Genel

DÖNME DOLAPTAN DÖNEN DOLAPLARA

Bayramın tadı, tuzu çocukluk neşemizde ve masum gülüşlerimizde kaldı. Yaş aldıkça gözlerimize çöken yorgunluk, ruhumuzun bedenimizden çok daha erken yaşlandığını hissettirdi bize. ​Bayram sa...

25.05.2026 - 11:31 3 dk'da okuyabilirsiniz.
DÖNME DOLAPTAN DÖNEN DOLAPLARA
Mine Aras Nalkıran
Mine Aras Nalkıran
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Mine Aras Nalkıran
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Bayramın tadı, tuzu çocukluk neşemizde ve masum gülüşlerimizde kaldı. Yaş aldıkça gözlerimize çöken yorgunluk, ruhumuzun bedenimizden çok daha erken yaşlandığını hissettirdi bize.

​Bayram sabahları evin kapısının önünde sıra sıra dizilen ayakkabılar yok artık. Ev telefonundan gelen aramalar, akrabalarla bayramlaşmalar, cep telefonuna peş peşe gelen mesaj sesleri, aniden çalan kapı zili... Hepsi çok eskide kaldı.

​Tepsi tepsi yapılan tatlılar, börekler vardı çocukluğumuzda; annemiz mutfaktan çıktığı gibi parmaklarımızı balına bandıra bandıra bir dilim baklavayı ağzımıza attığımız an, çocukluk neşemiz Palandöken Dağı'na çıkar, orada iki halay çekerdi adeta. "Annem aniden mutfağa gelirse..." korkusu, yaşadığımız en tatlı korku çıkmazıydı. O an heyecandan çözülen dizlerimizin bağını, baklavanın ballı lokması yeniden bağlardı. Misafir gelince, bayram şekerlerinin içine doldurulduğu o ahenkli şekerliği misafir odasına götürene kadar kaç şeker atardık ağzımıza, saydık mı? Sayamadık...

​Çocuktuk...

​Ömrümüzün masumiyet zincirine dolanmış halkalarından kopmadığımız günlerdi. Etrafımızda dönen dolapların farkında olamayacak kadar çok küçüktük.

​Küçüktük tabii...

​Dönme dolap bilirdik, dönen dolapları bilmezdik! Parkta salıncağı kapmak için birbirini kovalarken düşen ve bacağını, kolunu yaralayan minik adımlardık biz. Kendi hızımızı kesecek kadar kötü koşardık lakin kimseye zararı dokunmayacak kadar sakin atıyordu kalplerimiz.

​"Nerede o eski bayramlar..."

​Her nesil kurmuştur bu cümleyi ama bizim olduğumuz çağ kadar can yakmamıştır belki. Bir yanımız savaş, bir yanımız savaştan bihaber yaşayan savaşçı. Bir yanımız yokluk, bir yanımız varlık içinde başkalarına yokluğu yaşatıyor. Sağımız da virane, solumuz da. Bayram da aynı diğer günler gibi... Unutulan değerlerimiz içinde vicdanımızdan da olduk, merhametimizden de.

​Yıllar içinde önce değerlerimizi yitirdik; sonra yitirdiklerimizi ararken girdiğimiz yollarda hep çıkmaz sokaklara düştük. Dört yanımıza örülmüş duvarlar üzerimize gelirken korktuk. Korktukça dibe battık. Yüzleşmeye çabaladığımız her korkumuz, girdiğimiz yollara geliş sebebini unutturdu bize.

​Unuttuğumuz sebeplere bir gün muhtaç kalacağız.

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Mine Aras Nalkıran

GÖRÜNMEZ OLMADAN ÖNCE

Yazıyı Oku
Ayşe Ferda KARAOĞLU

AYRICA, BALKABAĞI CADI OLAMAYACAK KADAR TATLI

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Hazanın Muhteşem Vedası

Yazıyı Oku
Meryem YARAR

Bir Kase Yoğurt, Bir Ömür Sancı

Yazıyı Oku
Ahmet Aydemir

Hoca Ahmet Yesevi ve Çay kültürü

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Romantizmden Reelpolitiğe: Kardeşlik Söyleminin Sınırları

Yazıyı Oku