Bir Yanık Dere Türküsü Yanık Dere’yi bilir misin? Oğul... Yanık Dere'yi önce bir tanıyalım. Erzurum Yakutiye ilçesine bağlı şehitler mahallesi olarak bilinen semtte bulunmaktadır. Tarihsel konum olarak ise Mecidiye tabyalarının güney batısına düşmektedir. Bilindiği üzere Oltu ve Şenkaya yolları üzerinden Rus işgalini engellemek amacıyla Sultan Abdülmecit döneminde Top dağı tepesi üzerine inşa edilmiştir. Yanık dere dediğimiz yer ise palandöken dağlarından başlayıp top dağı denilen tepeden yol bularak bu dereye suyunu boşaltan bir deredir. Yanık Dere nasıl Yanık Dere oldu Birinci Dünya savaşı sırasında Rusların işgali altında olan Erzurum, 1917 Rusya’da yaşanan Ekim devrimi sonrası çekilmek zorunda kalan Rus birlikleri, yerini Ermeni çetelere bırakılması, dünyada en acımasız ve en vahşi olaylarına yaşanmasına sebep olmuştur. Katliamın şehrin birçok noktasından sadece biri olan ve belki de en acımasızcasına şahit olmuştur bu dere. Şehrin büyük kısmı evlerinde korku içerisinde yaşamaya mahkum edilmiş, evlerinden çıkan kim varsa bir işkenceler ve sonrası katliam... Şehri ele geçirmek için çeşitli bölgelerde katliamlara başlayan çeteler, Antranik isimli ermeni komutan, atandıktan sonra katliamlar daha da artmıştı. Yapılan bu katliamlara, Türk ordusunun gelmekte olduğu haberleri Ermeni çetelerini daha da azdırdı. Bu kez toplu katliamlara girişen bu alçak çeteler, Türkleri toplu halde yok etmeye girişmişlerdir. Daha sonra açıkca işlenen bu katliamların sayıca ençok olanı bu derede olmuştur. Kardan dolayı yolların kapanması demiryolunun da bu semtten geçmesi ermeni çetelerini Müslüman nüfus hakkında başka bir tuzağa çekmiştir. Kapanan demir yolunun açılması için çalıştırılacak insanlar arayan ermeni gruplar, il genelinde tellallar görevlendirerek şehirde eleman alımı için duyurular yapmışlardır. Yoksulluklar içerisinde yaşayan halk, eskiden komşuluk içerisinde beraberce yaşadıklarını, uyum içerisinde yıllardır yaşadıklarını söyleyerek güven mesajı vermişlerdir. Hatta işe ihtiyacı olan herkesin gelip çalışacağını ve kimseye zarar gelmeyeceğinin sözünü vermişlerdir. Bir ümit olarak bu teklifi kabul eden Müslüman Türk halkını ermeni askerler tarafından toplanarak, kavak mahallesi tren istasyonunda, ellerinden birbirlerine bağlanarak yanık dere dediğimiz yere getirilmişlerdir. Buraya getirilen Müslüman halka çukurlar açtırılarak bu masum insanlara yapacakları insanlık suçunun planlarını uygulamaya başlayacaklardır. Türk halkına kendileri açtırdıkları çukurlara başlarına kamalar, baltalar, kasaturalar ve kılıçlarlar saldırmışlardır. Vücutlarına ölümcül darbeler yiyerek hayatlarına mal olacak şekilde insanlık suçunun en acımasız olayını işlemekten geri durmamıştır. Kaçmaya çalışan masum halka ise silahlarla saldırarak öldürmüşlerdir. Silah seslerinin duyulmaması için ise tren düdük sesini kullanmışlardır. Barakalara mahkûm ettikleri halkı ise diri diri yakarak keyifle izlemişlerdir. Derede akan suyun yerini insan kanı almış, yakılarak öldürülen bu masum insanların adını yaşatmak için bu kanlı dereye yanık dere ismini vererek günümüze kadar gelmiştir. Yaşanan bu acılar karşısında günümüzde sadece isim olarak yaşayan ve her yıl Amerika’nın acaba bu kez ne diyecek diye sadece ağzına bakıp, sonrasında siyasi nedenler dolayısıyla kınamakla yetinilmektedir. Belki geçmişte yaşanan bu olaylar şehrimizin birçok noktasında toplu mezarların ortaya çıkışı, tarihimizin ve şehrimizin nelere tanık olduğunun bir belgesidir. Her ne kadar unutturulmaya çalışılsa da Türk halkı bu yaşananları asla unutmayacaktır. Unutmamak gerekir ki tarih unutanları asla unutmaz ve affetmez. Tarihle kalın dostlar...

Ahmet Aydemir