ASANI TAŞA VUR!
Günümüz insanının en belirgin özelliklerinden biri sabırsızlık… Beklemek istemiyoruz, emek vermek istemiyoruz, hatta çoğu zaman sonucu istiyoruz ama sürecin kendisinden kaçıyoruz. Tüketim çağının ortasında, her şeyin hızla ulaşılabilir olduğu bir dünyada, ister istemez “BEDAVACILIK” dediğimiz o tehlikeli alışkanlığa doğru sürükleniyoruz.
Artık insanlar bir şeylerin hemen olmasını istiyor. Hiçbir çaba sarf etmeden, hiçbir bedel ödemeden… Sorduğunuzda herkesin hayali büyük.Zengin olmak, başarılı olmak, iyi bir hayat yaşamak. Ama iş bu hayallerin gerektirdiği emeğe geldiğinde, aynı istek ve kararlılığı göremiyoruz. Sanki başarı bir anda, gökten düşecek bir nimetmiş gibi bekleniyor.
Düşünün… Ders çalışmayan bir öğrenci, en iyi üniversiteyi kazanmak istiyor.Emek vermeyen bir esnaf, büyük işletmelerin sahibi olmayı hayal ediyor. Çaba göstermeyen biri, en güzel hayatı yaşamak istiyor. Peki bu mümkün mü? Hayatın bir dengesi yok mu?
Aslında bu soruların cevabı, düşündüğümüzden çok daha derinlerde saklı ve belki de en büyük rehberimizde, açıkça gözümüzün önünde duruyor. Çoğu zaman fark etmeden geçtiğimiz, üzerinde durmadan okuduğumuz ayetlerde…
Bakara Suresi’nin 60. ayeti buna güzel bir örnek. Hz. Musa’nın su ihtiyacı karşısında, Allah dileseydi suyu doğrudan peygamberine gönderebilirdi. Ancak öyle olmadı. Musa’ya “ASANI TAŞA VUR” denildi. Yani bir mucize bile bir hareketle, bir çabayla birleştiğinde ortaya çıktı. Bu bize açık bir mesaj veriyor. İlahi yardım bile çoğu zaman bir adım atmayı, bir gayret göstermeyi bekler.
Demek ki hayatın kuralı bu. İstemek yetmez, harekete geçmek gerekir.
İyi bir evlilik istiyorsak emek vermeliyiz, sağlıklı bir hayat istiyorsak çaba göstermeliyiz, Para kazanmak istiyorsak çalışmalıyız. Kısacası, elde etmek istediğimiz her şeyin bir bedeli vardır ve o bedel ödenmeden gelen şeyler ya kalıcı olmaz ya da kıymetli olmaz.
Belki de asıl sorun, kolay elde ettiğimiz şeylerin değerini bilemememizdir. Oysa emek vererek, sabrederek, mücadele ederek kazandıklarımız… İşte onlar gerçekten bizim olur. Çünkü içinde alın teri vardır, sabır vardır, inanç vardır.
Bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şu "Gerçekten istiyor muyuz, yoksa sadece istemiş gibi mi yapıyoruz?"
Çünkü gerçek istek, beraberinde çabayı getirir. Gerçek hayaller, bedel ödemeyi göze alabilenlerin olur.
Ve belki de en doğrusu şudur; hayat, bedelini ödediğimiz kadar BİZİMDİR .
ESRA ÖZTÜRK
