Çoğu insan başarısızlıktan korktuğunu zanneder;
oysa bizi durduran asıl engel, başarı sonrası bürüneceğimiz yeni kimliktir.
Kendi işini kurmaya hazır birinin "Henüz hazır değilim" diyerek ertelemesinin ardındaki derin korku şudur: Ya başarırsam ve eski konforuma dönemezsem?
Başarı yalnızca hedefe ulaşmak değil; sorumluluk alan yeni bir kimliğe çevrilmektir.
Örneğin; gün boyu şikâyet ettiği ofis hayatından kurtulmayı hayal ederken, bir anda yüzlerce kişiye liderlik eden ve risk alan bir iş insanına dönüşmek zihne ürkütücü gelir.
Zihin, memnuniyetsiz de olsa tanıdık olanı (başarısızlığı), bilinmeyen başarının getirdiği bu kimlik değişimine tercih eder.
Kendini sabotaj, tam olarak bu eski benliği koruma refleksidir.
Asıl soru şudur: Başarısız olmaktan mı korkuyoruz, yoksa başarılı olduğumuzda eski ben olamayacak olmaktan mı?
Hayatı değiştirmek için olağanüstü biri olmak gerekmez; eski versiyonun refleksif kararlarını vermeyi bırakmak yeterlidir.
