Genel

Kapitalist kutlamalara evrilen 8 Mart'ın gerçekleri!

8 Mart çoğu zaman çiçeklerle, indirim mesajlarıyla ve sosyal medya paylaşımlarıyla hatırlanıyor. Oysa bu günün ortaya çıkışı bir kutlamadan değil, bir itirazdan doğdu. Daha iyi çalışma koşul...

08.03.2026 - 10:22 4 dk'da okuyabilirsiniz.
Kapitalist kutlamalara evrilen 8 Mart'ın gerçekleri!
Reyhan SEVEN
Reyhan SEVEN
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Reyhan SEVEN
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

8 Mart çoğu zaman çiçeklerle, indirim mesajlarıyla ve sosyal medya paylaşımlarıyla hatırlanıyor. Oysa bu günün ortaya çıkışı bir kutlamadan değil, bir itirazdan doğdu. Daha iyi çalışma koşulları isteyen kadın işçilerin sesiyle.
Bugün dünyaya baktığımızda kadınların erkeklerle aynı hayatı yaşadığını söylemek hâlâ kolay değil. Yasalar bazı yerlerde eşitliği yazıyor olabilir ama hayatın kendisi her zaman aynı şeyi söylemiyor. Çünkü kadınların hayatı çoğu zaman iki kat yükle ilerliyor: Görünen ve görünmeyen emek.
Çalışan bir kadın sabah işine gider, akşam döndüğünde çoğu zaman evin düzeni yine onun omzundadır. Çocukların sorumluluğu, yaşlıların bakımı, evin düzeni… Bunların büyük kısmı hâlâ kadınların payına düşer. Gün biter ama mesai çoğu zaman bitmez.
Ev hanımları için ise durum daha görünmezdir. Maaşı olmayan ama mesaisi hiç bitmeyen bir emek vardır orada. Ev temizlenir, yemek yapılır, çocuk büyütülür, aile ayakta tutulur. Fakat bu emeğin çoğu zaman bir adı yoktur. Çalışma saati yoktur. Tatili yoktur. Çoğu zaman takdiri de yoktur.
Dünyanın bazı yerlerinde ise mesele yalnızca emek değildir, doğrudan özgürlüktür.
Afganistan’da birçok kız çocuğu bugün okula gidemiyor. Kadınların kamusal hayata katılması ciddi şekilde sınırlandırılmış durumda. İran’da kadınlar yıllardır temel özgürlükler için seslerini yükseltiyor. Afrika’nın bazı bölgelerinde kadınlar her gün kilometrelerce yürüyerek su taşıyor; bu, hayatın sıradan bir parçası kabul ediliyor. Dünyanın başka yerlerinde ise erken yaşta evlilikler hâlâ milyonlarca kız çocuğunun kaderini belirliyor.
Bir başka acı gerçek ise Çin’in Sincan bölgesinde yaşayan Uygur Türkleri arasında görülüyor. Özellikle Uygur kadınlarının hayatı son yıllarda dünyanın gündemine sık sık geldi. Uluslararası raporlar ve tanıklıklar; zorla tutulan kamplardan, ailelerin parçalanmasından ve kültürel kimliğin baskı altına alınmasından söz ediyor.
Bu durumdan en çok etkilenenlerden biri de kadınlar. Bazıları eşlerinden ve çocuklarından ayrı düşüyor. Bazıları günlük hayatlarında kendi dillerini, geleneklerini yaşatamıyor. Bazı kadınların ise zorla çalıştırma ya da farklı baskı biçimleriyle karşı karşıya kaldığına dair çok sayıda iddia ve rapor var.
Bir kadının hayatı sadece kendi hayatı değildir aslında. O aynı zamanda bir ailenin hafızasıdır, bir kültürün taşıyıcısıdır. Bu yüzden bir kadının susturulması bazen sadece bir insanın değil, bir toplumun sesinin kısılması anlamına gelir.
Dünyanın neresine bakarsak bakalım; savaşın ortasında, yoksulluğun içinde ya da en zor şartlarda bile kadınların çocuklarını hayata hazırlamak için gösterdiği çaba değişmez. Birçok toplumun ayakta kalmasının görünmeyen nedeni tam da budur.
Bütün bunlara bakınca 8 Mart’ı sadece bir kutlama gününe çevirmek gerçeği biraz örtmek gibi oluyor.
Bu gün belki daha çok bir hatırlama günü olmalı. Kadınların ne kadar güçlü olduğunu anlatan bir gün değil sadece; aynı zamanda ne kadar yorulduklarını da hatırlatan bir gün.
Çünkü çoğu kadın aynı anda pek çok şeyle mücadele eder: işle, evle, toplumun beklentileriyle, bazen de sadece anlaşılma isteğiyle.
8 Mart belki de şunu düşünmek için var:
Bir kadının hayatını biraz daha kolaylaştırmak mümkün mü?
Emeğini daha görünür kılmak mümkün mü?
Ve en basiti, yükünü biraz paylaşmak mümkün mü?
Bunlar büyük sloganlar gerektiren sorular değil. Ama cevabı verilirse hayatı gerçekten değiştirebilecek sorular.
8 Mart’ın gerçek anlamı süslü kutlamalar yapmak değil bütün bu gerçekleri hatırlamak ve  yaşam mücadelelerine nasıl ortak olunacağını sorgulamaktır. Ayrıca bu ortaklık yalnızca bir güne mahsus hatırlanmamalı, sürdürülebilmelidir.

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Nebi Emrah ŞENLİK

Bilgi Çağında Algı

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Erzurum... Ele Sevirem ki Seni...Hele Bir Selam Sal...

Yazıyı Oku
Rüveyda SOLAKOĞLU

SAHİ YİTİRDİK Mİ TÜM UMUDUMUZU?

Yazıyı Oku
Muhammet ARSLAN

Temiz Çevre , Temiz Gelecek !

Yazıyı Oku
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN

Resmen Başlanmıştır.

Yazıyı Oku
Muhammed Can CEYLAN

KUKLA

Yazıyı Oku