ŞEMSİYE ALTINDAKİ KIRMIZI NEZAKET
Ahir zaman insan topluluğu olarak yaşadığımız bu dönemde eksilen değerlerimiz içten içe yok olmaya, bu yok oluşlar ‘HİÇ’liği yanında getirip bizleri kültürsüz bireyselleşmeye itiyor sanki. Bu hiçliği neyle elde ederler? Tabii ki bizi biz yapan değerlerimizi elimizden alarak.
Mesela insanlığımızın en güzel parçalarından biri NEZAKETİ…
Nezaket aslında hepimizin sosyal anlamda kullandığı bir terim ama hiçliğe mal edilmek istercesine yok olmaya meyilli bir davranış türü olma yolunda.
Nasıl mı? Gelin önce nezaketin kelime anlamına bakalım.
Nezaket, övgü veya ödül beklemeden, başkaları için cömertlik, düşünme veya ilgi gösterme eylemleriyle işaretlenmiş bir davranış türüdür.(Wikipedia). Başkalarına karşı saygılı ve kibar davranma; naziklik (TDK).
Şimdi dilleriyle ‘NEZAKET SAHİBİ İNSANLARIZ. ’diyenler pazarda kırmızı şemsiye altında duran domates gibiler. Renkleri öyle kırmızı öyle albenisi yüksek ki üstündeki etikette de yazıyor ‘dalından yeni kopmuş kıpkırmızı.’ O etikete o görünüme inanıp o şemsiye altındaki domateslerden alıyorsun 5 kilo…
Eee sonra ne mi oluyor?
Tezgâhtan, şemsiye altından çıkıp poşete giren domateslere bir bakıyorsun hem çürük hem tat yok. Hani kıpkırmızı duruyordu ne oldu? Hani dalından yeni kopmuştu?
Demek ki neymiş malın hası şemsiyenin altından çıkınca da kıpkırmızı diri duranıymış. Sosyal hayatında da nezaketi karakterine işletemedikten sonra o poşetin içinde eve giren çürük domatesten ne farkın oluyor!
Çok güzel bir hikâye okumuştum eskiler ısınmak için keseceği ağaca giderken baltalarını beze sararlarmış ki diğer ağaçlar korkmasın, ürkmesin ve o kişi keseceği ağacın yanına gittiğinde de o ağaçtan helallik alır, neden o ağacı kesmek zorunda olduğunu söyler ve olabildiğince hızlı kesmeye çalışırlarmış ki canı daha fazla yanmasın.
Bu hikâyeyi okuyunca duraksamıştım o dönemdeki insanların bu hassasiyeti nasıl kutsalmış. Allah’ın biz kullarının ihtiyacı için gönderdiği şeye dahi o dönemin insanları nasıl nezaketle yaklaşıyorlardı.
Bu yaşanan olayı günümüzle karşılaştırdığım zaman ; o dönemde bu nezaket örneğinin paylaşıldığı bir sosyal medya yoktu. ‘Aman ne güzel kestin’ deyip alkışlayanı da yoktu. En önemlisi bunların hiçbirini ödül veya övgü için yapılmıyordu. İnsan olduğu için kendine bunu yakıştırdığı için yapıyor olmasıydı. Şimdi bizi insan yapan bu duygumuzun köreltilmeye çalışılması ne kötü!
Nezaketli insanlar sadece sözleriyle değil davranışlarıyla da bütünlük sergilediklerinde o sıfatı hak edeceklerdir.
Nezaketli insan ne mi yapar? Mesela ;
karşısındakine saygılı olur,
fikir ayrılıklarına rağmen kendini fikirlerini saygıyla, güzel ifade eder,
otobüste yaşlılarına yol verir,
yardıma ihtiyacı olanların kalbini kırmadan onlara yardım eder,
kalabalık alanlar da başkalarını rahatsız etmekten çekinir,
İnsanların bireysel farklılıklarına saygı duyar,
emeğe karşı saygılı olur,
teşekkür ederim, özür dilerim ifadelerini kullanmaktan imtina etmez.
Şimdi sözde nezaket sahibi insanlara değil karakteri ile nezaketli insanlara ihtiyacımız var. Nezaketli insanların hayatımızda daha çok yer alması dileğiyle…
ESRA ÖZTÜRK
