Dünya kadınlar günüymüş; maalesef çarpık ve istismarcı düzen yine tıkırında işliyormuş.Globalliğin , kendi büyük beyni küçük organizmaları kadınlar için indirimler yapmış, karanfil dağıtmış,siyasetçiler ve STK lar kadınların yanındayız organizasyonları düzenlemiş. Konferans ve panellerde kadın hakları anlatılmış. Kadın cinayetleri, cinsel tacizler, psikolojik ve fiziksel şiddet konuşmaların en hararetli kısmıymış. Sırası ile mağdurlar hatırlanmış. Keyifli organizasyonlarda yapılmış tabii. Kadının sesi olmanın, işe yaramanın , el attığı her konuya güzellik katmanın , anne ve eş olarak ailenin sorumluluklarını yüklenmelerinin , bazı kadınların hem anne hem baba görevinin üstesinden nasıl geldiğinin hepsi anlatılmış bir bir... Masaların ,toplantıların , organizasyonların en tempolu günüymüş 8 Mart . İyi de olmuş. Yalnız! Sözüm meclisten taaaa içeri, kadınların gününü kutlarken, karanfil vermeyin bize! Hediye ile geçiştirmeyin bizi! Eminim hiçbir kadın; yılda tek bir gün anılırken hediye olarak blender almak istemez. Sözüm o ki; emek ve iyi niyetle yaptığınız etkinliklerinizin içine hayatın her kesiminden kadınları katın. Mesela ; sırf babasından kalan maaşı almak için eşinden boşanan kadına; yıllarca nikahsız yaşadığı kocasının, o paraları kumar masasında yiyebileceğini, küçük yaşta ekonomik olanaksızlıklar yüzünden evlendirilen kızların, büyüyünce eşlerine ihanet edip yine aynı aileler tarafından öldürülebileceklerini anlatın. Sokakta kızı ile yürürken “amca kızıyor” dediğimiz kızlarımızı nasıl korkak ve ses çıkaramaz hale getirdiğimizi anlatın. Yıllarca köle gibi çalışıp banka kartı eşinde olan fakülte mezunu kadınların nasıl ekonomik şiddete uğradıklarını, ya da kariyer ve sosyalite de eşlerinin önüne geçen kadınların akşam evde hangi kavgalara ve hakaretlere, maruz bırakıldıklarını anlatın. Şehrin ücra mahallelerinde bira parasına , hemde kocası tarafından satılan kadınları , işyeri açıp, vergi ve krediler nedeniyle dükkanına kilit vuran kadınların en yakınlarınca nasıl eleştirildiklerinden bahsedin biraz da. Bunları tartışın, anlatın. Bırakın artık !sadece yanınızdaki ,derneğinizdeki, kurumunuzdaki kadınlara hak hukuk anlatmayı. İnin memleketin her katmanına, çalın artık çalınmamış kapıları. Sokak yüzü görmemiş teyzeleri oturtun yemeklerinizin başköşesine, genç kızları çıkarın evlerinden kurslara yazdırın. Açtığınız meslek edindirme kurslarını hobi evi olmaktan çıkarın. İşlevselleştirin . Açın artık şu kanatlarınızı, alın gerçekten kollanmak zorunda olan kadınları kanatlarınız altına.İşte o zaman yaptığınız güzellikler gerçekten alkışlanmayı hakeder. Daha dün İran’da öldürülmedi mi kız çocukları?Gazze’de,? yıllar önce Bosna’da? Erzurum’da ,daha bu kış başı eski kocası bir sitenin bahçesinde defalarca bıçaklamadı mı çocuklarının annesini? Amerika’da çarşaf çarşaf Epstain dosyaları dökülmedi mi ortaya? Pedofili adası tüm iğrençliği ile gözlerimizin önünde işte! Çin’in “ Fuhuş Turizmi” aşikar değil mi? Hepsinin başrolünde bugün “8 Mart Kadınlar Günü” diye tebrik ettiğimiz kadınlar var. Bu şartlarda kutlu olacak ise olsun bakalım … Dünya Kadınları da bir yana; ben ülkemin kadınlarını, karda açan kardelenler gibi, Lale Devrindeki beyaz laleler, akarsulardaki nilüfer çiçekleri gibi görmek istiyorum. Renk renk , mis kokulu, gonca gonca. Tomris Hatun gibi güçlü, Halide Edip gibi cesur, Zübeyde Hanım gibi vakur , Nenehatun ve Kara Fatma gibi kahraman. 5 Aralık 1934 tarihinde Dünyada daha kimse kadının esamesini okumazken ,Seçme ve seçilme hakkı tanınan Türk Kadını elbette gelişen dünyanın mimarları arasında olmalıdır. Kadını sadece anne olma vasfı ile sınırlamak elbette en büyük haksızlıktır. Üst satırlarda yazdığım tüm bu olumsuzluklarla sadece muhteşem yaratılıştaki kadın başedebilir. Dünya'yı erkekler yönetir gibi gözükse de; 'Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır' değildir o söz. 'Her başarılı erkeğin tam da yanında bir kadın vardır' Çünkü biz kadınlar harika varlıklarız... Düşünün bir kere sadece başlık için yarım gün uğraştım ben:)

Ayşe Ferda KARAOĞLU