Erzurum Gastesi Köşe Yazarı
Halime BİNGÖL
Hayat Kısa, Kuşlar Uçuyor: Durup Bir Bakmak Lazım
16.02.2026 - 15:01
30,021 Okunma
Güneş batarken, gökyüzünün kızıla dönen o eşsiz tonlarını izlerken, elimde telefon, gelen kutumda birikmiş yüzlerce e-posta, aklımda yarın yapılması gereken onlarca iş... Bir an durdum. Sanki yıllardır nefesimi tutmuşum, şimdi ilk kez gerçekten derin bir soluk alıyorum. O an, havada süzülen bir kuş gözüme çarptı. Kanatlarını çırpıyor, bir an bile tereddüt etmeden, sadece uçuyordu. Ne dünün yükü vardı omzunda, ne de yarının endişesi... Sadece şimdiki zamanın rüzgarına bırakmıştı kendini.
İşte o an fark ettim: Hayatı biz zorlaştırıyoruz. Kendimize, yapılması gerekenler listeleriyle, ulaşılması gereken hedeflerle, başkalarının beklentileriyle görünmez prangalar takıyoruz. Oysa hayatın özü, o büyük planların arasında kaçırdığımız küçük, sihirsiz anlarda saklı. O kuşu kaçırdıkça, güneşin batışını izlemeyi unuttukça, yanı başımızdaki çiçeğin kokusunu almadıkça, aslında hayatı değil, kendimizi ıskalıyoruz.
Küçükken ne kadar kolaydı her şey. Bir tebessüm, bir oyun, top peşinde koşarken hissettiğimiz rarsız özgürlük... Ne zaman büyüdük de bu kadar karmaşıklaştı her şey? Sürekli bir şeyleri "olması gerektiği gibi" yapma telaşı, başkalarının onayını alma çabası... Bu sonsuz koşturmaca, içimizdeki o küçük çocuğu susturdu. Oysa içimizdeki o çocuk, o parkta simit parçalayan masumiyetle kuşları besleyen çocuk gibi, anı yaşamayı, hesapsızca sevinmeyi biliyor.
Belki de çözüm, büyük değişimlerde değil, küçük kabullenişlerde gizli. Her şeyi kontrol etme arzusundan vazgeçmek, mükemmeliyetçilik prangasını çözmek... Bazen sadece durmak, bakmak, dinlemek yeterli. Tıpkı o yaşlı adamın verandasında oturup minicik bir kolibrinin avucuna konuşunu izlediği gibi. Ya da bir göl kenarında, zamanın akışını sembolize eden saat dişlileri arasında süzülen origami kuşlar gibi, kendimizi zamanın ve hayatın ritmine bırakmak...
Hayat, karmaşık denklemlerden ibaret bir sınav değil; yaşanması gereken bir deneyim. Cemal Süreya'nın o iki dizesi aslında bütün felsefemizin özeti: "Hayat kısa, kuşlar uçuyor..." Gelin, o uçan kuşların özgürlüğünü hatırlayalım. Kendimize bu yoğunluğun içinde, sadece birkaç nefeslik bir mola verelim. Belki o zaman, hayatın o eşsiz melodisini yeniden duyarız. Belki o zaman, asıl önemli olanın ne olduğunu yeniden hatırlarız.
Çünkü zaman akıp giderken, kaçırdığımız her an, bir daha geri gelmeyecek bir "şimdidir."
