Bugün 17. ölüm yıldönümünde size bir Siyasi Parti Liderinden değil; Vatansever bir Anadolu evladından bahsedeceğim. Baştan söyleyeyim ; hakkında ne söylesem ne yazsam cümlelerim kifayetsiz kalır. Bu şahadet şerbetini onunla birlikte içen , bizzat tanıdığım iki memleket sevdalısı içinde ; boyun borcu diyeceklerim var. Muhsin Yazıcıoğlu, Erhan abi ve İsmail... Tarihler 25 Mart 2009 'u gösteriyor. Ülke , 29 Mart 2009 'da yapılacak olan Yerel Seçimlerin arefesinde. Meydanlar Seçime girecek partilerin marşları ile inliyor. Ancak ; 2009 seçimleri tarihe bambaşka bir sonuçla not düşecek kendini. BBP Kurucu Lideri Yazıcıoğlu ve beraberindekileri taşıyan Helikopter , Kahramanmaraş Göksun ilçesi Kanlıçukur mevkii Keş Dağında düşerek ülkeyi tarifsiz bir acıya boğacak. Kaza mı? Suikast mi? denkleminde ulaşılan sonuçlar şunlar olacak; Kazadan kurtulan olmadı ve 6 kişi hayatını olay yerinde kaybetti. Helikopter enkazına 47 saat sonunda ulaşılabildi. Gazeteci İsmail Güneş'in olayın ardından 112 ile yaptığı konuşma kayıtları yayınlandı. Güneş'İn naaşı olay yerinden oldukça aşağıda bulundu. Otopsisinde çenesinde ve ayaklarında kırıklar tesbit edildi. Helikopter ve telefonlara ait sinyallere ulaşılamadı. Kaza alanı köylülerin yer göstermesi sonucu tesbit edildi. Resmi kayıtlara ' Kaza ' olarak geçen olay; Arama-Kurtarma ihmalleri, kandaki Karbonmonoksit gazı bulguları ve çeşitli şaibeler gerekçesi ile birçok vatandaş için yüksek olasılıklı Suikast şüphesi taşıyor kanısını ortaya koydu. Kaza sonrası; yıllar süren bir hukuk mücadelesi ve skandal ihmaller silsilesi halen devam ediyor. Olaya ilk müdahale eden Kazakırım ekibinin kaydedilen görüntüleri sonrası, birçoğu yargılanmaya devam ediyor..Bağlantıları araştırılıyor. Siyasetten, Seçimden , devam eden tartışmalardan uzak bir kaç laf etmek isterim. Çünkü; Muhsin Yazıcıoğlu'nu sadece siyasi bir kimlik olarak değerlendirmek büyük haksızlık olur. Kendisini rahmetlik dayımın cenazesinde tanımıştım ilk. Yanağındaki izlerin derinlikleri çok dikkatimi çekmişti , birde mütevazı tavrı. Sonra küçük yaşta başladığım muhabirlik yıllarımda birkaç kez basın toplantılarında bulunmuştum. Gittiğim diğer Parti binaları gibi değildi. Hatta sanki o yıllarda soba yeni yakılmışta, henüz ortam ısınmamış gibi bir hava olurdu salonda. Bazen il yönetimini pardesüleri ile otururken bulurduk. Sebebini yıllar sonra anladığım bu ayrıntıyı şimdilerde anlatılanlarla birleştirince daha iyi anlıyorum. Öğrencilik yıllarını sağ-sol kavgası ile geçiren gençlerden birisiymiş Merhum Yazıcıoğlu. Nezarethanelerde geçen tütün alışverişlerini ve taraf gözetmeksizin paylaştıkları iaşe hikayelerini çokça duydum. Şiir merakını ve tabi hararetli ideolojik tartışma ortamlarının nezih havasını. Kendinden olmayanı da gözeten bu tavrı, elbette her kesim tarafından tarafsızca sevilmesinin en büyük nedenidir kuşkusuz. 'Siyaset üstü tavır ' diye tarif edilen şeyin tarifi bu olsa gerek. Gidişinin ; her cenahı bu kadar acıtmasının sebebi de tam bu aslında. Ayrıştırmadan sevmek... Taraf gözetmemek... İsmail Güneş... Aynı dönemlerde çalıştığımız Cevval Muhabir arkadaşımız. Onu hep muzip,yerinde duramayan halleri ile hatırlamak istiyorum. Ekmeğinin peşinde. Son ses kayıtlarını ne zaman duysam 'Nasıl bulunamadın? Bu nasıl bu kadar imkansız oldu?' sorusu çaresizlikle sarsıyor beni. Ne kadar büyük bir çaba sarfetti yaşamak için? Ve Erhan abi... Akıllı, idealist, vatansever. Daha çocuk sayılırdım .Yerel bir Tv'nin Reklam müdürlüğünü yapıyordu. Hep mantıklı, yol gösteren koruyup kollayan . Şahadet şerbetini aynı kazada içen diğerleri içinde durumun farklı olduğunu sanmıyorum. Ülkesi için birşeyler yapmaya, elini taşın altına koymaya hazır bir grup Ülke sevdalısı. Hazin biten hikayelerinin üzerindeki ; karabulutlar henüz dağılmamış olsada bir gerçek var artık .Onlar bu ülkenin şehit kahramanları arasındalar. Suikast mi? Kaza mı? FETÖ eli var mı? Barnabas İncili hikayesi mi? diye uzayıp giden tüm olasılıklar dahilinde, bir gerçek varsa O' da Keş Dağlarındaki bu elim olayın ülke tarihimize vurduğu acı damgadır. Üçbeş kuruş bulup buluşturulup ; kiralanan bu helikopterle geçirilen kaza ayrı bir acı iken , Suikast şüphesi olan bu kaza davasının 17 yıl içinde bir neticeye uğramaması daha büyük bir acıdır. Onlar artık Vatan Toprağında, ayrıştırılmamış bir sevgi ile gönüllerdeler. Yarım kalmış hikayeleri ile ' O güzel Atlara binip gittiler' İdealleri ve inandıkları yolda canlarını feda ettiler... Rahmetle...
Ayşe Ferda KARAOĞLU