Dünya, hayatımız, insanlar gitgide anlaşılması güç bir hal alıyor. Hep dahası hep daha fazlası her gün her şeyin biraz daha aşırısı gözüme batıyor. Bilmiyorum hayat eskiden güzeldi diyemem tabi, ama şuan güzel olması gerektiğini düşündüğüm her gün başka bir hayal kırıklığı yaşıyoruz. İpin ucu her zaman kaçar elbet, muhakkak başka ipleri tutmaya çalışıyoruz. Niye her şeyle bu kadar çok baş etmek zorundayız, niye bir şeyler kendiliğinden yolunda gitmez ki? Yolundan ederler çünkü, yoldan çıkarırlar ve bazen yolları tamamen yıkarlar. İnsan büyüdükçe hayalleri küçültmek zorunda kalmıyor sadece, hayallerini hepten yok ediyor. Yetinmeyi, ve hiç bir şey talep etmezken bile düz sıradan bir hayat yaşamayı becermeye çalışıyor. Bazen onu bile başaramıyor tabi. Bir şeyler yazmak bile artık rahatlatmıyor, hayat bu kadar boşken defterin sayfalarına ne yazmalı insan? Gayret ne değerli bir özellikmiş meğer, umarım bunu herkes daha çok şeyden pişman olmamak ve bıkmamak için erken fark eder, çünkü duran bir sudayız, ilerleyenler her zaman gayret edenler oluyor. Çoğu genç, binlerce ve yüzbinlerce genç arkadaşım; kocaman bir suyun ortasında farklı yerlerdeyiz, gençliğimizi filmlerdeki gibi yaşamayı beklerken sadece yaşamaya çalışmamız bizim ortaklığımız. Biliyorum mizahımız bizi yaşatıyor, gayret etmeyi çoktan bırakanlarımız da var tabi, içinde fırtınalar kopan ama dışardan bakılınca gamsız hayat süren biri gibi. Biz aynıyız, biz hayallerini kendine bile söyleyemeyen, gayrete yeltenecek kadar ümidi olmayan bedelli ortaklarız. Ve ödenen bedellerin sonucunu merak bile etmeyiz. İçimizden biri mutlu olsa , birisi başarsa , birisi istediği işe girse hepimiz mutlu oluruz biliyorum. Çünkü duygularımız aynı, bize hissettirilen duygular aynı. Yaşadığımız hayat, aynı yaşlarımız gibi yakın birbirine. Ve son söz olarak derler ya hani dediğimi yap yaptığımı yapma diye, işte o misal; siz gayret edin, yüreğinize ve küreğinize daha sıkı sarılın. Tabi bunu yaparken yanıbaşınızda batan kayıklara el uzatmayı ihmal etmeyin.. Geçin bu suları efendim , batmadan, yara almadan, rehavete kapılmadan, geride bir aynınızı bırakmadan geçin.

Reyhan SEVEN