Genel

ARKASI YARINLAR

ARKASI YARINLAR Teknolojinin bu kadar yaygın olmadığı zamanlarda, evlerin en kıymetli köşesinde duran bir radyo vardı. Sinyali yakalamak için antenle oynanır, cızırtılar arasında ses berrakl...

16.02.2026 - 19:56 3 dk'da okuyabilirsiniz.
ARKASI YARINLAR
Esra ÖZTÜRK
Esra ÖZTÜRK
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Esra ÖZTÜRK
Yazarın tüm yazılarını görüntüle
AYIN YAZARI

                         ARKASI YARINLAR

Teknolojinin bu kadar yaygın olmadığı zamanlarda, evlerin en kıymetli köşesinde duran bir radyo vardı. Sinyali yakalamak için antenle oynanır, cızırtılar arasında ses berraklaşana kadar sabırla beklenirdi. Ve o ses geldiğinde, evin içi bambaşka bir havaya bürünürdü: ARKASI YARIN…

Bilir misiniz, o kelimenin insanda uyandırdığı duyguyu? Nenelerimiz çok iyi bilirdi. Sabah ezanıyla uyanan ev halkı, günün işlerini erkenden bitirir; telaşın içinde bile bir heves saklardı. Çünkü birazdan radyoda hikâye başlayacaktı. Herkes yerini alır, sesler kısılır, zaman adeta yavaşlardı. O anın kendine özgü bir ağırlığı, bir değeri vardı.

Şimdi düşünüyorum da, o arkası yarınları bu kadar özel kılan neydi?

Hikâyenin kendisi miydi sadece? Elbette değildi. Asıl büyü, beklemenin içindeydi. Hemen tüketilemeyen, bir çırpıda bitirilemeyen şeylerin verdiği o tatlı gerilim… İnsanın kalbinde yer eden o küçük merak: “Yarın ne olacak?” Belki de kıymeti artıran, araya giren zamandı. Arzu ile kavuşma arasındaki mesafe.

Bugün her şey parmaklarımızın ucunda. Bir dizinin tüm bölümleri tek gecede bitiriliyor, merak duygusu hızla tatmin ediliyor. Beklemek neredeyse kusur sayılıyor; yavaşlık tahammül edilmez bir eksiklik gibi. Oysa ruhun bazı duyguları sindirebilmesi için zamana ihtiyacı var. Hız, çoğu zaman derinliği törpülüyor.

Eskiden insanlar sadece hikâyeyi dinlemezdi; o ana hazırlanırdı. Beklemek, deneyimin bir parçasıydı. Belki de bu yüzden hatıralar daha canlı, duygular daha yoğundu. Çünkü elde edilen şey, küçük de olsa bir sabrın, bir emeğin sonucuydu.

Galiba arkası yarınları güzelleştiren şey tam da buydu:
Beklemek.
O ana kavuşmak için küçük bir bedel ödemek.
Zamana saygı duymak.

Ve belki de en önemlisi, bir şeyin hemen bitmeyecek olması. Devam edecek olması. Yarın için saklanan bir umut gibi.

Şimdi kendi hayatımıza bakınca insan sormadan edemiyor:
Biz neyi bekliyoruz?
Beklemeye ne kadar tahammülümüz kaldı?
Ve hızla tükettiğimiz şeylerin içinde gerçekten ne kadar kalıyoruz?

Belki de modern zamanların unutturduğu en insani duygulardan biri bu: Beklemenin kıymeti. Çünkü bazı güzellikler, ancak zamana yayıldığında gerçek tadını veriyor. Arkası yarınlarda olduğu gibi…

 

ESRA ÖZTÜRK

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Mine Aras Nalkıran

GÖRÜNMEZ OLMADAN ÖNCE

Yazıyı Oku
Ayşe Ferda KARAOĞLU

AYRICA, BALKABAĞI CADI OLAMAYACAK KADAR TATLI

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Hazanın Muhteşem Vedası

Yazıyı Oku
Meryem YARAR

Bir Kase Yoğurt, Bir Ömür Sancı

Yazıyı Oku
Ahmet Aydemir

Hoca Ahmet Yesevi ve Çay kültürü

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Romantizmden Reelpolitiğe: Kardeşlik Söyleminin Sınırları

Yazıyı Oku