Erzurum & Şehir

Aşkale Güllüdere'de Bir Yaz Akşamı

Aşkale Güllüdere'de Bir Yaz AkşamıBazı beldeler vardır; haritalarda küçücük bir nokta gibi görünürler ama gönüllerde bir ömür taşınan hasretin, sevdanın ve sadakatin adı olurlar. Aşkale, işt...

24.07.2026 - 18:09 6 dk'da okuyabilirsiniz.
Aşkale Güllüdere'de Bir Yaz Akşamı
Fuat ÇOMAKLI
Fuat ÇOMAKLI
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Fuat ÇOMAKLI
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Aşkale Güllüdere'de Bir Yaz Akşamı

Bazı beldeler vardır; haritalarda küçücük bir nokta gibi görünürler ama gönüllerde bir ömür taşınan hasretin, sevdanın ve sadakatin adı olurlar. Aşkale, işte böylesine müstesna bir diyardır. Erzurum'un batıya açılan vakur kapısı olmanın ötesinde; Anadolu irfanının yeşerdiği, kültürün nesilden nesile aktarıldığı, türkülerin dağlarla konuştuğu, gurbetin ise her yaz yeniden memlekete döndüğü kutlu bir yuvadır.
Yaz, Aşkale'ye başka türlü gelir. Güneş yalnız toprağı ısıtmaz; yıllardır gurbet ellerde yaşayan evlatların yüreğini de ısıtır. Fesleğen kokulu rüzgârlar, çocukluğun iz bırakan patikalarını dolaşır. Bir zamanlar yalın ayak koşulan çayırlar, kuzuların peşinde geçen masum günler, avuç avuç içilen buz gibi pınar suları insanın ruhuna aynı sesi fısıldar:
"Gel... Seni bekleyen ..., seni özleyen topraklar var."
Bu davete kulak verip Karasu'nun billur sularını selamlayarak Güllüdere yoluna koyulduk. Yol kenarında yorgunluğu ile ufku dolduran Kaban Dağı, yarım asrı aşkın zamandır Aşkale'nin alın terine, emeğine ve çimento fabrikasının hikâyesine sessizce şahitlik eden yarısını gitmiş dağ karşımızda yükseliyordu. Ovalardan gelen serin rüzgâr, sanki yıllardır unutulmuş Anadolu türkülerini yeniden hatırlatıyordu.
Ve Güllüdere...
Dağların eteğine vadiye kurulmuş ..
Bir yanında bereketli çayırlar,tarlalar, diğer yanında göğe uzanan yemyeşil yaylalar... Kayaların arasından süzülen kaynak suları kristal gibi parlar. Mor gevenler, kekikler, papatyalar ve bin bir kır çiçeği rüzgârla konuşur. Sabahları kuşların cıvıltısı, akşamları ise sessizliğin kendisi bu köyün en güzel ezgisidir.
Bu güzel köyde, İzmir'de yaşayan memleket sevdalısı kıymetli iş insanı Hatip Kırkpınar Bey'in doğduğu topraklara vefa nişanesi olarak yaptırdığı konağında misafir olduk. Duvarlarına emek, tavanlarına hasret, pencerelerine ise yaylaların ferahlığı sinmiş bu konak; yalnızca bir ev değil, gurbetle sılayı buluşturan gönül kapısıydı.
Bahçede gölgesini cömertçe sunan ağaçların altında semaver ağır ağır fokurduyordu.
O duman yalnızca çayın buharı değildi.
Dostluğun tüten nefesiydi.
Hatıraların yeniden canlanışıydı.
Geçtiğimiz yıl Yakutiye ye Yeşilyayla'da, Türk halk müziğinin usta çınarı İzzet Altınmeşe ile Erzurum'un güçlü sesi Harun Atmaca'nın da bulunduğu o unutulmaz meclis nasıl gönüllere taht kurmuşsa, bugün de aynı samimiyet, aynı muhabbet yeniden yeşeriyordu.
Bir süre sonra türküler dile geldi...
Gönüllere her dokunuşunda önce Sarı Gelinyurekleri titretti. Ardından Bu Gece Ay Doğacak, Yaylalar Yaylalar, Çıktım Kerpiç Duvara, Çimene Basmaya Yarim, Tello Gider Yan Gider, Kara Çuhalım Oğlan ve Kutuda Karabiber yaylaların semasında yankılandı. Kaya'nın dibinde mal mı yayılır...Hele hane sahibi...Dün gece yar hanesinde
Yastığım bir taş idi
Dün gece yar hanesinde
Yastığım bir taş idi
Altım çamur, üstüm yağmur
Yine gönlüm hoş idi...
Hem soyledi hemde turkulerin hikayelerini anlattı...yer yer hüzünletti.
Her türkü yalnızca bir ezgi değildi.
Sonra ağız bar tutkuleri...halay eşliğinde...
Karasu'nun akışıydı.
Kop Dağı'nın vakarıydı.
Gurbetin gözyaşı, kavuşmanın tebessümüydü.
Omuz omuza barlar kuruldu.
Dağlar yankılandı.
İnsan o anda anlıyor ki Aşkale'de türkü sadece söylenmez; yaşanır. Bar sadece oynanmaz; kardeşlik olur. Misafir yalnız ağırlanmaz; aileden biri olur.
Çünkü Aşkale, yalnızca güzel yaylaların, bereketli ovaların memleketi değildir.
Aynı zamanda sanatın ve kültürün de bereketli toprağıdır.
Bu topraklar; Güler Duman'ın yüreğe işleyen sesine, Arif Sağ'ın çağları aşan sazına, Erdal Erzincan'ın ustalığına, Tolga Sağ'ın duru yorumuna, Özcan Türe'nin yanık ezgilerine, Muharrem Akkuş'un, Nebahat Şimşek'in, Murat Cinisli'nin, Nuri Aktaş'ın, Latif Doğan'ın ve daha nice gönül insanının sanat yolculuğuna ilham veren kültür iklimlerinden biridir.
Onların sazında Karasu çağlar.
Türkülerinde Aşkale kokar.
Seslerinde Kop Dağı'nın heybeti duyulur.
Ve her ezgide Aşkale insanının mertliği, samimiyeti, alın teri hissedilir.
Akşam olup güneş Kop Dağı'nın ardına çekilirken gökyüzü kızılın en güzel tonlarına bürünür. Zirveler ateşten bir taç giyer. O kızıllıkta yalnızca bir gün batmaz; çocukluk, özlem, gurbet ve kavuşma aynı renk içinde birbirine karışır.
İnsan o vakit anlar ki memleket, yalnızca doğduğun yer değildir.
Adını duyunca gözlerinin dolduğu yerdir.
Bir türküsü çalınca yüreğinin titrediği yerdir.
Bir tas suyunu içince yıllar öncesine döndüğün yerdir.
İşte Aşkale tam da böyledir.
Yaz geldiğinde yalnız turnalarını değil; gurbete savrulmuş bütün evlatlarını çağırır.
Semaverinin dumanıyla...
Yaylalarının serinliğiyle...
Türkülerinin içtenliğiyle...
Düğünlerinin neşesiyle...
Barlarının vakarıyla...
Sanatçılarıyla...
Karasu'nun bereketiyle...
Güllüdere'siyle, Sazlı'sıyla, Kandilli'siyle, Çayköy'üyle, Çomoğlu.....
Kavurmaçukuru'yla ve Kop Dağı'nın heybetiyle...
Çünkü bazı topraklar yalnızca üzerinde yaşanılan bir coğrafya değildir.
Onlar insanın ömrü boyunca kalbinde taşıdığı duadır.
Hiç dinmeyen hasretidir.
Nesilden nesile söylenen türküsüdür.
Ve her dönüşte insanı ilk günkü şefkatiyle bağrına basan ebedî yuvasıdır: Aşkale.

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Nebi Emrah ŞENLİK

Bilgi Çağında Algı

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Erzurum... Ele Sevirem ki Seni...Hele Bir Selam Sal...

Yazıyı Oku
Rüveyda SOLAKOĞLU

SAHİ YİTİRDİK Mİ TÜM UMUDUMUZU?

Yazıyı Oku
Muhammet ARSLAN

Temiz Çevre , Temiz Gelecek !

Yazıyı Oku
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN

Resmen Başlanmıştır.

Yazıyı Oku
Muhammed Can CEYLAN

KUKLA

Yazıyı Oku