ÖYLE BİR HABER Kİ KALEM ELİME AĞIR GELDİ. İÇİMDEKİLERİ DÖKMEK İSTESEM, SATIRLAR TAŞIYABİLİR Mİ?
İki gün önce hepimizin içini yakan, yalnızca acı değil, korkuyu da beraberinde getiren bir haber aldık.
Manisa’da okulun önünde yaşanan silahlı saldırı…
Evet, aylar önce de benzeri şeyler başka okullarda yaşandı. Öyle ki masumlarımızın canına bedel oldu.
Herkes devleti suçluyor, koruma önlemlerinden, güvenliklerden bahsediyor.
Kimden kimi koruyacağız? Çocuktan çocuğu mu?
Anne babalara seslenmek istiyorum. Çocuklarımızın telefonlarını değil, bizlere sarılması için ne gerekiyorsa yapalım. Sadece bedenen değil, ruhen de sağlıklı yetiştirelim onları.
Kendi iç dünyasında neler yaşıyor, neye, kime özeniyor? Geleceğe dair bir hedefi, hayali var mı? Varsa ne üstüne kurulu?Notlarını bildiğimiz, hesabını yaptığımız kadar kalbini, üzüntülerini, hassas noktalarını, korkularını da bilelim.
Çocuklarımızla konuşalım, lakin yalnızca öğüt vermek için değil, dinlemek, anlamak, görmek için de konuşalım.
Ne yaşarsa yaşasın bize gelebileceğini bilsin.
Yapmak istediği şeyi ilk bizimle paylaşsın.Yaşanan bu acı olay hepimize çok ağır sorular bırakıyor. Bu soruların cevabını yalnızca öğretmenlerden, güvenlik önlemlerinden beklememeliyiz.
Ne diyordur rahmetli Münir Özkul, Mahmut Hoca rolünde: “Eğitimin temeli evde atılır.”
Onları yargılamadan dinlersek, dünyanın bu bütün gürültüsünün arasında onların sesini duyan bir anne ve babaları olur. İşte o zaman belki “Aklım almıyor, çocuk bu, nasıl olur, nasıl yapar?” düşüncelerini bitirir, böyle olayların önüne geçmiş oluruz.
Hatta belki bir çocuğun içine attığı korkuyu, yalnızlığı,kızgınlığı ya da yanlış bir hayali, kimseye zarar vermeden önce fark eder önüne geçeriz.
