Genel

PARKLARDA ŞİKÂYET VAR!

Parklar; çocukların eğleneceği, gelişimsel basamakları tırmanabileceği ve temiz havayı soluyabilecekleri sosyal alanlardır. Aşıkların buluşacağı, arsızların cirit atacağı bir yer değildir. A...

14.08.2026 - 08:18 3 dk'da okuyabilirsiniz.
PARKLARDA ŞİKÂYET VAR!
Mine Aras Nalkıran
Mine Aras Nalkıran
Erzurum Gastesi Köşe Yazarı Mine Aras Nalkıran
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

Parklar; çocukların eğleneceği, gelişimsel basamakları tırmanabileceği ve temiz havayı soluyabilecekleri sosyal alanlardır. Aşıkların buluşacağı, arsızların cirit atacağı bir yer değildir. Adı üstünde: “Çocuk Parkı!” Böylesine masum amaçla kurulmuş alanları kirletmek hiç kimsenin haddi değildir.
Salıncakta sallanırken kendinden yaşça büyük abilerin, ablaların uygunsuz hâllerine şahit olan bir çocuğun geleceğinden kaygı duymalıyız. Kulağına gelen argo cümlelerin, çirkin söylemlerin çocukta bırakacağı tahribatı görmezden gelemeyiz.
Bugün anne babaların en korkulu rüyası; amacından uzaklaşarak gençlerin birbirlerine temas etme durağı hâline gelen parklardır. Bir aile, bir haber kanalına mesaj atıyor: “Bu hafta ailecek gittiğimiz parklarda gençleri uygunsuz hâlde gördük. Bununla ilgili bir önlem alınmalı...” diyor. Ne kadar üzücü, değil mi?
Ne zamandan beri çocukların salıncağında sallanıp kaydırağında kaydığı, tahterevallisindeyken gökyüzündeki pamukları topladığını düşündüğü parklar masumiyetten ve mahremiyetten kopuk hâle geldi?
Toplum olarak hangi ara bu konudan şikâyetçi olacak hâle geldik?
Şarkıları ziyan ettiler, türküleri ziyan ettiler, iki lafın belini kıracak samimi kimse bırakmadılar. Şimdi de en yaralayıcı olanı; çocukların kahkahalarına şahit olmamız gereken duraklarda istemediğimiz görüntülerle karşılaşıyoruz.
Bu geldiğimiz noktada suçlu sadece gençler değil. Anne suçlu, baba suçlu, aile suçlu, akraba suçlu, eş dost suçlu, arkadaş suçlu, devlet suçlu, bu devran suçlu... Toplum toptan suçlu.
Ne yazık ki içinde bulunduğumuz çağı suçlamak bir çözüm değil. Aslında bir suçlu aramak da çözüm değildir. Çözümü bulmak toplumsal bir mesele olmalı.
Yüzyıllar geçti ama Kur’an-ı Kerim’in ayetleri aynı, Allah-u Teâlâ’nın yasakları aynı. Cehennem korkusu aynı, cennet vaadi aynı. Ahlak aynı, edep kuralları aynı, adabımuaşeret aynı... Değişen tek şey insan müsveddesi!
“Çocuklar bizim geleceğimiz.” diyoruz. Çocukların şahit olduğu her şey, onları faydalı, ilimli, bilgili yetişecekleri bir gelecekten uzaklaştırıyor.
“Gençler bizim umudumuz.” diyoruz. Ancak gençlerin hâl ve tavırları, giyim ve kuşamları, söylemleri bütün umudumuzu kırdığı yetmiyormuş gibi kendi neslini de gelecek nesli de harap ediyor.
Nasıl çözüm bulunur?
Toplumu topluca terbiye etmedikçe ziyan olacağız. Yetmeyecek, helak olacağız.

Diğer Yazılar

Tümünü Gör
Mine Aras Nalkıran

GÖRÜNMEZ OLMADAN ÖNCE

Yazıyı Oku
Ayşe Ferda KARAOĞLU

AYRICA, BALKABAĞI CADI OLAMAYACAK KADAR TATLI

Yazıyı Oku
Fuat ÇOMAKLI

Hazanın Muhteşem Vedası

Yazıyı Oku
Meryem YARAR

Bir Kase Yoğurt, Bir Ömür Sancı

Yazıyı Oku
Ahmet Aydemir

Hoca Ahmet Yesevi ve Çay kültürü

Yazıyı Oku
Sefa ÇİÇEK

Romantizmden Reelpolitiğe: Kardeşlik Söyleminin Sınırları

Yazıyı Oku