kitap halinde yayımlandı. 1990 yılında da aynı baskısı Kültür Bakanlığı'nca Ankara'da yapıldı. "Bergson" konusunda doçentlik tezi hazırladı, fakat kadroya geçemeyince bu tez kitap halinde basılarak yayımlandı.,
1934 yılında Türkiye'ye döndü. Ertesi yıl Galatasaray Lisesi'nde felsefe öğretmeni olarak görev almaya başladı.
Aile dostları olan, Hüseyin Avni Ulaş'ın kızı Fethiye Hanım'la evlendi. Düğün gününün akşamı İzmir Atatürk Lisesi'ne tayin edildi.
Hareket Dergisi'ni İzmir'de bulunduğu 1939 yılında yayımlamaya başladı. Dergi İstanbul'da basıldı. Bu arada eşinden ayrıldı. Hareket'te yayınlanan "Çalgıcılar yine toplandı" başlıklı yazıdan dolayı hakkında açılan soruşturma neticesinde Denizli'ye sürgün edildi. Denizli'de bulunduğu yıllarda Said-i Nursi ile tanıştı ve o sırada görülen davalarını takip etti. Daha sonra Haydarpaşa Lisesi'ne tayin edildi. Bir müddet sonra da Vefa Lisesi'ne geçti.
Çocukluk arkadaşı Sırrı Bey aracılığıyla dönemin manevi büyüklerinden Hasib Efendi ve Abdülaziz Efendi ile tanışan Topçu, bu kişilerin etkisiyle Nakşîbendi şeyhî Abdûlaziz Bekkine Efendi'ye intisab eti. Celâl Ökten'den de İslâmî ilimler eğitimi aldı.
Faaliyetlerini Türk Kültür Ocağı, Türk Milliyetçiler Cemiyeti, Milliyetçiler Derneği ve Türkiye Milliyetçiler Derneği'nde sürdürdü.
Son olarak İstanbul Erkek Lisesi'ne tayin edilen Topçu, buradaki görevini sürdürdüğü sırada 1974 yılında yaş haddinden emekli oldu."Kur'an harikası olan ilahi ahlak, İslam diyarında çoktan gömülmüştür." diyen Topçu, bunun temel sebebini felsefenin İslam topraklarından kovulmasında buldu.
Ona göre, "Din bilgi kaynağı değil, kuvvet kaynağıydı. Dindar adam başkalarından çok şey bilen değil, daha çok kuvvetli olan insan" idi.
Gelenekçi İslamcıların, "Kuran’ın varlığı kâfidir; felsefe insanın inançlarına zarar verir; çünkü sorduğu sorularla insanı şüphe ve inkârın çukuruna düşürebilir" sözlerine ağır karşı çıktı: "Felsefe olmazsa Büyük Kitabı hakkıyla anlayamazsınız, sadece ezberlersiniz. Kuran Allah’ın kitabı, felsefe ise bizim onu anlayacak olan şahsiyetimizin örgüsüdür." anlayışını savundu.
Topçu Osmanlı’da, İbn Rüşdcü Molla Zeyrek ile Gazalici Hocazade arasında yapılan tartışmayı; felsefenin tutarsızlığını iddia eden Gazalici Hocazede’nin kazanmasını, Müslüman yozlaşmasının miladı olarak gördü.
Ona göre, felsefesiz bir İslam’da; sorumluluk yerini vazifeye bıraktı; ruh dünyasının akil adamlarının yerini ise gözlerini kapayıp vazifelerini yapan görev adamları aldı.
Nurettin Topçu, isyan ahlakı teorisini açıklarken ideal tip olarak, "Ben Hakkım" dediği için işkenceyle öldürülen tasavvufun meşhur şehidi Hallac-ı Mansur'u örnek aldı.
İslam'ın geleneksel ve resmi yorumlarıyla sürekli hesaplaşan Topçu'ya göre, tasavvuf düşüncesinin temeli vahdet-i vücud, ahlaklığın en yüce mertebesiydi.
1975 Nisanı'nda hastalandı. Hastalığının teşhisinde güçlük çekildi. Pankreas kanserine yakalandığı ameliyatta belli oldu. Topçu, 10 Temmuz 1975'te ahirete irtihal eyledi. Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazından sonra Topkapı'daki Kozlu Kabristanı'na defnedildi.
Nurettin Topçu'nun bir çok kazandırdığı eser vardır . İçlerinden belki de en önemlisi Türkiye'nin Maarif Davası adlı eseridir. Bu eser de Topçu'nun İslam Rönesans'ının gerçekleşmesi için önerdiği eğitim sisteminde geleneksel eğitimi sürdüren medrese ve Batıyı taklit eden okuldan farklıdır. Topçu'nun eğitim sistemi her şeyden önce maneviyatçı bir anlayış ile yürütülen ve heyecanını dinden alan bir yapıyı içermeli olduğunu anlatmıştır.
Nurettin Topçu'nun ismi şehrimiz Erzurum 'da Palandöken ilçesinde Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesi olarak yaşatılmaktadır. Ruhu şad, mekanı cenneti ala olsun.
12/02/2026