Genel

AYRICA, BALKABAĞI CADI OLAMAYACAK KADAR TATLI

Tombul, turuncu, şeker mi şeker Balkabağı görselini de üzerine eklediler; alın size ‘’HALLOWEN’’ yeni bayramınız kutlayıverin dediler. Üzerine bir de Sosyal Medyada şişirince; bizim gençler ...

02.11.2026 - 21:05 4 dk'da okuyabilirsiniz.
AYRICA, BALKABAĞI CADI OLAMAYACAK KADAR TATLI
Ayşe Ferda KARAOĞLU
Ayşe Ferda KARAOĞLU
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Ayşe Ferda KARAOĞLU
Yazarın tüm yazılarını görüntüle
AYIN YAZISI

 

Tombul, turuncu, şeker mi şeker Balkabağı görselini de üzerine eklediler; alın size ‘’HALLOWEN’’ yeni bayramınız kutlayıverin dediler. Üzerine bir de Sosyal Medyada şişirince; bizim gençler de tabii aldık kabul ettik dedi hemen. Fazladan bir Bayram ne olacak ki? Daha birkaç yıl önce, çizgi filmde görüp korktukları Cadıların kılığına girmek pek bi cazip geldi bizim ‘’Z Kuşağı’’ na.

Efendim konumuz Cadılar Bayramı. Bizi uzaktan yakından, hiç enterese etmeyen bu bayramı, kutlama ya da kutlamama tercihi herkesin kendi özgür iradesinde elbette. Ancak; neyi, ne için yaptığını bilmeyen çocukları sokaklarda değişik kılık kıyafette ve daha önemlisi korkunç bir ruh halinde görünce açık söyleyeyim ürktüm. Gerçi daha sonra Amerika’da yapılan kutlamalarda yapılan aşırılığı gören insanların, gerçekten korkudan kapılarını gelenlere açmadığını izledim bültenlerde.’’ Aman’’ dedim bir sen değilsin korkup, afallayan.  İnanın; yapılan prodüksiyonları görünce bu nasıl bir Pazarlama Stratejisi diyorsunuz. Amerika’da bu gece için 13 Milyar Dolar harcanmış. Dev bir ekonomik hareketlilik. Bu harcanan para ve kamuoyuna pompalanan görüntüler sayesinde, artık Cadılar Bayramı’nın popüler bir kültür fenomenine dönüşmesinin önüne kimse geçemez. Onu da önümüzdeki yıllarda çok konuşacak gibiyiz. Ülkemizin metropollerini geçtim, Erzurum’da da çeşitli kafelerde kostüm partileri düzenlendi. Gençlerin ilgisi de hayli fazlaca idi. 

PEKİ NE BU CADILAR BAYRAMI ?

Geçmişi 2000 yıl ötesine dayanıyor. Keltlerin yaz ayını uğurlayıp, kışa merhaba dedikleri 31 Ekim gecesine ‘’Samhain’’ diyorlar. Bu gecede öte alemdeki ruhlarla, bu alemdeki perdenin inceldiğine inanılırmış. O nedenle ateş yakıp, birarada bulunmaya özen gösterilirmiş. Sonrasındaki Hristiyanlaşma ile yeni ögeler eklenmiş. 1 Kasım Azizler Günü ilan edilince bir önceki gecesi de Kutsal Arefe olmuş. Adına da Hallows ‘eve’ demişler. En sonunda da Halloween’ e dönüşmüş. Kostümlerin amacı ise; kötü ruhlara bizde sizlerdeniz diyerek onlara benzemekmiş. Tabi bunun için zamanında Orta Çağ Avrupası’nda; Engizisyon mahkemeleri tarafından yaktırılan cadı figürleri de sıkça kullanılmış. 

Ayrıca Meksika’da da böyle bir geleneksel kutlama varmış ama onların ki nispeten daha makul. Sıkça karıştırılsa da, onların ki’ Ölüler Bayramı’’ imiş. Öte dünyaya göç eden yakınlarını onurlandırmak için müzikli ve neşeli bir kutlama gecesi düzenleyip ruhlarına armağan ediyorlarmış. Onlar dini bir gerekçeye yaslandırmadan, tamamen kültürel bir gelenek haline getirmişler bu Bayram geleneğini. 

Bakınız; bu toplumların, bu kutlamalar için kendince kabul görür gerekçeleri var. Bize ne oluyor yahu? Biz ne yapıyoruz? Hangi çizgiye oturtalım şimdi bu histerimizi?  Amacım klavye başında ahkam kesmek değil asla! Fikirlere de saygımız var. Ancak; burada sorun çocuklarımız. Bu hızlı akışta elimizden kayıp gitmeleri. Elbette; cazip gelecek onlara. Kostümler, Hashtag’li paylaşımlar, Fotoğraflar, eğlenceler, organizasyonlar, farklı olma isteği vs. Ben buradan ‘’Kültür elden gidiyiiii’’ çığırtkanlığı da yapmak istemem. Ama çocuklarımız; neyi, neden yaptığını bilmiyor! Orada ne amaçla bulunduğunun farkında bile değil. ‘’Eğleniyorlar’’ işte ne var bunda? Diyenler de var tabii olabilir. Ama çocuklar korkunç kostümler arasına sıkıştırılmış, teşhir tuzağının da farkında değiller. Çocuklar diyorum! Evet bizdeki kutlamaları Lise ve Üniversite çağındaki gençler yaptı ve onlar bizim çocuklarımız .

Arabistan’daki o vasat görüntüleri de görünce gülsem mi üzülsem mi bilemedim? Dedim siz ne oluyor yahu? Konunun nerelere gideceği şimdiden  aşikar. Bırakır mı ekonomi lobileri böyle bir getirinin peşini?

Her neyse. Ayrıca ben Balkabağı’nı da çok severim. Şirin sevimli şeylere de kaş göz oyup korkunç hale getiriyorlar. Çok içerliyorum. Halbuki, zavallı Balkabağının sonbahar mevsiminin meyvesi olması dışında konuyla hiçbir ilgisi yok. Galiba olaya biraz şirinlik katmak istemişler. 

İşin şakası bir yana; ille bir şeyler kutlanacak ise bu ülkede, 2 Dini ,5 Milli Bayram var. Ben ülkemin genç dimağlarını, Bayram akşamları; elllerinde meşale, Fener Alayında görmek isterim. 

Sevgi ile esen kalın …

 

 

 

 

                

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Mine Aras Nalkıran

GÖRÜNMEZ OLMADAN ÖNCE

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Hazanın Muhteşem Vedası

Yazıyı Oku
Meryem YARAR

Bir Kase Yoğurt, Bir Ömür Sancı

Yazıyı Oku
Ahmet Aydemir

Hoca Ahmet Yesevi ve Çay kültürü

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Romantizmden Reelpolitiğe: Kardeşlik Söyleminin Sınırları

Yazıyı Oku
Yazel Yüsra ÖZNALÇIN

Bir El, Bir Cumhuriyet.🇹🇷

Yazıyı Oku