WhatsApp Facebook X (Twitter)
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Reyhan SEVEN

Çiftçiler günü kutlu olsun

14.05.2026 - 19:43
7,330 Okunma

Çiftçilik,, Ülkede yaşayan her bir ferdin ilgilenmesi gereken bir alan aslında; tarım, üretim, hayvancılık.  Geleceğe bırakılabilecek en değerli çalışma alanı. Tohumlarımızı kaybetmemek, geleceğe aktarmak, onları yaşatmaktan daha önemli ne olacaktı ki başka. Bugün dünyadaki en eski buğdayın 12 bin yıllık siyez buğdayının Türkiye'de nefes aldığını bilmemek beni hüsrana uğratırdı açıkçası. Ya da binlerce meyve sebzenin yüz binlerce bitkinin toprağımızda yeşerdiğini görmemek. Bunun farkında olup sürdürülebilirliği için herkesin çabalaması gerekmez mi? Doğru olan bu değil mi? 

Her sabah televizyonlara çıkan çok değerli doktorlarımız sağlıklı beslenmeye teşvik ediyor, pek çok bilinmeyen bitkiden değeri çok yuksek  besinlerden bahsediyorlar. Zaten günümüzde hepimiz sosyal medya aracılığıyla sağlıklı tabaklara hakimiz, hem sağlıklı beslenme için hem diyet için yapılan öğünleri artık tanıyoruz. Sağlıklı kahvaltılarda başı çekenler yumurta , salatalık, domates, avakado ve yaban mersini oluyor. Avokado ve yaban mersini seralarımızın bulunduğunu da bilmekte fayda var. Kümes hayvancılığının yapılabilmesi için, yumurtayı yerli olarak tüketebilmemiz için uygun iklimimiz uygun bölgemiz var. Ana yemeklerin protein oranını yükselten kırmızı etin nerden nasıl geldiği de bilmeye hakkımız var. Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği için mükemmel bir bitki örtüsüne sahibiz, aynı zamanda küçükbaş yetiştiriciliği için de. Sonra balık, hem faydalı hem lezzetli. Geçenlerde Samsun'da  1. Türk somonu hasat şenliği  yapıldı , müthiş bir haber değil mi? Karadenizimizde somon yetişiyor.  Zeytini ve zeytinyağını unutmamak gerekir. Ülkemizde bu kadar verimli üretim varken, binlerce ürünün yetiştiğini bilmek , tüketmek,anlatmak ve aktarmak boynumuzun borcudur.

 İnsan yediği şeyin üretim sürecini görebildiği sürece daima sağlıklı beslenmiş olur. Ne yediğini biliyorsa gıda güvenliği de  sağlanmıştır. Mesela;

Sabah yumurta yiyorum; kendi tavuklarımızın yumurtası diyorsanız,

Domatesi salatalığı bahçeden taze topladım diyebiliyorsanız,

Satın aldığınız kırmızı etin nerde ne şekilde kesildiğini görüp o şekilde alıyorsanız (ya da daha da güzeli eti kendi yetiştirdiğiniz hayvanlardan sağlıyorsanız) ,

Balığın kendi sularınızda büyüdüğüne şahit oluyorsanız, 

Kendi ülkenizde yaban mersini hasatını, avokado veya muz hasatını görüp tüketimini oradan sağlıyorsanız,

Yoğurdu kendiniz yapıyorsanız, sütün hangi inekten sağıldığını biliyorsanız, vs vs vs

Göğsünüzü gere gere ben sağlıklı ve güvenli besleniyorum diyebilirsiniz. Üstelik moderniteyi reddetmeye gerek yok (çiftçiliğe modern ve popüler meslek bakış açısıyla yaklaşılmalıdır) kendi ürünlerimizle de modern öğünler yapabiliyoruz artık. Avokado yabancı değil yerli oldu çünkü :)

Gel gelelim konumuzun aslına; Ülkemizdeki üretimi daima desteklemeli, bilhassa kendi ürettiğimiz ürünleri tüketmeli bu üretim ve tüketime teşvik etmeliyiz. Bu konu gıda güvenliği açısından da çok önemli. Çiftçi gününün kutlanması ancak mahsulün bereketiyle ve sürekliliği ile anlam kazanacaktır. Üretimimiz daimi, hasadımız bereketli olsun🍀 

DİĞER YAZILAR

Sefa ÇİÇEK

Türkiye Ekonomisi ve Çevresel Faktörler

Mine Aras Nalkıran

VİŞNE AĞACININ DİBİNE DÜŞTÜM

Emrah KILIÇ

Parayı Yönetmenin 7 Altın Kuralı

Nebi Emrah ŞENLİK

Tüketmek Üzerine Bir Takım Mülahazalar

Ayşe Ferda KARAOĞLU

FETİH TABLOSU, FETİH KAPISI VE FETHİN SIRLARI

Ceyhun SERÇEMELİ

Bayram’da Alvarlı Efe Hz.’nden Feyz Almak