ABD ve İsrail'in 26 Şubat 2026 günü ; İran' a ait nükleer tesisleri gerekçe göstererek başlattığı savaş, bugün itibari ile karşılıklı olarak sona erdirildi. Resmi kaynaklardan yapılan açıklamalara göre uzlaşma sağlanan konular hakkında ; 19 Haziran'da İsviçre'de gerçekleşecek toplantı ile resmi imzalar atılarak anlaşma neticelenecek. ABD'DEN GERİ VİTES… İran İslam Rejimini hep hedef gören Amerika; bölgenin azılı belası İsrail'in kışkırtmaları sonucu tam 108 gün boyunca geniş hava saldırıları ile İran'a savaş açtı. Hemen öncesinde Venezüella Devlet Başkanına ‘’Yasaklı Madde'' gerekçesi ile fütursuz bir operasyon düzenleyerek, güç gösterisinde bulunmak , ancak bu kadar Egoist bir yönetim için meşru gerekçe olabilirdi. İlk olarak İran İslam Rejimi Başkanı Ayetullah Ali Hamaney ve yönetimin askeri kanadında görev alan komutanlar füze saldırıları ile yok edilirken ; Trump, zafer nutukları atmaya erken başladığının henüz farkında değildi. Saldırıların ardından; Rejim karşıtları İran Sokaklarında davullar çalarken, karşılarındaki Afganistan, Irak ve Suriye örneklerini görmezden gelmeyi tercih ettiler. Ta ki ;gerçeğin farkında olan , İran halkı meşru müdafaa için meydanlara dökülene kadar … Savaşın parametrelerini tabi ki tek tek anlatmayacağım ama ; yakinen takip eden herkes savaşın İran ve İsrail üzerinden, aslında kimler arasında yaşandığının farkındaydı. Çin ve ABD aslında perde arkasından birbirlerine sopa gösteriyordu. İsrail; senelerdir kana susamış şekilde verdiği ‘’Vaad edilmiş Topraklar'' yalanının sözde mücadelesini sürdürüyordu. Ebedi Müttefiki ABD onlar için her daim desteğe hazırdı. İran'ın Balistik Füzeleri İsrail'i vururken ; Hürmüz Boğazının kapatılması ölümcül darbeyi vurdu. Amerika'nın ekonomisi bu yük altında %5 enflasyon tırmanışı ile gerekli sinyali veriyordu. Bu sırada ;İran'ın eski Cumhurbaşkanlarından Ahmed i Nejad haince öldürüldü. Bu meydanlarda nöbet tutan halk için büyük bir birleştirici güç oldu. Kendi arasında etnik ve dini farklılıklara rağmen halk meydanları terk etmiyordu. Dünya şaşkındı. Ambargolar altında 60 yıldır mücadele veren İran direniyor ve teslim olmuyordu. Ardından büyük bir şok daha yaşandı. İran ; BAE dahil İsrail ve Dubai'ye Baristik füze saldırılarında bulundu. Dünya şaşkındı. ‘’Az gelişmiş'' Orta Doğu ve Arap Yarımadası algısı yerle bir olmuştu. Dengeler değişiyordu. BİBİ'YE KİBARCA BİR BAY BAY… Trump ve Bibi'si için bu gelişmeler çıkar çatışması demekti. Tabi ki Trump yine kendi bekasını seçti. İran'da istediği sonuca ulaşamayacağını anlayan Trump; yaptığı onca inişli çıkışlı açıklamadan, tehditten ve hakaretten sonra İran'la anlaşmaya gitme kararı aldı. Önüne çıkan ilk fırsatta ; Netenyahu' yu küfür kıyamet saf dışı bıraktı. Durur mu Bibi? Hamisi Trump'ın bu hamlesine karşılık Lübnan'ın Güneyini akşam saatlerinde tekrar vurdu. Gerekçe olarak yine Hamas' ı gösterdi. ‘’israil ABD'nin sömürgesi değildir'' açıklamaları geldi ardından. Beyaz Saray çıldırdı tabi. Bürokraside argoyu pek bir seven Trump; Yayıncı Kuruluş Fox News'e yaptığı açıklamada ‘’Bibi'de muhakeme yeteneği yok'' diyerek yayında söylenemeyecek pek çok sinkaflı açıklamada bulundu. Öte yandan Netenyahu cephesi yaptığı açıklamalarda ‘’İran ve ABD'nin antlaşmaları bizi bağlamaz'' diyerek artık yollar ayrılıyor algısı yarattı. İki Lider adeta birbirine düştü. Konu neredeyse mahalle kavgası kıvamında ilerliyordu. Trump muhtemelen dile getiremediği daha nice Bürokrasi dışı tanımlamayı akşam ki Kafes dövüşü müsabaksında sarfedecektir. Malumunuz kendisinin doğum günü için tertip edilmiş bu akşam ki gösteri. İşte tüm bu gelişmeler olurken insan düşünmeden edemiyor ? Tüm bu bölünmeler zaman kazanıp nefeslenmenin bir parçası mı? Yoksa gerçekten güç ayrılıkları sonucu ; bu coğrafyada taşlar yeniden mi dağıtılıyor? Satranç izler gibi izliyoruz. Her cenahtan ayrı bir hamle. Bunca gelişme karşısında; ne yalan söyleyeyim beni en keyiflendiren şey Trump-Bibi restleşmesi oldu. RÜZGAR EKEN FIRTINA BİÇER… Yıllardır Filistin'i Dünya üzerinde yalnızlaştıran İsrail'in; aynı kaderi deneyimlemesi eminim bazılarımızın yüreğine biraz da olsa su serpmiştir. Bir kez daha anladık ki ; yanlış hesap hep Bağdat'tan dönmez bu sefer Hürmüz Boğazı'ndan döndü… Artık gözler antlaşmanın şartlarında…
Ayşe Ferda KARAOĞLU