Saçlarında bir yığın bulut,
Biçare zamana gölgesi vurur.
Taş duvarlar, yorgun izlerini taşır da eskilerin,
Soluk soluğa koşan çocuklardan,
Misketlerini kaybetmemek için sımsıkı tuttuğu cebinden,
Beyaz yakalı, mavi önlüklerinden dem vurur gibiler.
Bu virane, yıkık dökük taş duvarlar,
Sanki gözlerindeki yaşı tanır gibiler.
İzinsiz almış da zamanı yıllardan,
Ansızın hesap sormaya gelmiş gibiler.
Geçmiş yılların hatırına şakaklarına,
Bir tutam yıldız koymuş ve
Kırık camların ardından bakar gibiler.
Yarım kalmış yağmurlardan damlalar,
Sana ismimi fısıldar gibiler.
Eğreti hayatım makus talihi galebe çalarda
Sana bir bakışta düşer gibiler…
SEFA ÇİÇEK

Sefa ÇİÇEK