Farklı olmak; eksik ya da yanlış olmak değildir. Her birey, yaradılışı gereği kendine has duygular, ifade biçimleri ve karakter özellikleri ile dünyaya gelir. Otizm ise bu "kendine has olma" durumunun adeta zirve yapmış halidir. Otizmli kardeşlerimiz, her anlamda müstesna özelliklere sahiptir.
Belki göz teması kurmakta zorlanabilirler ancak kalp gözleri, her şeyi görecek kadar güçlüdür. İsimleri seslenildiğinde tepki vermeyebilirler ama kendilerine yöneltilen her iyi ya da kötü niyeti derinden hissederler. Konuşma becerileri geriden gelebilir ancak etraftaki incitici ve yaralayıcı cümlelerin farkındadırlar. Akranlarıyla doğrudan iletişim kurmakta sıkıntı yaşasalar da, çocukların o tatlı oyun telaşlarını seyrederken yüzlerinde beliren gülümseme her şeyi anlatır.
Nörolojik Bir Farklılık: Spektrum
Etrafta dikkat çeken yineleyici davranışları olabilir; fakat burada asıl fark edilmesi gereken nokta, bunu bilinçli bir tercih olarak yapmadıklarıdır. Rutinlerine aşırı bağlılıkları ve değişikliklere verdikleri sert tepkiler, yaşadıkları nörolojik farklılığın bir sonucudur. Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), genellikle yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan, beynin yapısını ve işleyişini etkileyen nörogelişimsel bir farklılıktır. "Spektrum" olarak adlandırılmasının sebebi ise belirtilerin ve şiddetinin her bireyde farklı seviyelerde seyretmesidir.
Şunun altını çizmek gerekir: Otizmin nedeni biyolojik ve genetiktir; ebeveynlerin yetiştirme tarzıyla hiçbir ilgisi yoktur. Bu bir "hastalık" değil, bir durumdur. Dolayısıyla "iyileştirilecek" bir şeyden ziyade, erken eğitimle yaşam kalitesi artırılacak bir yolculuktur.
Anlamak, Sevmektir
Onların yaşam kalitesini artıracak en temel faktör, anlayışlı ve bilgili bir çevre içinde yaşamalarıdır. Otizmin bir hastalık değil, "farklılık" olduğunu bilmek ve bir otizmli bireye "sıradışı birine denk gelmiş" muamelesi yapmamak, onlara yapılacak en büyük iyiliktir.
Otizmli kardeşlerimizin ve ailelerinin anlaşılmaya ihtiyacı var. Onları dışlamak, toplumun dışına itmek ya da bakışlarla baskı altına almak; hem insanlığa yakışmaz hem de Allah’ın yarattığı kula eziyet etmek gibidir. Neticede her kul, ilahi bir ölçü içindedir. Yunus Emre’nin dediği gibi: "Yaratılanı severiz, Yaradan’dan ötürü." Allah’ın takdiriyle bu özel farkındalıkla dünyaya gelen kardeşlerimizi önce sevmeli, sonra anlamaya çalışmalıyız. Seversek bakışımız güzelleşir; anlarsak hayatlarını kolaylaştırmak için elimizden geleni yaparız.
Unutmayalım; otizm bir hastalık değil, farklılıktır. Dünya Otizm Farkındalık Günü’nü, onların bu özel dünyasını gerçekten anlamaya çalışarak kutlayalım.
