Sahi Yitirdik mi Tüm Umudumuzu?
Son zamanlarda sosyal medyada olsun, kendi çevremde olsun sürekli şu kelimeleri duyuyorum:“Hiç umudum yok.”
“Yaşıyoruz, işte gittiği yere kadar.”
Bu ve benzeri, umut yitirişine dair duyduğum ağıtlar hüzünlendiriyor beni. Lakin bir yandan da derin düşüncelere dalmama sebep oluyor.
Mesela, bu bahsedilen yitirişliğin o kadar da kolay olmadığını düşünüyorum.
Zannımca umut, şah damarı gibidir. Yokluğu düşünülemeyecek derecede önemlidir.Umut, soyut bir kelime gibi görünüp basitleştirilmesi kolay; ancak tüm varlığı sarıp bugüne, yarına, geleceğe tat veren somut bir besin olduğunu düşünüyorum.Dünyada, ülkemizde, hatta belki de ailemizde çözülemeyecek gibi görünen, can yakan, baş ağrıtan meseleler olabilir.Hepimiz çok iyi biliriz ki yolu meşakkatli, bitmeyecek gibi görünse dahi bir sonu, bir bitiş noktası vardır. Her anımız, bir sonraki vaktin umuduyla geçiyor.Farz edelim bu dünyadan geçtik, canımızdan bezdik, o kadar son noktadayız ki “Gittiği yere kadar.” deyip yaşamın akışına bırakmışız kendimizi…Bu, umudun tükenmişliği midir sizce?Yoksa diğer dünyaya olan umudun bir göstergesi mi?
Belki de insan, dünyaya dair umudunu yitirirken aslında başka bir umuda tutunuyordur.
