Genel

Türk Dilimiz Kutlu Olsun

Dilimiz Kutlu OlsunBilindiği üzere bugün 26 Eylül… Türk dili bayramı olarak kutluyoruz. Peki, bu sürece nasıl geldik sadece Karamanoğlu Mehmet bey’in 13 Mayıs 1277 ile mi başladı yoksa Cumhu...

26.09.2026 - 11:38 5 dk'da okuyabilirsiniz.
Türk Dilimiz Kutlu Olsun
Ahmet Aydemir
Ahmet Aydemir
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Ahmet Aydemir
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Dilimiz Kutlu Olsun

Bilindiği üzere bugün 26 Eylül… Türk dili bayramı olarak kutluyoruz. Peki, bu sürece nasıl geldik sadece Karamanoğlu Mehmet bey’in 13 Mayıs 1277 ile mi başladı yoksa Cumhuriyetimiz kurulmasından sonra Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Türk dil kurultayını topladığı gün olan 26 Eylül 1932 ile mi kuruldu. Tabi bu soruların da cevabı doğru olarak kabul edilir. Tarihsel sürece baktığımız da Karamanoğlu Mehmet bey’in Türkçe’yi dil olarak kabul etmesi, yıllar sonra Gazi Paşa'nın 26 Eylül’de Türk Dil Kurultayının açılışını yaparken bu tarihin bayram olarak kutlanması bizler için önemli bir gündür. Türk dili tarihsel sürecine indirgediğimiz zaman aslında bu tarihlerden çok önce kullanılması ve yaşatılması için birçok devlet ve birçok dönemin ilim insanları dilin korunması amacıyla mücadelede bulunmuşlardır. 

Örnek verecek olursak Orhun kitabeleri Türkçenin en eski bilinen ve günümüzde Moğolistan topraklarında yaşatılan 716 yılında Tonyukuk Yazıtı olan 2. Göktürk kağanlığı döneminde kayalara kazılmış belgelerdir. Bunu sırasıyla Kültigin yazıtı(723) ve Bilge kağan yazıtı(735) yılından itibaren başlayan ve büyük mücadelelere sahne olacak olan Türkistan toprakları ve Ortadoğu ve bölgelerinde ki mücadeleler Türk dilinin yaşatılması için bizlere örnek olarak gösterilir. Peki, bütün bu durumlar yaşanırken edebiyat sahasında neler oluyordu? Bu konu aslında bizlerin üzerinde önemle durulması gerek bir konu… Evet edebiyat… Herkesin bildiği gibi belki de dünyanın en önemli sahası edebiyat ve tarih. Sosyal ve ekonomi olarak ta bizleri derinden etkileyen bir saha… 

Herkesin bildiği gibi edebiyatımızda Türkçe’nin yaşatılması için geçmişimizde önemli eserler veren ilim ve bilim insanlarımızın mücadelesi küçümsenmeyecek kadar önemlidir. Türk kültüründe meşhur bir söz vardır “Eline, beline, diline sahip ol”. Derler. Hacı Bektaşi veli bu kelimeyi yorumlarken “eline” haram mala el uzatma, “beline” derken zinaya bulaşma, “diline” derken de yalandan uzak durulması yönünde yorumlarken, Orta Asya göçebe Türk toplumu ise bu kelimeyi “eline” vatanına sahip ol. “beline” soyuna ve milletini koru. “diline” ise Ana dilin ve kültürün taşıyıcısı olan Türkçe’ye sahip olunması yönünde yorumlanmıştır. 

Edebiyat sahasında ise geçmiş dönemde bizlere kazandırılan eserlerden olan önemli eserlerin hakkında kısacık inceleyelim.

Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lügati’t Türk. 11 yüzyılda yazılan bu eser Türkçe'mizin ilk sözlüğü ve dil bilgisi kitabıdır. Dönemin dillerinden üstünlüğünü kanıtlamak için kazandırılmıştır. 

Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig eseri. 1069 yılına tarihlenen Karahanlı döneminde yazılmış olan bu eser yine Türkçe'mizin en önemli eserlerinden biridir. Mutluluk veren bilgi anlamına gelen bu eser insanın hayatında ki ve ahiret hayatında ki mutluluğu ve konu alan ilk siyasetnamesi olarak kabul edilir.

Edip Ahmet Yükneki’nin Atabetü’l Hakayık eseri. Yine Türkçe'mize kazandırılan ve hakikatlerin eşiği anlamına gelen ve Türklerin İslamiyeti yaşamaları konusunda yardımcı olan, dini, ahlaki öğütler veren, ahlaki yaşamın sırlarını öğreten manzum eserlerdendir. 

Hoca Ahmet Yesevi’nin eseri ki benimde üzerinde çalıştığım bir konu. Divan-ı Hikmet eseri. Türk Tasavvufun en önemli eseri… Dönemin âlimlerinin de bu eser hakkında çokça tartışmalar ve baskılar olsa da Türkçe'mize kazandırılan bir eser. Anlama olarak Hikmetler kitabı olsa da Hoca Ahmet Yesevi bu eseri yazarken ve ölümünden sonra da yazılmaya devam eden bu eser, Hoca Ahmet Yesevi’nin hikmetleri kendiliğinden yazılmadığı tamamen hadislere dayalı bir eser olduğunu dile getirir. Türklerin İslamiyeti daha kolay anlamaları ve daha çabuk öğrenmeleri konusunda kaleme alınan bu eser sade bir dille yazılmıştır. O dönem yazılan birçok eser Arapça ve Farsça yazılması ve Türkçeyi yok sayılması gibi tartışmalar, dönemin ilim insanlarının birbirlerine reddiyeler yazması, Türk dilinin öğrenilmesi konusunda zorlanmış, Divan-ı Hikmet ise bu zorlu baskıya Türkçe cevap vermiş ve Karahanlı Türkçesi olarak yazılmıştır. 

Son olarak kısaca söylemek gerekirse dilimize sahip çıkalım. Bir medeniyetin yaşatılması için en önemli kuralı ve değişmez anayasası dildir. Gazi Paşa bu konuda bizlere bir yol açmıştır ve bizde bu yolda yürümek düşer. 

        

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Mine Aras Nalkıran

GÖRÜNMEZ OLMADAN ÖNCE

Yazıyı Oku
Ayşe Ferda KARAOĞLU

AYRICA, BALKABAĞI CADI OLAMAYACAK KADAR TATLI

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Hazanın Muhteşem Vedası

Yazıyı Oku
Meryem YARAR

Bir Kase Yoğurt, Bir Ömür Sancı

Yazıyı Oku
Ahmet Aydemir

Hoca Ahmet Yesevi ve Çay kültürü

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Romantizmden Reelpolitiğe: Kardeşlik Söyleminin Sınırları

Yazıyı Oku