Genel

KİME GÜVENMELİ, NEYE GÜVENMELİ…

KİME GÜVENMELİ , NEYE GÜVENMELİ…En az 20 yıl öncesiydi. Bir ramazan günü iftara yetişme telaşıyla işyerini kapatmış hızlı adımlarla ailemin olduğu dükkâna doğru gitmeye çalışırken bir çocuğu...

13.07.2026 - 16:16 4 dk'da okuyabilirsiniz.
KİME GÜVENMELİ, NEYE GÜVENMELİ…
Esra ÖZTÜRK
Esra ÖZTÜRK
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Esra ÖZTÜRK
Yazarın tüm yazılarını görüntüle
AYIN YAZARI

KİME GÜVENMELİ , NEYE GÜVENMELİ…

En az 20 yıl öncesiydi. Bir ramazan günü iftara yetişme telaşıyla işyerini kapatmış hızlı adımlarla ailemin olduğu dükkâna doğru gitmeye çalışırken bir çocuğun babasına seslenişini duymuştum.

“Baba ben çok acıktım. Ne zaman yemek yiyeceğiz.”

Bu sözü duyar duymaz adımlarımı yavaşlattım ve içsel muhakemem başladı.

İftar öncesi boşalan Erzurum sokaklarında tek kalmış o ailenin yanından geçip gitmeyi hiç istemedim. Ama ya yardım talebim onurlarını incitirse diye adımlarımı yavaşlatıp yardımcı olmanın bir yolunu bulmaya çalıştım.

Arkamdan “abla” diye sesleniş sanki dünyaları vermişti bana.

Adam hastaneye geldiklerini, gidecek yerlerinin uzak olduğunu bir yemek parası verip veremeyeceğimi sordu.

Sabahtan akşama kazandığım paramın yarısını hemen verdim.

Durumu anneme anlattığımda da ayrı papara yedim. “iftar günü sofrasız olanı sen nasıl soframıza çağırmazsın iki tabakta onlara koyardık. O parayla istediklerini alamazlar ki bari tamamını verseydin. Burada karınları doyar öyle yola çıkarlardı “deyişi daha da vicdan yapmama sebep oldu. Keşke kollarından tutup soframıza davet etseydim ya da cebimdekinin hepsini verseydim diye içim içimi yedi…

Ta ki o güne kadar…

Evimize iftara gelecek olan misafirlerimizi beklerken balkondan bakınıyordum. Ezan okunmuş sokaklar boşalmıştı ama misafirlerimiz hala gelmemişti.Misafirlerimizi beklerken gördüklerim hayatı sorgulamama sebep olmuştu…

Ogün karşılaştığım o aile yine aynı yerde…
Ama daha daha büyük farkla… Cebinden çıkardığı tomar tomar paraları iftar sonrası bomboş olan şehrimde, gözlerimin önünde sayıyordu.

Alın terimle kazandığım parayı verdiğime değil de 3 gündür ya açlarsa ya susuzlarsa diye üzülmekle geçirdiğim uykusuz mutsuz günlerime yandım.

Meğer adam benden zenginmiş ya. Bırakın bir döner parasını dönerci dükkânı açabilecek parasını görünce üzüldüm…

Duygularımızı böyle tarumar edip gönlümüzü ziyan eyleyen gözleri doymaz mahlukatlar…
ALLAH ıslah etsin…

Artık neye kime güveneceğimi bilmeden rabbimin rızasını gözettim…

Ama o da ne. Orası da ayrı bir derya…

Hayır yaptığın kurum nereye bağlı sorman lazım. Eğer bilmeden yardım edersen yandın…

Hasta çocuklar için toplanan paralarla âlem yapıldığını da gördük.

Hayırdır deyip gönderdiğin eşyaların aslında hiç ulaşmadığını da gördük.

Hatta ve hatta ambalajının dahi açılmadığı eşyaların hayır sahiplerine ulaşmadan aracıların kendi arlarında pay edildiğini de gördük.

Çocuk üşüyor diye aldığın montun alkolik babası tarafından bat pazarında satıldığını da gördük.

Yerde sürünerek tekerlekli sandalye isteyen kişinin aslında yürüyebildiğini gördük.

Verecek parası olmadığı için kulağındaki son altın küpesini çıkarıp hayır kurumuna vereni de gördük,

O toplanan parayla kumar oynayanlarıda.

Yani gördükte gördük…

Şeytan görevini öyle iyi yapıyor ki
İyiliği sorgulamamıza, gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmamıza engel olabilecek her yolu temin ediyor.

Bu kadar olaya rağmen insan olabilmek, sömürülen duygularımıza rağmen gerçek ihtiyaçlıların yanında el ele olabilmek temennisiyle…

ESRA ÖZTÜRK

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Mine Aras Nalkıran

GÖRÜNMEZ OLMADAN ÖNCE

Yazıyı Oku
Ayşe Ferda KARAOĞLU

AYRICA, BALKABAĞI CADI OLAMAYACAK KADAR TATLI

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Hazanın Muhteşem Vedası

Yazıyı Oku
Meryem YARAR

Bir Kase Yoğurt, Bir Ömür Sancı

Yazıyı Oku
Ahmet Aydemir

Hoca Ahmet Yesevi ve Çay kültürü

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Romantizmden Reelpolitiğe: Kardeşlik Söyleminin Sınırları

Yazıyı Oku