‘’ Ya ben İstanbul'u alacağım. Ya İstanbul beni.'' Döneminin en renkli entelektüeli diyen de vardı, müthiş bir komutan diyen de. Hatta şahane bir mühendislik zekası olduğunu söyleyenlerde vardı. Dünya dillerine hakimiyeti, sanat ve resim merakının yanı sıra çizdiği harita ve savaş makinaları şöyle dursun ; dini eğitimini ezberle sınırlandırmamış bir hafızdı O. En önemlisi; asırlar öncesi Hz. Peygamberin ‘’ İstanbul elbet Feth olunacaktır. O'nu fetheden Komutan ne güzel Komutan. O Ordu ne güzel Ordu'' övgüsüne mazhar olmuş kutlu bir İmparator. İlki 12 , ikincisi 20 yaşında olmak üzere iki kez tahta çıkan Fatih Sultan Mehmet Han ; çocukluk hayali olan İstanbul'u tam 53 gün süren mücadelenin ardından alacaktı. Bizans'ın 22 km uzunluğunda, kimsenin geçemediği surlarını kendi çizdiği haritalar ve toplarla geçecekti. Ormanın derinliklerinde inşaa ettikleri çekmeli gemileri karadan yürüterek bir sabah Haliç'in sularına indirecekti. Nihayetinde hepsini başardı. 29 Mayıs 1453 Salı günü Konstantinapolis fethedildi. Bizans halkı Ayasofya'ya sığındı. Kutsal mabed onları koruyacaktı. Düşman Constantine sütununa gelince gökten bir melek inecek ve kuşatmaya izin vermeyecekti. Tabi ki olmadı. Sultan Mehmet Han; halkın can ve malına kast edilmeyeceğini, din ve ticaretinde serbestlik güvencesi verileceğini beyan ederek Bizans'ı aynı gün ikinci kez fethetti. Bu sadece askeri bir başarı değildi; aynı zamanda psikolojik bir galibiyetti. Bizans'ın surlarının yıkımı ile bir dönem kapanmış ,yeni bir dönem başlamış oldu. Gelelim benim asıl bahsetmek istediklerime. Size bu fethin birkaç önemli olayından söz etmek isterim. Pek çok kaynaktan araştırmalar yaptım. İlki, Fetih ne sebep gösterilerek başladı? Anlatayım müsaadenizle. Fatih saldırı içi geçerli bir bahane arıyor. O sırada Anadolu Hisarı inşaa halinde. Tabi Rumeli hisarı ses edemiyor. Bizim Yeniçeriler bir gün Rum tarafında hayvanlarını güden bir çiftçiden ücreti mükabilinde koyun istiyor. Tartışma çıkıyor . Bizim cengaverler sarılıyor kılıçlara. Durur mu Bizans askeri. Yetişip geliyor ve Yeniçerileri tutukluyor. Hal böyle olunca , durum meşrulaşıyor ve saldırı başlıyor. Bu olay litaratüre fethin resmi nedeni olarak geçiyor. Yani şehir efsanesi değil ha . Bayağı şahitli ispatlı. Yani koca fethin sebebi ‘’Koyun kavgası'' (kaynak: İbn-i Kemal) İkincisi ; İtalyan ressam Fausto Zonaro'nun meşhur İstanbul'un Fethi tablosu ve tablonun özgün olup olmadığı. Ha bu arada tabloda esrarengiz detaylar da yok değil hani. 1892 yılında 2. Abdulhamit Han tarafından Saray ressamlığına getirilen Zonaro'ya Fatih Sultan Mehmet ile ilgili tablolar yapma görevi veriliyor. Bahriye Müzesi kendisine tahsis ediliyor. Araştırırken Balkan Harbi sırasında Şehit olan Hasan Rızanın bir tablosuna rastlıyor ve rivayet odur ki, bu eseri detaylandırarak yeni bir tablo çiziyor. Tablo aslında içinde birçok gizemi de barındırıyor. Örneğin Yeniçeri figürü sınırlandırılmış. Siyahi insanlar resmedilmiş. En ilgici ise Zonaro Hasan Rıza'ya atıfta bulunarak; Fatih'in atının sol tarafına kendisini ve Hasan Rıza'yı Yeniçeri olarak resmetmiş. Ayrıca ; aslında Fethin resmedildiği gün 29 Mayıs Salı da değil. Fatih Sultan Mehmet Han birçok kaynakta yazıldığı üzere İstanbul'a Edirnekapı ve Topkapı arasındaki kara surlarından giriyor. Resim; bu olaydan üç gün sonra yani Cuma günü Ordunun Edirnekapı'dan şehre girişini tasvir ediyor. Dedim ya entelektüel ve vizyon sahibi bir liderden bahsediyoruz. Üçüncü ve bence Fatih Sultan Mehmet'in farkını ortaya koyan en büyük ayrıntı da şimdi sıra. Bir devir sona eriyor, gelenek bozuluyor ve Saltanat kapısı değişiyor. Bizans yıllarca Kraliyet kapısı olarak Yedikule Hisarının surlarında yer alan Altın Kapıyı saltanat kapısı olarak kullanmıştır. Bu kapıdan Justinyanus'tan tutunda ,Heraklius'a kadar nice hükümdar giriş yapmış. Ta ki, Sultan Mehmet Han'a kadar. İşte tam bu noktada ,Fatih İstanbul'un kapısını Bizans'a sonsuza dek kapatıyor. Roma İmparatorlarının yüzlerce yıl şehre girdiği Altın Kapıyı ,önüne duvar çekmek sureti ile bir iç kaleye çevirerek kapattırıyor ve ‘’Artık bizim Saltanat kapımız Edirnekapı'dır'' diyor. Fatih' den sonra gelen 36 Padişah aynı geleneği sürdürüyor. Sultanlar, Eyüp Sultan hazretlerinin önünde Padişahlık kılıçlarını kuşanıp, Eyüp'ten çıkar ve at sırtında Edirnekapı'dan şehre giriş yapar. . Bu hanedanın; dualar eşliğinde bir ritüeli haline gelir. İşte ; sadece İstanbul'u almak yetmez diyen Sultan'ın ve fethin ,bence önemli birkaç ayrıntısı. Necip Fazıl'ın dediği gibi… Surda bir gedik açtık. Mukaddes mi, Mukaddes. Ey kahpe rüzgar ! Artık nereden esersen es.

Ayşe Ferda KARAOĞLU