“CUMHURİYET’’
Sözlük karşılığı ‘’Halkın kendi kendini yönetme biçimi’’ olsa da bazı milletler için Cumhuriyet çok daha fazlası.
Söz konusu topraklar Anadolu olunca; kelimenin anlamı da derinleşiyor. İçtiği hoşafta üzüm tanesi olmayan, henüz 14’ ünde Mehmet’in kanı ile sulanınca hele birde… Gerisini hiç sormayın. Allahü Ekber Dağları’nda; çarıkla donarak ölen 60 bin Kınalı kuzunun, karlar eridikten sonra ortaya çıkan naaşlarına kıyıp bakamamak hele! Yahut dönmeyi düşünmeden yola çıkan 14’lülerin hikayesini bilmek… Mezun veremeyen Liselileri düşünmek!
Maalesef yara derin, örnek fazlaca! O nedenle işte CUMHURİYET bu topraklar için çok kıymetli. Şimdi sizi Cumhuriyetin ilan edileceği günün bir önceki akşamına, Çankaya Köşkü ‘ne götüreceğim müsaadeniz ile.
Tarih 28 Ekim 1923. Çankaya Köşkü tarihi bir açıklama için misafirlerini ağırlıyor. Gazi Mustafa Kemal Kurmayları ile bir yemek masasının başında. Kemal Paşa heyecanlı ve kendinden emin. Cephede verilen mücadeleler sonlanmış, sınırlar çizilmiş. Fakat; yorgun toprakları masa başında da ayağa kaldırma vakti. Asırlar boyu devam eden bu köklü tarihi yeni formlara kavuşturmak ve resmi bir çizgiye oturtmak artık kaçınılmaz bir hal almıştır. Aslında Mustafa Kemal’in ağzından çıkacak bu yeni kelime; Farsça kökenli Cumhur (halk -topluluk) ve İyet (kelimenin sonuna getirilerek mensubiyet anlamı verir) birleştirilerek kullanılacak ve bir Rejimi nitelenecektir.
Şimdi düşünelim; aslında hali hazırda bir Meclis var ve bu meclis, ülkeyi yönetecekleri seçmiş. Ancak; uygulamada var olan bu sistemin adı henüz konulmamış. Milli Mücadelenin önde gelenleri Mecliste zaten görev almıştı. Almıştı almasına da bu konuşlanma, Meclisteki güç sisteminin eşit dağılımı konusunda ileride sorun teşkil edebilirdi. Yani Milli Mücadele döneminde prestiji artan mevcut yönetim güç dengelerini bozabilirdi. Meclisin açılışından itibaren süregelen, kaotik ortamın bir düzen alması ve gereken reformların hayata geçirilmesi için artık Cumhuriyeti ilan etmenin vakti çoktan gelmişti.
Tek Partili Dönemde bunalımlar yaşanıyordu. 27 Ekim’de mevcut Kabinenin istifasının ardından bir çıkış yolu aranmaktaydı. Lozan Barış Antlaşması imzalanmış, Ülke düşmandan temizlenmiş ancak içeride işler yolunda gitmemişti.
VE O GECE…
Gazi Mustafa Kemal; tüm bu kargaşanın içinde, yıllardır aklında bir nihayete oturtma gayreti gösterdiği o cümleyi Ekim ayının o kutlu gecesinde dillendirdi. Kimi tarihçiler, 29 Ekim tarihinin; işgal kuvvetlerince 30 Ekim tarihinde işgal edilen İstanbul’un gaspına ithafen seçildiği tezini öne sürmektedir. Sebebi o mudur, bilmem ama zamanlama yine de kusursuz olmuş. İşte müthiş zamanlamanın, kararlı ve net cümlesi:
‘’EFENDİLER! YARIN CUMHURİYET’İ İLAN EDECEĞİZ’’
Misafirler gitti ama Çankaya’nın ışıkları sönmedi! Mustafa Kemal ve İsmet Paşa ilk ve değiştirilemez maddeyi kağıda döktüler.
‘’Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yönetim şekli Cumhuriyettir’’
Ertesi gün Millet Meclisi’nde; 158 Milletvekilinin,158 oyu ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Reisi Cumhuru Mustafa Kemal Atatürk seçildi ve Cumhuriyet ilan edildi.
Şimdi; 103 yıl sonra sorarım size Cumhuriyet neydi? Hangi bedelleri ödeyerek sahip olduk? Bana soracak olursanız; 1071’de Alparslan ile geldiğimiz Anadolu’dan 29 Ekim 1923’de Cumhuriyeti ilan eden Mustafa Kemal Atatürk ile bu topraklar bizim ve bizim kalacak dememizdir.
Unutmayalım ki bazı şeyler şekil değiştirebilir, yenilenebilir, değişim ve gelişim gösterebilir ancak; özünü yitirmeyen kaybolmaz.
Gözlerim yaşararak satırlarıma son verirken; Başta bize Cumhuriyet mirasını bırakan Mustafa Kemal Atatürk ve bu uğurda vatan toprağını kanları ile sulayan şehitlerimizi şükran ve minnetle anıyorum.
Görün, görelim Cumhuriyeti! Çocukların gülen gözlerinde! Dalgalanan her bayrak gölgesinde! Üreten, başaran gençlerin heyecanında! Özgürce nefes alabildiğimiz her anda! Çünkü; bu vatanın evlatları, Hürriyetine de Cumhuriyetine de misli bedeller ödeyerek sahip oldu. Kim bilir? kazanılan her hak belki yitirilen bir Mehmet canı ile ödenmişti. Ancak hiçbir Mehmet bedeni dünya üzerinde herhangi bir hazineye denk değildi.
Bedeller çok ağır ödendi. Bu günlere kolay gelinmedi. İşte bu yüzden:
SEN ÇOK YAŞA CUMHURİYET