Bir şehrin zenginliği sadece dağları, ovaları, binaları veya bütçesiyle ölçülmez. Asıl zenginlik, o şehirde yaşayan insanların üretme kabiliyeti, çalışma azmi ve geleceğe dair umududur.
Erzurum, tarih boyunca yetiştirdiği ilim adamlarıyla, bürokratlarıyla, sanatçılarıyla ve girişimci ruhlu insanlarıyla Anadolu'nun en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Ancak bugün şehrimizin önünde çözüm bekleyen en önemli meselelerden biri istihdam ve işsizliktir.
Geçtiğimiz hafta Atatürk Üniversitemiz öncülüğünde şehrimizin temel ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla önemli bir projenin tanıtımı yapıldı. Atatürk Üniversitemizin koordinasyonunda Erzurum’un öncelikli ihtiyaçlarının bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi ve bu ihtiyaçlara yönelik uygulanabilir çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla “Erzurum’un Temel İhtiyaç / Sorunlarının Tespiti ve Çözüm Önerileri Projesi Destek Programı gerçekleştirildi. Yürütülen çalışmalar kapsamında Erzurum’da faaliyet gösteren 61 kurum ve kuruluşun katkılarıyla şehrin mevcut durumu kapsamlı şekilde analiz edildi. Bu süreçte oluşturulan 25 ihtisas komisyonu tarafından gerçekleştirilen 150 stratejik toplantı sonucunda eğitimden sağlığa, tarımdan hayvancılığa, turizmden sanayiye kadar uzanan 25 tematik alan belirlendi.
Ben de proje kapsamında uzmanlık alanım olan istihdam ve işsizlik tematik alanı ihtisas komisyonunda yer almaktan onur duydum. İşsizlik yalnızca ekonomik bir problem değildir. İşsizlik; gençlerin umudunu, ailelerin huzurunu ve şehirlerin geleceğini doğrudan etkileyen sosyal bir meseledir. Bir gencin memleketinden ayrılmak zorunda kalması, sadece bir nüfus kaybı değil; aynı zamanda bilgi, enerji ve gelecek kaybıdır.
Erzurum'da yıllardır sıkça duyduğumuz bir cümle vardır: "Gençlerimiz iş bulamadığı için göç ediyor." Aslında yazının başında da ifade ettiğim gibi odaklanmamız gereken husus altın değerindeki insan kaynağımızdır. Eğer gençlerimizi memleketimizde tutabilir, üretebilir ve istihdama katabilirsek; göçün önemli bir kısmını da önleyebiliriz.
Bu noktada meseleyi yalnızca kamu kurumlarının görevi olarak görmek doğru değildir. Üniversite, yerel yönetimler, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar olarak hepimizin sorumluluğu bulunmaktadır.
Öncelikle Erzurum'un sahip olduğu potansiyeli doğru okumak zorundayız. Tarım ve hayvancılık, kış turizmi, sağlık turizmi, lojistik, yenilenebilir enerji ve dijital girişimcilik alanları yeni istihdam kapıları oluşturabilecek önemli sektörlerdir.
Konumuzun coğrafi olmayan yönünde ise bilişim dünyası ve yapay zeka çağı var. Özellikle gençlerimizin sadece iş arayan değil, iş kuran bireyler olarak yetiştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Meslek edindirme programları, girişimcilik eğitimleri, teknoloji merkezleri ve üretim odaklı projeler desteklenirse istihdam açısından önemli adımlar atabiliriz.
Erzurum'un geleceği için artık sadece sorunları konuşan değil, çözümleri hayata geçiren bir anlayışa ihtiyaç vardır. Her yeni yatırım, her girişimcilik hikayesi, her üretim tesisi ve her istihdam edilen genç; şehrimizin yarınlarına yapılan en değerli yatırımdır.
Necip Fazıl’ın şu sözü meseleyi ne güzel özetler:
“Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak gerekir.”
Biz de Erzurum olarak çalıştığımız, ürettiğimiz ve gençlerimize umut verdiğimiz ölçüde büyüyeceğiz. Çünkü Erzurum'un en büyük sermayesi bu memleketin hamuruyla yoğrulmuş, dertleriyle dertlenmiş, Palandöken’in eteklerinde yetişmiş insan kaynağıdır.
Proje kapsamında birçok toplantı yaptık. Ortaya çıkan değerlendirmeler gösteriyor ki Erzurum'un sorunu yalnızca işsizlik değildir. Asıl mesele; mevcut potansiyelin yeterince ekonomik değere dönüştürülememesidir.
Erzurum sahip olduğu imkanlar bakımından son derece zengindir. Bu güzide projeye de öncülük eden güçlü bir üniversitesi vardır. Bölgenin sağlık merkezidir. Kış turizminin göz bebeğidir. Tarım ve hayvancılık konusunda büyük bir birikime sahiptir (ziraat fakültemizin birbirinden değerli akademisyenlerine kulak verilmelidir). Jeotermal kaynakları vardır. Genç ve dinamik bir nüfusa sahiptir (ülkemizdeki genç nüfus oranı dikkate alındığında genç nüfus oranımız oldukça yüksektir). Peki eksik olan nedir? Belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; ortak akıl ve ortak hedef doğrultusunda potansiyelin harekete geçirilmesidir.
Artık dünyada kalkınma anlayışı değişiyor. Eskiden fabrikalar bacalarıyla yarışırdı. Bugün şehirler fikirleriyle yarışıyor. Eskiden sermaye büyük şehirlere giderdi. Bugün internet olan her yer yatırım yapılabilir bir merkez haline geldi…
Haberlerde görmüşsünüzdür Çin yapay zeka veri merkezlerini deniz altına taşıyor. Amaçları ise soğutma gücünden yararlanmak… Bu durum dahi iklim koşulları dikkate alındığında Erzurum için önemli fırsatlar sunmaktadır (nasip olursa ayrı bir köşe yazısında bu durumu sizlere detaylı anlatmak istiyorum). Özellikle yazılım, dijital hizmetler, uzaktan çalışma sistemleri ve teknoloji girişimciliği alanlarında gençlerimize yeni kapılar açılabilir.
Bir genç kardeşimiz Palandöken'in eteklerinde otururken dünyanın herhangi bir ülkesine hizmet verebilir. Yeter ki gerekli eğitim ve altyapı sağlanabilsin..
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî “Sen denizde bir damla değilsin, Bir damlada koskoca denizsin.” der… Belki de bugün keşfetmemiz gereken şey; Erzurumlu gençlerin potansiyelidir. Çünkü Dadaşlar Diyarımızda nice cevherler sessizce fırsat bekliyor. Nice fikirler desteklenmeyi bekliyor. Nice girişimler bir kapı aralansa dünyaya açılabilecek durumdadır. Gençlerimizin bu noktada tek sorumlulukları ülkemiz, milletimiz ve şehrimiz için çalışmaktır.
Ata’mız ne güzel demiş:
Yalnız tek bir şeye ihtiyacınız vardır: Çalışkan olmak. Servet ve onun tabii neticesi refah ve saadet, yalnız ve ancak çalışkanların hakkıdır.
Memleketimizin güzide gençlerini şehrimizde kalarak istihdam ve kalkınma için mücadeleye davet ediyorum. Unutmayalım ki her mücadelenin sonunda bir kazanç vardır. Mücadele edenler belki her zaman istediği sonuca ulaşamaz ancak kazananlar yalnızca mücadele edenlerdir…
