BEŞ TAŞ OYNAYALIM MI?
Masum bir sorunun ardından verilen cevabın acınası gerçeğiyle, o cevabın bana verdiği elemle karşı karşıya kaldım.
Neden mi?
Çok sayın muhteşem annelerin korkuyla büyüttüğü mutsuz çocukları…
İçimi çok acıtıyor…
Çünkü popülerizmin etkinde kalan muhteşem annelere insanlar kısaca el âlem ne temiz ne düzenli diyecekler diye o minik canlara yaptıkları gerçekten içimi acıtıyor…
Ve en acınası o annelerin bu çocuklarda yarattı etkinin farkında olmamaları…
Oyun oynamayı unutan nesille sokak oyunlarımızdan oynadık.
Aliler Aliler oyunu
Bezirgân başı oyunu
Mendil kapmaca
Yakar top…
Sıra beş taşa geldi…
“Çocuklar şimdi dışardan beş küçük taş alalım ve oyunumuza başlayalım” dediğimde bu çocuklardan biri “ben oynayamam ki annem kızar “ deyince afalladım. Makul bir sebep bekliyorum.
“Taş can acıtır, sivri olur elimizi keser” diye…
O masum ve tedirgin gözlerle bana bakan çocuğa sebebini sorduğumda “onlar pis ve ben elimi süremem üstümü kirletemem”dedi.
Elbette çözümler tükenmez. Taşlar toplandı sabunla yıkandı. Ama hâlâ el sürmeye korkuyordu. Arkadaşlarının yıkanmayan taşları üstünü kirletirse…
Evet o çocuğun üstü kirlenirse annenin muhteşemliği gidecekti…
Öve öve bitiremediği benim çocuklarım titizdir tezi çürüyecekti…(titiz değil korkuyorlardı)
O muhteşem anne üstü kirli çocukların (oyunun tadına vara vara oynayan mutlu çocukların) annesine karşı alaycı tavırla eleştiride bulunamayacaktı…
O muhteşem annenin egosu önemliydi çünkü…
Çünkü o minik beden üstü kirlenirse evde göreceği muameleye gücünün yetmeyeceğini biliyordu.
Bu yüzden temkinli, tedirgin ve fedakardı.
Annesi mutlu olsun diye oynamamayı tercih eden bir can…
Ama ya o minik bedenin içindeki yürek…
Bedenleri minik diye yürekleri de minik mi sanırsınız?
Bir suyla temizlenecek kirleri o masum yavruların gözyaşlarıyla temizlemek daha mı kolay sanırsınız?
Gelin bu yaz muhteşem anne değil sadece anne olalım…
Doya doya oynayan, oyunun tadını alan, kaldırıma oturdu diye, üstü toz oldu diye ağlamayan, o kaldırımda arkadaşlarıyla oynadığı üç taş oyunundaki galibiyetini gülen gözleriyle anlatan, elleri çamur olduğu için ağlayan değil de o çamurdan yaptığı el emeği ürünleri gururla bizlere tanıtan çocukları büyütelim…
Bırakalım el âlemi… Adı üstünde onlar el ve kendi âlemlerindeler. Bizler; bize bakınca mutlulukla güzel anılar biriktiren çocuklarımıza bakalım.
Bu çocukların tek tesellisi oyun oynamak onları da egolarımız uğruna o yavruların ellerinden almayalım.
Mutlu bir neslin yetişmesi temennisiyle…
Esra ÖZTÜRK
