Milyarlarca yıldır var olan kâinattaki dengenin kaynağının Allah'ın ADL isminin tecellisi olduğu yadsınamaz bir gerçektir. "Adalet eşittir denge" dense hiç mübalağa edilmiş sayılmaz. Atomdan hücreye; doku, organ ve insan sisteminden güneş sistemine ve galaksilere kadar muazzam bir dengenin varlığına şahit oluyoruz. Ne var ki bu denge ve adaletli işleyiş, insanoğlunun suistimali neticesinde sarsılınca aksamalar başlıyor ve bozulan bu dengenin tekrar onarılması için yoğun bir gayret ve emek süreci işlemeye başlıyor.
Örneğin tıp bilimi, canlı üzerinde bozulan adalet ve dengenin tamiri ile onarılması için çalışır. Günümüzün en sıkıntılı hastalıklarından olan kanseri, diyabeti veya kalp hastalıklarını ele alalım; bunların her biri düzgün işleyen sistemin sekteye uğraması neticesinde ortaya çıkmıştır. Tıp ise sistemin onarılması ve düzeltilmesi için var gücüyle çalışmaktadır.
Toplumlar da tıpkı böyledir: Bozulan denge ve adalet sisteminin yeniden tesisi için askerî ve siyasi gayretlerle nizam sağlanmaya çalışılır. Ulusal ve uluslararası işleyişte de durum farklı değildir; denge ve adalet temin edilirse huzur ve mutluluk var olacaktır.
Hücreler arası denge sağlanmazsa insan vücudundaki anarşi (kanser) bedeni tüketir. Ailede sağlanmazsa geçimsizlik ve nifak baş gösterir. Devlette bu denge ve adalet sağlanmazsa toplumsal anarşi doğar. Uluslararası arenada sağlanmazsa devlet terörü (İsrail gibi) hayatın huzurunu kaçırır ve dünyayı yaşanmaz bir hâle getirir.
Kıyamet bir gün muhakkak kopacaktır. Ancak o gün gelmeden önce; sağlıksız ve dengesiz bir yaşamla vücudumuzun, ihtilaf ve çıkar uğruna ailemizin, haksız ve hukuksuz bir düzen inşa ederek devletimizin, zayıf ve tepkisiz bir yönetim anlayışıyla da dünyanın denge ve adaletini yok etmeyelim. Başta bu cennet vatan olmak üzere cihanı cehenneme dönüştürerek hayatın her alanında yaşamın zehir olmasına göz yummayalım canlar...
Muhabbetle...

Ahmet Turan AKSOY