Bazı vedalar vardır; ne bir el sallayışa sığar ne de birkaç damla gözyaşına. Sessizce gelirler, insanın içine yerleşirler ve yıllar sonra bile bir şarkının arasında, eski bir fotoğrafın kenarında ya da unutulduğu sanılan bir hatırada yeniden belirirler. Lise son sınıfın son cumasıbiraz böyledir. Henüz hiçbir şey bitmemiş gibidir aslında. Koridorlar yerindedir, pencereler aynı gökyüzüne açılır, zil her zamanki saatte çalar. Fakat insan, eşyaların da zamanın da aynı kalmadığını ilk kez o gün fark eder. Bir devrin sonuna gelinmiştir ve bunun gürültülü bir ilanı yoktur.Çocukluk, arkasına dönüp bakmadan usulca uzaklaşmaktadır. O gün hissedilen şey ayrılıkdeğildir yalnızca. Bir daha asla aynı insan olamayacağını bilmenin burukluğudur biraz da. Çünkü bazı kapılar kapandığında ardında yalnızca mekânlar değil, yaşlar da kalır. İnsan bazen bir okulu değil, kendi gençliğini geride bırakır. Belki de bu yüzden yıllar sonra başka vedaların eşiğinde buluruz kendimizi. Bir şehirden ayrılırken, bir dostluğu hatıraya dönüştürürken, eski bir evin anahtarını son kez bırakırken... İçimizde tanıdık bir sızı belirir. Nereden geldiğini biliriz. Bir yerlerden kalkıp gelen o eski cuma öğleden sonrasıdır bu. Keder denilen şey, çoğu zaman kaybetmek değil; yaşanmış güzel günlerin bir daha yaşanamayacağını bilmektir. Bu yüzden en çok sevilen şeylerin ardından çöker insanın içine.Sessizdir, ağırbaşlıdır; kendini belli etmek için yüksek seslere ihtiyaç duymaz. Ve galiba büyümek de biraz budur. Bir kapının önünde son kez durabilmek. Ardına bakabilmek. Geçip giden zamana minnetle gülümseyebilmek.Sonra da içindeki o ince kederle birlikte yürümeye devam etmek. Çünkü bazı duygular geçmez; yalnızca insanın ruhuna yerleşip hatıraya dönüşür.Belki bir gün başka bir şehrin otogarında, yeni bir işin ilk sabahında ya da yıllar sonra açılan eski bir fotoğraf albümünün sayfaları arasında yenidenkarşılaşacağız onunla. Bir an durup derin bir nefes alacağız. Sonra fark edeceğiz ki özlediğimiz şey yalnızca geçmiş değil; o geçmişteki hâlimizmiş aslında.Zil çalacak.Bayrak töreni bitecek.O kapıdan dışarı çıkacağız.Belki gözlerimiz biraz nemli, belki yüzümüzde belli belirsiz bir tebessüm olacak. Ama içimizdeki o ince kederi de yanımıza alıp yürümeye devam edeceğiz. Çünkü biliriz ki bir devrin son cuması yaşanmadan, yeni bir hayatın ilk pazartesisi başlamaz. İşte bu yüzden ne olursa olsun içimde lise son sınıfın son cumasının ince kederi var…
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN