Genel

Başkasının Müziğiyle Dans Etmek: Özgünlüğün Kayıp Ritmi

Başkasının Müziğiyle Dans Etmek: Özgünlüğün Kayıp Ritmi​Rus edebiyatının dev ismi Tolstoy, insanın içsel pusulasını kaybetmemesi gerektiğini şu keskin cümleyle hatırlatır: "Kendi istediğin g...

25.04.2026 - 22:15 3 dk'da okuyabilirsiniz.
Başkasının Müziğiyle Dans Etmek: Özgünlüğün Kayıp Ritmi
Meryem YARAR
Meryem YARAR
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Meryem YARAR
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Başkasının Müziğiyle Dans Etmek: Özgünlüğün Kayıp Ritmi

​Rus edebiyatının dev ismi Tolstoy, insanın içsel pusulasını kaybetmemesi gerektiğini şu keskin cümleyle hatırlatır: "Kendi istediğin gibi yaşa ve kimsenin çaldığı havayı oynama, en iyisi budur!" İlk bakışta basit bir tavsiye gibi görünen bu söz, aslında bireyin toplumsal normlar, beklentiler ve dayatmalar karşısında verdiği o kadim varoluş mücadelesinin özetidir.

​Elalem Ne Der Korosu

​İnsanoğlu, doğası gereği toplumsal bir varlıktır; ancak bu özellik zamanla bir "başkalarına göre hizalanma" hastalığına dönüşebilir. Çocukluktan itibaren ailemizin, çevremizin ve nihayetinde dijital dünyanın görünmez orkestra şefleri tarafından yönetilmeye başlarız. Hangi okulun "havalı" olduğu, hangi mesleğin "saygın" görüldüğü veya nasıl bir hayatın "başarılı" kabul edildiği bize hep başkaları tarafından fısıldanır. Tolstoy’un "kimsenin çaldığı havayı oynama" uyarısı tam burada devreye girer: Kendi müziğini duyamayan kişi, başkasının koreografisinde figüran olmaya mahkûmdur.

​Kendi İstediğin Gibi Yaşamanın Cesareti

​Kendi istediği gibi yaşamak, bir bencillik hali değil, bir dürüstlük meselesidir. Kişinin kendi değerlerine, tutkularına ve doğrularına sadık kalması, çoğu zaman akıntıya karşı kürek çekmeyi gerektirir. Çünkü toplum, kendi standartlarının dışına çıkanları genellikle "uyumsuz" olarak etiketler. Oysa tarihin akışını değiştirenler, başkalarının çaldığı güvenli ritimlere eşlik etmek yerine, kendi içlerindeki o aykırı ezginin peşinden gidenlerdir.

Sahiciliğin Hafifliği

​Başkalarının beklentilerini karşılamak için giyilen maskeler, bir süre sonra ruhun üzerine ağır bir yük bindirir. Başkasının müziğiyle dans etmek yorucudur; çünkü adımlar size ait değildir. Tolstoy’un "en iyisi budur" dediği nokta, işte bu yükten kurtulmanın getirdiği o muazzam hafifliktir. İnsan, sadece kendi hakikatiyle örtüştüğünde gerçek bir tatmin duygusuna ulaşabilir.

Sonuç olarak;

Modern dünya her an bize yeni bir "hava" çalıyor. Sosyal medya platformlarından popüler kültürün dayatmalarına kadar her yer orkestra şefleriyle dolu. Ancak unutmamalıyız ki; hayat, provası olmayan tek kişilik bir gösteridir. Sahne ışıkları söndüğünde, kulaklarımızda kalan ezginin bize mi yoksa bir başkasına mı ait olduğu, yaşamımızın kalitesini belirleyen yegâne ölçüt olacaktır.

​Kendi ritminizi bulmanız ve sadece o ritimle dans etmeniz dileğiyle...

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Nebi Emrah ŞENLİK

Bilgi Çağında Algı

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Erzurum... Ele Sevirem ki Seni...Hele Bir Selam Sal...

Yazıyı Oku
Rüveyda SOLAKOĞLU

SAHİ YİTİRDİK Mİ TÜM UMUDUMUZU?

Yazıyı Oku
Muhammet ARSLAN

Temiz Çevre , Temiz Gelecek !

Yazıyı Oku
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN

Resmen Başlanmıştır.

Yazıyı Oku
Muhammed Can CEYLAN

KUKLA

Yazıyı Oku