Erzurum'un Batıya Açılan Gülen Yüzü: Aşkale'm
Bazı şehirler vardır; haritalarda yalnızca bir nokta, gönüllerde ise ömür boyu dinmeyen bir hasrettir. Aşkale de böyledir. Erzurum'un batıya açılan gülen yüzü; Tarihî İpek Yolu'nun asırlık hatıralarını omuzlayan, Karasu'nun billur sesiyle nefes alan, dağların vakarını, ovaların bereketini bağrında büyüten kadim bir Anadolu yurdudur.Şimdi mevsim yaz…Sabahın ilk ışıkları Kop Dağı'nın doruklarından usulca süzülürken, güneş altın parmaklarıyla Aşkale Ovası'nı okşar. Geceden kalan çiy taneleri başakların üzerinde inci tespihler gibi parıldar. Karasu Nehri, berrak sularını ağırbaşlı bir derviş edasıyla akıtır; kıyısındaki söğütler suya eğilmiş, sanki asırlardır aynı türküyü dinlemektedir. Meltem, dağ yamaçlarında açan gevenin, kekiğin, papatyanın ve yabani güllerin rayihasını yüklenip köylerin avlularına kadar taşır. Tabiat, en güzel şiirini Aşkale'de sessizce okumaktadır.Yaylalar yeşilin binbir tonuna bürünmüş, çobanların kaval sesleri rüzgârla yarışmaktadır. Uzaklardan koyun çanlarının ahengi gelir; harman yerlerinden yükselen saman kokusu, yeni biçilmiş otların rayihasına karışır. Her ses, her koku, her renk insanın gönlünde çocukluk yıllarından kalmış mahzun bir hatırayı usulca uyandırır.Karasu yalnız su taşımaz; bereket taşır, huzur taşır, hayat taşır. Kıyısında sabırla oltasını bekleyen ihtiyarın yüzünde zamanın çizgileri okunur. Çocukların neşesi suyun şırıltısına karışır. Tutulan balıklar nehir kıyısında yakılan mütevazı mangallarda pişerken, semaverden yükselen çayın buğusu gökyüzüne ince bir dua gibi yükselir. İşte Anadolu'nun gerçek zenginliği budur; gösterişten uzak, gönlü tok insanların kurduğu sade sofralarda saklıdır.Aşkale'nin insanı da toprağı gibidir; mütevazıdır ama bereketlidir. Sert rüzgârlara alışkındır; fakat gönlü bahar kadar yumuşaktır. Kapısını çalan misafire önce tebessümünü, sonra ekmeğini, ardından muhabbetini ikram eder. Çünkü bu topraklarda paylaşmak, kadim bir medeniyetin en güzel mirasıdır.Çimento, krom ve alçı fabrikalarının bacalarından yükselen emek, bereketli tarlalarda çalışan çiftçinin alın teriyle birleşir. Yaylalarda otlayan sürüler, çiçeklerden öz toplayan arılar ve dalga dalga uzanan ekinler, Aşkale'nin çalışkan ruhunu anlatır. Burada emek yalnızca kazanç değil; bir ahlâk, bir hayat terbiyesi, bir karakter meselesidir.Türküleriyle, barlarıyla, düğünleriyle, ağıtlarıyla ve dilden dile aktarılan hikâyeleriyle Aşkale, Anadolu irfanının yaşayan hafızasıdır. Her çeşmenin başında bir dua, her yaşlı çınarın gölgesinde bir nasihat, her taş evin duvarında geçmişten bugüne uzanan sessiz bir hatıra gizlidir.Havaalanına yakınlığı, demiryolu ağı ve Trabzon'dan İstanbul'a uzanan yolların kavşağında bulunması, Aşkale'yi yalnız Erzurum'un değil, Doğu Anadolu'nun da mühim geçiş kapılarından biri hâline getirir. Deniz yolu dışında hemen her ulaşım ağıyla Anadolu'ya bağlanan bu kadim ilçe, bir yandan yolcuları uğurlar, diğer yandan gurbetten dönenleri hasretle bağrına basar.Kaban, Dumanlı, Güllü, Meryem, Gollo Cecan ve Kop Dağları, yüzyıllardır Aşkale'nin ufkunda vakur nöbetçiler gibi yükselir. Yazın yemyeşil bir atlasla örtünen yamaçları, kışın bembeyaz bir hırkaya bürünür. Bu heybetli dağlar yalnızca tabiatın ihtişamını değil; bu topraklarda yaşayan insanların metanetini, sabrını ve sarsılmaz iradesini de sessizce anlatır.Akşam olunca güneş, Kop Dağı'nın ardından ağır ağır çekilir. Ufuk kızılın en zarif tonlarına bürünür. Gökyüzü birer birer yıldızlarını yakarken Karasu, ayın gümüş ışığını bağrında taşıyarak gecenin sükûtuna eşlik eder. Köylerden yükselen semaver dumanı akşam serinliğine karışır; avlularda demlenen çayın yanında edilen sohbetler, yılların eskitemediği dostlukları yeniden yeşertir.İşte Aşkale böyledir… Yalnızca bir ilçe değildir. Bir yuvadır, bir vefadır, bir Anadolu türküsüdür. Gurbet elde burna tüten tandır ekmeğinin kokusu, çocukluğun saklı kaldığı sokak, annenin duası, babanın nasihati, dostun selamıdır. Kim bu toprakların sabahına uyanmış, Karasu'nun sesini dinlemiş, yaylalarının rüzgârını içine çekmişse bilir ki Aşkale, gidilip dönülen bir yer değil; insanın yüreğinde ömür boyu taşınan bir memlekettir.Çünkü bazı şehirler yalnız görülür, bazıları yaşanır; Aşkale ise bütün güzelliğiyle hissedilir.
