Ah şu sihirli kutu... Siyah-beyaz yıllardan günümüze ne çok can yaktın sen. İletişim dersinde çok kıymetli bir hocamız demişti de , dinlemiş ama duymamışız. 'Dünya küçüktür; iletişim çağı onu daha da küçültecektir.' doğruymuş. Şimdilerde artık Tv'den bağımsız, elimizde minyatür Tv'ler Dünya avucumuzun içinde. Kimsenin bize verdiği ile yetinmeden kendi özgür alanımızda herşeyden haberdarız. Yarının gündeminin ,bugün akşam üzeri belirlendiği ,gazete matbuasını beklemeler de yok artık. Yani demem o ki bu teknoloji müthiş birşey. Gelelim asıl meseleye! Herşey çok hızlı.Teyite muhtaç bilgi yalnış; Haber atlatma sevdası lezzetsiz, elinde her telefonu olan muhabir, sosyal medya kaos. Onlardan da bahsedeceğim size. Ama bugün şu 'kadın Kuşağı' denen saat dilimdeki programları birlikte irdeleyelim. Ayy , korkmayın canım ben o 'Türk dizisi izlemiyorum' ,'Yerli müzik dinlemiyorum' ,'Ben o tür programları izlemiyorum' diyenlerden hiç değilim. Mesleki deformasyon mudur nedir? İzlerim ben , merakta ederim. Sadece seçiciyimdir. İnsan zekasıyla alay eden hiçbirşeye tahammülüm yok. Sadece biraz hazırlıksız yakalandık bu sağanak yağışa. Yıllardır söylerim ;geç kaldık ama bu ülkenin çocuklarına ivedi bir şekilde ,Medya Okuma ve Sosyal Medya Ahlakı dersi okul müfredatlarında okutulmalı. Elinde pimi çekilmiş bir bomba savruluyor herkes. Takip ettiğim bir program var. Güven telkin eden iyi niyetine inandığım. Herkes izler ama ,sorsan 'Toplumun dinamiğini o programlar bozar.'Kimsede demez ki; Yahu bir dönüp bakalım bize ne oldu? O konular oraya taşınana kadar nerelerden geçti. Sanki, sütten çıkma akkaşıklı herkes. Bu kaos çorbasında tuzu yok kimsenin. Yanıbaşımızda ölen kadından, aç yatan çocuktan , tecrit edilen yaşlıdan bir haberiz diye hiç gelmiyor aklımıza. Karşı çıkmadığımız , ses etmediğimiz her olaydan sorumluyuz .Sadece kamuoyunun duymadığı anormaliler , kimse duymadığı müddetçe normal. Yani 16 yaşında bir kız çocuğunun evden kaçıp 50 yaşında adamla imam nikahlı yaşaması ayıp; evden kaçıran ; taciz, tecavüz, dayak, psikolojik şiddet duyulmadığı sürece ayıp değil. Halının altındaki zibil görünmedikçe kir değil. Bir yörük çadırında öldürülen küçük Müslime'yi bildiniz mi? Aslında dedesi olması gereken kişiden doğan ve yine aynı kişi tarafından katledilen! Ya mavi gözlü güzeller güzeli Leyla'yı ? Amcası tarafından aç bırakarak öldürülen. Arama kurtarma çalışanlarının bulup, sonra 'Kan çıkar' safsatası ile hatıra gönüle üzeri kapatılan? Bİldiniz mi? Ben hiç unutmadım. Ne yazık ki nicesini saklıyorum kalbimde. Medya büyük bir güçtür. İyiye kullanıldığı sürece muhteşem bir araçtır. Konulara kamuoyu oluşturmak, farkındalık yaratmak, takip etmek, gerekli kurumlara yardımcı olmak, medya hızını kullanarak toplumsal gediklere dikkat çekebilmek gibi görevleri vardır. Sorumluluk sahibi insanların elinde, oldukça faydalı bir kuvvettir. Bu karşılıklı olarak ; hizmet verenlerin ve alanların arz-talep ilişkisi ile alakalıdır. Akşam haber bültenlerinde gördüğümüz haberler; bizim yansımamız. Yani Medyada gördüklerimizde değil; öncesindeki hikayede gizli gerçekler! Ekran bir ayna. Sadece Medyada görünce örneklemiyor çocuklar. Evde eşinize nasıl davranırsanız onu görür , Otobüste kime yer verdiğinizi görür, markette teşekkür ettiğinizi, sokaktaki hayvana su verdiğinizi, yanlış yaptığınızda özür dilediğinizi görür O çocuklar. Elbette sagduyulu bir yayıncılık aslolan. Yalnışlar,kurgular canavarlarda var o ekranlarda. Ama inanalım ki ; iyileşmekse istediğimiz, önce evimiz ve çocuklarımızdan başlayacağız. Talepleri kaliteli toplumlar , işte o çıtayı herkesin bir tık üste taşımasına da sebep olur... Yeni yazılara kadar sevgi ile kalın. Anlatalım, paylaşalım, çoğalalım ...

Ayşe Ferda KARAOĞLU