Uluslararası ilişkilerde duygusal sloganlar ile devletlerin reelpolitik çıkarları karşı karşıya geldiğinde, belirleyici olanın daima stratejik hesaplar olduğu bir kez daha teyit edilmektedir. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’nın, BM Genel Sekreterliği görevi için Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) adayı Lana Zeki Nusseibeh’in adaylığını memnuniyetle karşılaması ve destek sinyali vermesi, Türkiye kamuoyunda doğal olarak "İki devlet, tek millet" ilkesinin sorgulanmasına yol açtı. Özellikle Türkiye’nin Feridun Sinirlioğlu için bu yarışta yoğun diplomasi harcadığı bir dönemde gelen bu hamle, yalnızca bir aday tercihi değil; Ankara-Bakü hattındaki derin çatlakların, bölgesel güç dengelerinin ve İsrail ekseninin dışa vurumu olarak yorumlanmaktadır.
İbrahim Anlaşmaları ve Ortak Payda: BAE, İ*rail ile diplomatik ve ticari normalleşmeyi sağlayan İbrahim Anlaşmaları’nın baş mimarlarındandır BAE. Azerbaycan ise hem askeri teknoloji tedarikinde hem de istihbarat ve enerji ticaretinde İ*rail ile uzun yıllardır stratejik, hayati bir iş birliği yürütmektedir. Bu durum Bakü, Abu Dabi ve Tel Aviv arasında görünmeyen ama oldukça pragmatik bir çıkar ortaklığı yaratmaktadır.
Bu da demek oluyorki Azerbaycan hükümeti Türkiye ve i*rail arasında kalmıştır ve tercihini, i*railden yana kullanmıştır.
Azerbaycan yine Can azerbaycandır. Halkı yine kardeşimizdir fakat bu hükümet Türkiye Cumhuriyetine kılıç çekmiştir, kendi kalemini kırmış demektir.
