Erzurum & Şehir

Hazan: Toprağa Düşen Zaman

Hazan: Toprağa Düşen ZamanZaman, kendi döngüsü içinde en olgun, en derin çehresini eylülün gelişiyle kuşanır. Yazın mağrur saltanatı usulca çekilirken gökyüzü derinleşir, akşamlar serinler, ...

10.09.2026 - 05:06 5 dk'da okuyabilirsiniz.
Hazan: Toprağa Düşen Zaman
Fuat ÇOMAKLI
Fuat ÇOMAKLI
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Fuat ÇOMAKLI
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Hazan: Toprağa Düşen Zaman


Zaman, kendi döngüsü içinde en olgun, en derin çehresini eylülün gelişiyle kuşanır. Yazın mağrur saltanatı usulca çekilirken gökyüzü derinleşir, akşamlar serinler, rüzgârın sesi değişir. Yeryüzü, yeni bir mevsimin eşiğinde ağır ağır renk değiştirmeye başlar.Erzurum’da güzün gelişi biraz daha başkadır.Eylül, Palandöken’in eteklerine usulca dokunur; Erzurum Ovası’nın geniş ufuklarına sarının ilk tonlarını bırakır. Sabah güneşi yumuşar, akşam serinliği erkenden çöker. Dağlardan süzülen rüzgâr, yaklaşan mevsimin ilk haberini taşır.
Hazan gelmiştir.Benim en sevdiğim mevsimdir sonbahar. Belki insanı kendi içine döndürdüğü, geçmişi hatırlatıp yarına başka bir gözle bakmayı öğrettiği için…Erzurum’un güzünde tabiat, bir ressamın önüne serilmiş sonsuz bir tuvale dönüşür. Kırlar, bahçeler ve yol kenarları amber, bakır, altın ve kızılın birbirine karıştığı tonlara bürünür. Ağaçlar, yazın yeşilinden sıyrılırken her yaprak kendi rengini bulur.Rüzgârda savrulan ilk yapraklar, bu uzun mevsimin sessiz başlangıcıdır.İnsan o manzaraya bakarken bir hakikati sezer:Bazı güzellikler çoğalarak değil, eksilerek tamamlanır.Ağaç, bütün yaz biriktirdiğini güz geldiğinde saklamaz; renk renk yeryüzüne bırakır. Sonbahar insana vermeyi, bırakmayı ve eksilirken bile çoğalabilmeyi öğretir.Belki Erzurum’un coğrafyası da bu hakikati anlatır.Karasu, Erzurum Ovası’nın içinden geçerken suyuyla toprağa hayat taşır. Aras, uzaklara doğru akarken dağların ve vadilerin hikâyesini beraberinde götürür. Çoruh, yükseklerden vadilere iner; taşları ve yamaçları aşarak yoluna devam eder.Su akar, zaman geçer.Fakat geçtiği yerde iz bırakır.Hazan da biraz bu izin mevsimidir.Lügatlerin en buğulu köşesinden süzülen bu kelime, yalnızca yaprakların dökülüşünü anlatmaz. İnsanın kendi içine yaptığı sessiz ve vakur bir yolculuktur.Göçmen kuşların gökyüzüne çizdiği uzun kavisler, yaprakların ayaklarımız altında çıkardığı hışırtı ve Erzurum akşamlarının serinliği, insana biraz durmayı öğretir.Yazın telaşı çekildikçe insan kendisiyle baş başa kalır. Geçmişin hatıraları, bugünün telaşı ve yarının umudu gönül terazisinde yerini bulur.Belki güzün asıl hikmeti burada saklıdır:Dökülen her şey kaybolmaz.Bir yaprak toprağa düşer, toprağa karışır.Bir hatıra gönle düşer, ömre karışır.Bir söz kalbe düşer, yıllarca orada yaşar.Çünkü toprağa düşen yalnızca yaprak değildir.Zamandır.Erzurum Ovası’na düşen ilk sarı yapraklar, geçmişten geleceğe bırakılmış küçük emanetler gibidir. İnsan onlara bakarken kendi ömründen geçen mevsimleri de hatırlar: çocukluğu, gurbeti, sevdikleri, kaybettikleri ve hâlâ bekledikleri…Fakat hazan yalnızca hüzün değildir.Ağaç yaprağını bırakırken kökünü bırakmaz. Toprak sessizleşirken hayatını kaybetmez. Güneş bulutların ardına çekildiğinde yok olmaz.İnsanın içinde de böyle bir kök vardır.Ne kadar yorulursa yorulsun, yeniden başlayacak bir baharı saklar.Şimdilik kış uzaktadır.Palandöken henüz beyazlara bürünmemiş, Erzurum Ovası güzün sıcak renklerini henüz kaybetmemiştir. Karasu, Aras ve Çoruh kendi yollarında akarken eylül şehrin üzerine ağır ağır yerleşmektedir.Daha sararacak yapraklar, daha çok esip geçecek rüzgârlar, daha nice serin akşamlar vardır.Güz daha yeni başlamıştır.Belki de bu yüzden hüzne fazla kapılmamak gerekir.Önümüzde yaşanacak günler, içilecek çaylar, seyredilecek akşamlar, hatırlanacak hatıralar ve şükredilecek nice güzellikler vardır.Bir gün kış elbette gelecektir.Ama bugün değil.Bugün Erzurum’da güzün ilk sayfaları açılıyor.Palandöken akşam ışığına yaslanıyor, ova sarının ilk tonlarını kuşanıyor, rüzgâr dallarda hafifçe dolaşıyor.Ve tabiat, bize hayatın değişerek devam ettiğini hatırlatıyor.Bazı düşüşler kaybolmak değildir.Bazı vedalar yeni bir başlangıca yer açar.Bazı hüzünler kalpte umudu büyütür.İşte hazan biraz da budur:Eksilirken çoğalmak, geçmişe bakarken geleceğe inanmak, toprağa düşerken yeniden yeşermeyi bilmektir.Eylül geldi.Güz başladı.Erzurum’un göğü biraz daha derin, akşamları biraz daha serin…Ve hayat, bütün sessizliği ve güzelliğiyle devam ediyor.Çünkü her sonbaharın içinde, daha şimdiden sessizce bekleyen bir bahar vardır.

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Mine Aras Nalkıran

GÖRÜNMEZ OLMADAN ÖNCE

Yazıyı Oku
Ayşe Ferda KARAOĞLU

AYRICA, BALKABAĞI CADI OLAMAYACAK KADAR TATLI

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Hazanın Muhteşem Vedası

Yazıyı Oku
Meryem YARAR

Bir Kase Yoğurt, Bir Ömür Sancı

Yazıyı Oku
Ahmet Aydemir

Hoca Ahmet Yesevi ve Çay kültürü

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Romantizmden Reelpolitiğe: Kardeşlik Söyleminin Sınırları

Yazıyı Oku